Her yıl 7 – 17 Aralık tarihler arasında Türkiye’de, dış temsilciliklerimizde ve KKTC’de yapılmakta olan Hazret-i Mevlâna’nın Vuslat Yıldönümü uluslararası Anma Törenlerinin 748’incisi Konya’da Şems-i Tebrizi Türbesi’ni ziyareti ile başlamış bulunuyor…
Törenlerle ilgili bilgileri paylaşmadan önce Mevlana hakkında kısa bir bilgi paylaşmak istiyorum:
Mevlana: Muhammed Celaleddin-Rumi olarak bilinir. 30 Eylül 1207 senesinde doğmuştur. 13. YY. yaşamış olan mutasavvıf alimlerdendir.
Mevlana, Müslüman şair, fakih, ilahiyatçı, Sufi mutasavvıf olarak birçok kimlikle yazılar yazmıştır.
Manevi miraslarını İran, Tacik, Türk, Peştunlar, Orta Asya, Rumlar ve Müslümanlar olmak üzere yedi yüzyıla aşkın süredir yaymıştır. Farklı uluslara dokunan eserleri ve düşünceleri, bilim dünyasına ışık tutmuştur. Mevlana’nın hayatı ile ilgili bilinmesi gerekenler;
1207 Horasan’ın Belh bölgesinde doğmuştur.
Annesi Belh Emiri Rükneddin kızı Mümine Hatun’dur. Babası alimlerin sultanı olarak bilinen Muhammed Bahaddin Veled’in oğlu Hüseyin Hatib’dir.
Mevlana’nın kökeni Tacik, Türk ve Fars şeklinde tartışmalara konu olmaktadır.
Dönemin İslam Kültür merkezleri arasında yerini alan Belh kentinde hocalık yapmıştır.
1232 senesinde Konya’ya gelen Seyyid Burhaneddin manevi türbesi altına girmiştir. Toplam 9 sene ona hizmet etmiştir.
Mevlana’nın sanat hayatı boyunca yazdığı en büyük eseri Mesnevi olmuştur.
Celaleddin-i Rumi’nin temel öğretisi olarak bilinen tevhid düşüncesi etrafında örgütlenmektedir.
Mevlana yazdığı eserlerin çoğunu Farsça kaleme almıştır. Fakat bunun yanı sıra nadiren de olsa Türkçe, Rumca ve Arapça ’da kullanmıştır.
Konya’da yazmış olduğu Mesnevi’si ise Fars diliyle yazılmıştır.
Eserleri yazıldığı orijinal haliyle halen günümüze kadar okunmaktadır.
Büyük İran’da ve Farsça konuşulmakta olan yerlerde sıkça okunan eserlerdir.
Eserlerin çevirileri ise özellikle Azerbaycan, Türkiye, Güney Asya, ABD gibi ülkelerde yaygın bir şekilde okunmaktadır.
Mevlana, 17 Aralık 1273 senesinde tam 66 yaşında vefat etmiştir.
Konya Valiliğinin açıklamasına göre: Şems-i Tebrizi Türbesi ziyaretinin ardından Vali Özkan ve Başkan Altay, “İrfan Vakti” temasıyla Mevlâna Meydanı’na kadar birlikte yürümüşlerdir.
Yürüyüşün ardından Mevlâna Meydanı’nda Nevbe Merasimi yapılmıştır.
Daha sonra Mevlâna Müzesi ziyaret edildikten sonra Mevlâna’nın sandukası başında “Gülbang Duası” yapılmıştır.
Hazret-i Mevlâna’nın 748. Vuslat Yıl Dönümü Uluslararası Anma Törenleri kapsamında Konya’nın muhtelif yerlerinde açılan sergilerin toplu açılışını gerçekleştirmiştir.
Toplu açılış törenin ardından Mevlâna Kültür Merkezi’nde açılan “Şehrin Hafızasında Mevlâna” adlı sergiyi gezilmiştir.
Anma Törenlerinin ilk gününde “İrfan Vakti Yürüyüşü” ile başlayan etkinlikler, Mevlâna Kültür Merkezi’nde düzenlenen Mevlevi Ayin-i Şerifi programı ile devam etmiştir..
