Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

‘EKONOMİK PROGRAM REEL SEKTÖRÜN NEFESİNİ TÜKETMEMELİDİR’

Mersin Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği -MESİAD- Başkanı Adnan Gündoğdu,

Mersin Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği -MESİAD- Başkanı Adnan Gündoğdu, Türkiye’nin ekonomisi ve geleceği ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Gündoğdu, ”Türkiye ekonomisinde son üç yıldır uygulanan ekonomik programın temel hedefi enflasyonu düşürmek ve fiyat istikrarını sağlamak olarak açıklanmaktadır. Ancak gelinen noktada, iş dünyası adına şu soruyu sormak zorundayız: Üç yıldır ağır bedeller ödeyerek uygulanan programın sonunda enflasyon hâlâ yüzde 30’lu seviyelerdeyse, bu sürecin maliyetini kim karşılamaktadır Programın başladığı dönemde yıllık enflasyon yaklaşık yüzde 38 seviyelerindeydi. Bugün de benzer seviyelerde seyreden bir enflasyonla karşı karşıyayız. Buna karşılık üretici, sanayici, ihracatçı, esnaf ve çalışan kesim çok ağır bir finansman yüküyle mücadele etmektedir.” dedi.

 

‘İcra dairelerine 8,5 milyondan fazla yeni dosya geldi”

 

Gündoğdu şöyle devam etti;

”Bugün Türkiye’de reel sektörün yaşadığı en büyük sorunlardan biri üretmek değil, üretebilmek için gerekli finansmana ulaşabilmektir. Veriler bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır. UYAP verilerine göre icra ve iflas dosyalarının sayısı 25 milyon sınırına dayanmıştır. Sadece geçtiğimiz yılın başında icra dairelerine 8,5 milyondan fazla yeni dosya gelmiştir. Günde yaklaşık 30 bin yeni dosyanın sisteme eklendiği bir ekonomik yapı sürdürülebilir değildir. Konkordato başvurularındaki artış da reel sektörün içinde bulunduğu sıkışıklığın en önemli göstergelerinden biridir. Son yıllarda katlanarak artan konkordato sayıları, birçok işletmenin faaliyetlerini sürdürebilmek için olağanüstü mücadele verdiğini göstermektedir. Bankacılık sektöründe takipteki alacakların 500 milyar liranın üzerine çıkması da borç ödeme kapasitesindeki bozulmanın açık bir göstergesidir. Karşılıksız çeklerdeki yükseliş ve tahsilat sürelerinin uzaması ise ticari hayatın en temel unsuru olan güven ve ödeme zincirinin zarar gördüğünü ortaya koymaktadır.”

 

”Ekonominin yalnızca enflasyon hedefi üzerinden yönetilmesi doğru değildir”

 

”Bugün yaşadığımız tablo yalnızca ekonomik verilerden ibaret değildir. Bu tablo; yatırımını erteleyen sanayicidir. Bu tablo; üretim kapasitesini düşüren işletmedir. Bu tablo; sipariş almasına rağmen finansman maliyetleri nedeniyle yatırım yapamayan ihracatçıdır. Bu tablo; çalışanını korumaya çalışan ancak krediye ulaşamayan KOBİ’dir. Ekonomide fiyat istikrarı elbette önemlidir. Ancak ekonominin yalnızca enflasyon hedefi üzerinden yönetilmesi ve reel sektörün yaşadığı sorunların ikinci plana bırakılması doğru değildir. Üretim olmadan büyüme olmaz. Yatırım olmadan üretim olmaz. Finansmana erişim olmadan yatırım olmaz. Bu nedenle artık ekonomide yeni bir denge dönemine ihtiyaç vardır. Özellikle üretim yapan, istihdam oluşturan, ihracat gerçekleştiren işletmeler için krediye erişimi kolaylaştıracak mekanizmalar hızla devreye alınmalıdır.”

 

”Yatırım, üretim ve ihracat odaklı sektörler için özel finansman paketleri hazırlanmalıdır”

 

”Ticari kredi faizleri makul seviyelere çekilmeli, KOBİ’ler ve sanayiciler için uzun vadeli ve öngörülebilir finansman modelleri oluşturulmalıdır. Yatırım, üretim ve ihracat odaklı sektörler için özel finansman paketleri hazırlanmalıdır. Bankacılık sistemi ile reel sektör arasındaki mesafe büyümemeli, tam tersine üretimi destekleyen yeni bir kredi politikası hayata geçirilmelidir. Çünkü unutulmamalıdır ki; finansmana erişemeyen işletme yatırım yapamaz, yatırım yapamayan işletme büyüyemez, büyüyemeyen ekonomi ise istihdam ve refah üretemez. MESİAD olarak çağrımız nettir: Türkiye ekonomisinin yeniden güçlü bir üretim iklimine kavuşabilmesi için enflasyonla mücadele hedefinden vazgeçilmeden, reel sektörün nefes almasını sağlayacak yeni adımların atılması gerekmektedir. Bugün ihtiyaç duyulan şey yalnızca sıkı para politikası değil; üretimi, yatırımı ve istihdamı koruyan dengeli bir ekonomik yaklaşımdır. Ekonominin gerçek gücü finans piyasalarında değil; fabrikalarda, atölyelerde, tarlalarda, limanlarda ve işletmelerde üretilen değerdir. Bu değeri ayakta tutmak hepimizin ortak sorumluluğudur.”