Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz yıllarda Millete sesleniş konuşmalarında ve çeşitli platformlarda dile getirdiği 3 çocuk yapma önerisini Resmi Gazete’de yayımlanan ‘’Aile ve Nüfus On Yılı (2026-2035)’’ genelgesiyle yeniden gündeme getirmiştir.
Cumhurbaşkanlığı genelgesinde: Evliliğin teşviki, çok çocuklu ailelerin desteklenmesi ve genç-yaşlı refahına yönelik kapsamlı adımlar öne çıkmıştır.
Bundan 3 yıl önce TÜİK’in 2023 yılı doğum istatistiklerinin endişe verici olduğunu belirten Cumhurbaşkanımız dünyanın birçok bölgesinde toplumların yaşlandığına dikkati çekerek çocuk sahibi olmanın aileler için sürekli ertelenen bir durum haline geldiğini söylemişti.
Erdoğan, evlilikler ve doğurganlık hızı azalırken, tek ebeveynli ya da parçalanmış ailelerin sayısının günden güne çoğaldığını belirtmişti.
Sayın Erdoğan, 2001’de 2,38 olan doğurganlık hızının, 2023’te 1,51’e gerilediğine dikkati çekerek, şu ifadeleri kullanmıştı:
“Nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,1 seviyesinin altındayız. Bu, açık söylüyorum Türkiye açısından varoluşsal bir tehdittir, bir felakettir. Mevcut durum ülkemiz için tolere edilebilir olmaktan çıkmıştır.
Biz bu tabloyu gördüğümüz için biliyorsunuz sürekli 3 çocuk tavsiyesinde bulunuyorduk.
Tavsiyemizden dolayı pek çok kez eleştiriye uğradık. Maalesef zaman, öngörülerimizde bizi haklı çıkardı.
En az 3 çocuk çağrımızın önemi bugün daha iyi anlaşılıyor.
Şunu bir defa idrak etmemiz gerekiyor, nüfus, millet olarak en büyük gücümüzdür ve bunu korumak zorundayız. Önümüzdeki dönemde bu konuda daha kararlı olacağız.”
..Ve nihayet bu konuda bir genelge yayınlamıştır.
Yayınlanan Genelgede, küresel ölçekte uzun yıllar nüfus artışının kalkınmanın önünde engel görülerek doğurganlığı azaltıcı politikalar uygulandığı belirtilerek özetle şunlar ifade edilmiştir:
“…Cinsiyetsizleştirme başta olmak üzere zararlı akımlar insan hakları ve bireysel özgürlükler söylemini araçsallaştırarak aile kurumunu, nesilleri, milli ve manevi değerleri tehdit etmeye başlamıştır.
Günümüzde demografik yapımızda medeni durum, hane büyüklüğü, yaş profili ve mekansal dağılım boyutlarıyla belirgin bir dönüşüm yaşanmaktadır. Doğurganlık hızımız Cumhuriyet tarihimizin ölçülen en düşük seviyesine gerilemiş, aile ve nüfus yapısındaki menfi değişimler varoluşsal bir boyuta ulaşmıştır.”
Genelgede yapılacaklar şöyle sıralanmıştır:
***Aile ve nüfus yapısının korunması ve güçlendirilmesi hususundaki ülke önceliklerimiz ulusal politika belgeleri ile kurumların stratejik plan ve programlarına dahil edilecek, bu öncelikler uluslararası belgelerin müzakere süreçlerinde ve uluslararası kuruluşların Türkiye ülke programlarının hazırlanması, kabulü ve uygulanmasında kamu kurum ve kuruluşlarınca esas alınacaktır.
***Tüm kamusal politika, düzenleme, uygulama ile kamu kurumları tarafından yürütülen veya desteklenen araştırmalar aile kurumuna ve nüfus değişimine etkileri yönünden değerlendirmeye tabi tutulacak ve sonuçlar uygulama süreçlerine yansıtılacaktır.
***Kamu kurum ve kuruluşları somut görev alanlarıyla ilgili faaliyetlerinde aileyi koruyucu ve nüfusu artırıcı yaklaşımla hareket edecek, uygulamalarını buna göre yürütecek, resmi belgelerinde, plan ve programlarında, hizmet içi eğitimlerinde aile ve nüfus politikasıyla uyumlu kavramsal çerçeve esas alınacak, bu çerçeveye ilişkin rehberlik Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından sağlanacaktır.
***Aileyi ve nüfusu olumsuz etkileyen cinsiyetsizleştirme akımı, zararlı alışkanlık ve bağımlılıklar, nesilleri her türlü menfi etki ve müdahaleye karşı koruyacak bütüncül bir politika çerçevesinde ele alınacaktır.
***Evlilik müessesesinin toplumsal itibarı korunacak, evliliklerin sağlam temeller üzerine inşa edilmesi ve nitelikli bir biçimde sürdürülmesi, genç yetişkinlerin evliliğe teşvik edilmesi ve evliliğin kolaylaştırılmasına yönelik mekanizmalar güçlendirilecektir.