Kur’an-ı Kerim okunarak başlayan açılış programında konuşan Vali Vahdettin Özkan şunları söylemiştir;
‘‘İnsan sevgisini merkeze alan, herkesi kucaklayan ve benimseyen, hoşgörü, bütünlük, sevgi, edep, irfan kandiliyle geleceğe ışık tutan gönül insanı Hazret-i Mevlâna’yı 748. Vuslat yıldönümünde rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz.
Mevlâna Celalettin Rumi Hazretleri; akıl ve kalbin beraberliğinde, gönüllerde sevgi, hoşgörü ve tevazuu mayalamıştır. Hz. Pir’in yorumları, tevhidi ve Kainattaki nizamı zihinlere nakşetmektedir.
Hz. Mevlâna; sanat, zarafet ve edebiyatta derin tesirler bırakmıştır. Aynı zamanda medeniyetimizin ahlak anlayışını en veciz bir şekilde ifade etmiştir.
Hazreti Mevlâna; şahsiyeti ve düşünceleri itibarıyla oluşturduğu gelenekle, Türk irfan hayatını besleyen çok önemli bir kaynaktır, bir hazinedir. Bu kaynak Anadolu’dan Rumeli’ye uzanan manevi bir silsile ile irfan yolunu oluşturmuştur.
Yalnızca doğduğu zamana ait olmayan, çağların çok ötesinde yaşayıp, çevresine, insanlığa, şimdiki zaman ve geleceğe ışık tutan büyük âlim Mevlâna “Hamdım, piştim, yandım elhamdülillah” derken tüm insanlığa kemâlât yolunu göstermiştir.
Bu yıl Mevlâna Celalettin Rumi’yi anma törenlerinde “irfan vakti” diyerek medeniyet mimarlarımızın geleneğini istinat noktası yapacağız.
İrfan geleneği; Hakı bilmek, zikretmek, O’na kavuşma çabasında olmak, Dünya hayatının aldatıcı cazibesinden sıyrılmaktır.
İrfan geleneği, Hak’a kavuşmayı; en güzel ve sonsuz bir başlangıç olarak sevinç içinde karşılamaktır.
Hazreti Mevlâna, sonsuz teslimiyet içinde irfan yolculuğunun yüce mertebesi olan Marifetullah’a erişmiştir. O, İlme’l-yakîn olarak varlığın sahibini bilmiş, Hakke’l-yakîn olarak varlığın derin hakikatine yaklaşmıştır.
İbadet, amel, ahlak ve edebin hakikatte irfana ihtiyacı olduğunu özümsemiş büyük âlim Hz. Mevlâna, kalplerin derinliklerine işlenmiş; nefsin eğitilmesi ve ruhun arındırılması yolunda tüm insanlığa rehberlik etmiştir.
Gözün gördüğü hakikati idrak etmenin ancak katılaşmamış bir kalp, bağlanmamış basiret ve güzel amel ile mümkün olduğunu anlatan Hazreti Mevlâna “Kime kötü gözle bakarsan bil ki kendi varlık dairenden bakmaktasındır. Sen fena olduğundan onu fena görmektesindir, bu tıpkı eğri merdivenin basamağının da eğri olması gibidir.”
Sözlerinin devamında Vali Özkan;
“748. Vuslat yıldönümünde irfan mektebinin yetiştirdiği gönül erleri, kalbi; İlahi sıfatların tecelligâhı olarak görmektedir. Akılla buluşan kalbin, hakikati esas alarak barış, birlik, sevgi ve hoşgörü ile tüm zorlukların aşılacağı Kâmil İnsan ve Kâmil Toplum temennisiyle hepinizi muhabbetle selamlıyorum.’’ Demiştir.
Protokol konuşmalarının ardından Türk Tasavvuf Müziği Sanatçısı Ahmet Özhan konser vermiştir
Mesnevi Sohbeti ile devam eden program Mevlevi Sema Gösterisi ile sona ermiştir.
Hoşça kalınız.
