Sözlerimin başında şunu belirtmek isterim ki; Biz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini vatanımızın bir parçası, yavru vatan olarak biliyor, başta Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar olmak üzere Kıbrıs Türk halkını seviyoruz.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz günlerde Türkmenistan’ın Başkenti Aşkaabat’ta düzenlenen Ekonomik İşbirliği Teşkilatı 15’inci Liderler zirvesinde yaptığı konuşmanın bir bölümünde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile ilgili şunları söylemişti:
“Kıbrıs meselesinde, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi, çözümün anahtarıdır.
Tüm dost ve kardeş ülkelerin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin çözüm vizyonunu ön yargısız bir şekilde değerlendirmesini istiyorum.
Teşkilatımızın gözlemci üyesi olan Kıbrıs Türklerinin maruz kaldığı tecridin hafifletilmesine yönelik spor, kültür, eğitim, turizm gibi alanlarda ilişkilerin geliştirilmesini teşvik ediyoruz.”
Cumhurbaşkanımızın bu sözleri toplantıya katılan liderler tarafından kabul görmüştü.
Cumhurbaşkanımızın bu konuşması Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar tarafından ilgiyle karşılanmıştı.
KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, yaptığı yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a zirvede yaptığı konuşmada Kıbrıs’ta ortaya konulan egemen eşit iki devletli çözüme yönelik ifadeleri için Kıbrıs Türk halkı adına teşekkürlerini iletmişti.
Tatar, “İlk kez Cenevre’de müzakere masasına koyduğumuz egemen eşit, iki ayrı devlete dayalı çözüm önerimiz gündemdeki yerini korurken, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın 15. Zirvesi’nde yaptığı konuşmada ‘Tüm dost ve kardeş ülkelerin KKTC’nin çözüm vizyonunu ön yargısız bir şekilde değerlendirmeleri’ çağrısında bulunması gücümüze güç katmıştır.” ifadelerini kullanmıştı.
Tatar, Erdoğan’ın Kıbrıs meselesinde çözüm için Kıbrıs Türk halkının eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesine yaptığı vurguya ilişkin şu ifadelere yer vermişti:
“Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan 22 Eylül 2021 tarihinde BM 76. Genel Kurul görüşmelerinde ve 12 Kasım 2021 tarihinde Türk Konseyi Devlet Başkanları 8. Zirvesi’nde de yaptığı konuşma ve çağrılarda Kıbrıs Türk halkının sesi olurken, Anavatan Türkiye’nin her zaman Kıbrıs Türk halkı ile KKTC’nin yanında olduğunu belirtmişti.
Her zaman ve her koşulda Kıbrıs Türk halkı ile KKTC’nin yanında olan, yardım elini uzatan ve desteğini esirgemeyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a şahsım ve halkım adına en içten ve en samimi duygularımla teşekkür ederim.
Kıbrıs Türk halkı her zaman Anavatan Türkiye ile birlikte yürümeye devam edecektir.”
Her iki Cumhurbaşkanının açıklamaları Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin tanınması yönünde atılmış önemli bir adımdır.
Bu vesile ile Kıbrıs Barış harekatından söz etmek istiyorum:
Ne olmuştu da Kıbrıs’a Barış Harekatı düzenlenmişti?
Akdeniz’deki konumu nedeniyle tarih boyunca stratejik bir öneme sahip olan Kıbrıs, 1571’de Osmanlı Devleti tarafından fethedildi.
3 yüzyıldan uzun süre Osmanlı toprağı oldu. Ancak 93 Harbi’nde Osmanlı’nın Ruslara yenilmesiyle her şey değişti.
İngiltere’nin desteğini almak isteyen Osmanlı, 1878’de Berlin Antlaşması’nı imzaladı.
Bu antlaşmaya göre ada toprağı Osmanlı’da kalacak ancak idari kontrol İngiltere’de olacaktı.
Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı’nda İngiltere ve müttefiklerine karşı Almanya’nın yanında yer aldı.
Yenilgi, Kıbrıs’ı da etkiledi. İngiltere, 5 Kasım 1914’te Ada’yı ilhak ettiğini açıkladı.
I. Dünya Savaşı sonunda yapılan Lozan Barış Antlaşması’yla Kıbrıs, tamamen İngilizlerin kontrolüne girdi.
Ada’da 1974 harekatına giden sürecin ilk adımları 1950’li yıllarda atıldı.
Rumlar, Yunanistan’a katılmak için birtakım faaliyetlere girişti. Böylece Türkiye, meseleye dahil oldu.
Ada’da iki toplumlu Kıbrıs Devleti’nin kurulması için harekete geçildi.
Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin yürüttüğü görüşmeler sonucunda 1959 yılında Türk ve Rum halklarının ortak yönetecekleri bir Kıbrıs Devleti’nin kurulması kabul edildi.
Varılan mutabakata göre Türkiye, Yunanistan ve İngiltere garantör ülkeler oldu.
Yani Kıbrıs’ta anayasal düzeni bozmaya yönelik herhangi bir girişimde, söz konusu 3 devlete müdahale yetkisi verildi.
Kıbrıs Devleti kuruldu ama umulan barış bir türlü gelmedi. Çünkü Rum siyasetçiler, Yunanistan’la birleşme amacından hiç vazgeçmedi. Rumların bu yolda örgütlenerek harekete geçmesi çok sürmedi.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı olarak seçilen Makarios öncülüğünde kurulan EOKA (Kıbrıs Milli Mücadele Örgütü) adlı Rum örgütü, Türklere karşı saldırılara başladı.
Bu saldırıların en kanlısı ise 1963 Aralık ayında düzenlendi.
Saldırı, tarihe “Kanlı Noel” adıyla geçecek kadar vahşiydi.
Yüzlerce Türk bir gecede katledildi. Her geçen gün artan olaylara Türkiye kayıtsız kalmadı.
Türk savaş uçakları, Lefkoşa üzerinde uçarak Rumlara ilk mesajı verdi.
Ada’da artan karmaşa üzerine Birleşmiş Milletler (BM) devreye girerek kontrolü sağlamaya çalıştı.
BM’in müdahalesine rağmen Rumlar, saldırılarına devam etti. Garantör devletlerden biri olan İngiltere ise herhangi bir müdahalede bulunmadı.
20 Temmuz 1974 sabahı saat 06.05’te Türkiye, Kıbrıs Barış Harekatı’nı başlattı.
Harekat kapsamında Türk paraşütçüler, sabahın erken saatlerinde Kıbrıs semalarında göründü.
Türk ordusu Lefkoşa civarına havadan indirme, Girne civarına ise denizden çıkarma yaptı. Yaklaşık 3 bin asker harekatta görevliydi.
Harekat haberi Kıbrıslı Türkler tarafından sevinçle karşılandı. Gece boyunca süren çatışmaların ardından Türk ordusu, Rumların direnişini kırmayı başardı.
Taraflar arasında görüşmelere geçildi. Görüşmelerden sonuç çıkmayınca “Ayşe tatile çıksın” ikinci harekatı başlatacak parolaydı.
Türk ordusu, ikinci harekatta kısa sürede başarıya ulaştı. Ada’nın neredeyse yüzde 35’lik bölümü ele geçirildi. Bölgede yaşayan Türk halkının güvenliği bu kez tamamen sağlandı.
Kıbrıs Barış Harekatı’nda Türk ordusu, 498 şehit verdi. Kıbrıs Türk tarafı ise, harekatta 70’i mücahit, 270 kişiyi kaybetti.
Kıbrıs Türklerinin genel olarak verdiği şehit sayısı ise 1672 olarak kayıtlara geçti.
Sonuçta harekat sayesinde Kıbrıs’ın bugünkü sınırları çizildi.
13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu. Rauf Denktaş, Federe Devlet ve Meclis Başkanı oldu.
15 Kasım 1983’te ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) kuruluşu dünyaya ilan edildi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı da yine Rauf Denktaş oldu.
Evet…Kıbrıs Barış Harekatının kısaca özeti bu…
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar’ın son açıklamaları Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin tanınması yönünde atılmış sağlam bir adım olacaktır.
Hoşça kalınız.