*** ‘Annelik ve babalık’ çocuğun sağlıklı gelişimindeki belirleyici rolüyle toplumsal bir değer olarak tahkim edilecek, çok çocuklu aile yapısı desteklenecek, çocuk sahibi olmayı özendiren ve kolaylaştıran uygulamalar hayata geçirilecektir.
***Gençlerin donanımlı bireyler olarak yetiştirilmesine yönelik politikalar güçlendirilecek, yaşlı refahına yönelik sürdürülebilir sosyal güvenlik ve sağlık sistemleri ile başta aile merkezli olmak üzere çeşitlendirilmiş bakım ve destek modelleri geliştirilecek, kuşaklar arası dayanışma pekiştirilecektir.
***Nüfusun dengeli dağılımını gözeten bütünleşik bir çerçevede kırsal alandaki nüfus kaybının önlenmesi, kentlerde yoğunlaşan nüfusun kırsal alanlara geri dönüşünün özendirilmesi ve kentsel mekanların aile ve çocuk odaklı bir perspektifle dönüştürülmesi için bütüncül tedbirler hayata geçirilecektir.
**-Mevcut hukuki düzenlemeler aile ve nüfus yapısını koruma ve güçlendirme yaklaşımıyla gözden geçirilecek, belirlenen ihtiyaçlar doğrultusunda yeni hukuki düzenlemelere ilişkin çalışmalar yürütülecektir.
***Aile ve nüfus yapısında meydana gelen değişimlerin düzenli olarak takip edilmesi ve incelenmesine yönelik ulusal, stratejik ve resmi istatistik üretilen araştırmalar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı sorumluluğunda yürütülecek, güçlü aile ve nüfus hedefleri doğrultusunda lisansüstü programlar ve araştırma teşvikleri başta olmak üzere akademik altyapı geliştirilecektir.
***Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi’nin etkin icrası için kurumsal yapılanma, yerel uygulama kapasitesi, işbirliği, teknik ve dijital altyapı güçlendirilecek, personelin mesleki yetkinliği geliştirilecektir.
***Türkiye’nin konuya ilişkin olarak uluslararası mecralarda üstlendiği öncü rolü tahkim eden diplomasi faaliyetleri yürütülecek, ülkemiz ile benzer tutum sergileyen ülkelerle işbirlikleri geliştirilecektir.
***Tüm kitle iletişim araçlarındaki zararlı unsurların tespiti, değerlendirilmesi ve önlenmesine yönelik dijital aile kalkanı oluşturulması başta olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında gerekli tedbirler alınacak, aile dostu yayıncılık teşvik edilecek ve sorumlu medya kullanımı bilinci yaygınlaştırılacaktır.
***Güçlü aile ve nüfus hedeflerine dair iletişim kampanyaları yürütülecek, bu konular örgün ve yaygın eğitim programlarında temel bir bileşen olarak ele alınacaktır.
***15- Her yıl mayıs ayının son haftası ‘Milli Aile Haftası’ olarak kutlanacak, kamu kurum ve kuruluşlarınca bu haftanın anlam ve önemine uygun etkinlikler düzenlenecektir.”
İşte Cumhurbaşkanlığı Genelgesinde ayrıntılı olarak bunlar dile getirilmiştir.
Evet…
Evlenmek ve iki çiftin mutlu bir yuva sahibi olması Peygamberimizin Sünnetidir.
Peygamberimiz: “Nikah benim sünnetimdir” buyurmuştur.
Yine Peygamberimiz:
“Evleniniz. Çünkü ben sizin çoğalmanızla iftihar ediyorum” buyurmuştur.
Bugün nüfus planlaması ve doğum kontrolü sadece ülkemizde değil bütün dünyada üzerinde en çok tartışılan konulardan biridir.
Nüfus planlaması insanların istedikleri sayı ve zamanda çocuk sahibi olmaları şeklinde tarif edilmiştir.
Ülkemizde yeni gibi görünen nüfus planlamasının aslı çok eskilere dayanmaktadır.
İngiliz İktisatçı Malthus’tan ilham alınarak her yıl belirli bir sayıda artan dünya nüfusuna gıda kaynaklarının yetmeyeceği fikrinden hareket edilmektedir.
Bu sebeple çocuk düşürmeye müsaade edilmesi, evlenmelerin kısıtlanması ve doğumlara mani olunması istenmektedir.
Aslında zihin ve beden gücünü iyi kullanan milletlerde artan nüfusla birlikte gıda kaynakları da buna paralel olarak çoğalmaktadır.
Malthus’un hesaplarına göre insan nesli çoğalsa idi bugün dünyada ayak basacak yer kalmazdı.
Geçim kaynakları artan nüfusa göre çoğalmaktadır.
Bataklıklar kurutulmakta, çöller yeşertilmekte, denizlerden tatlı sular elde edilmek suretiyle çorak yerler sulanmaktadır.
Evlatların çoğalmasını önlemek için ortaya atılan nüfus planlaması aslında dünyaya hakim olmak isteyen milletlerin, iktisadi yönden geri kalmış bölgelerin kalkınmalarını önlemek için ortaya koydukları siyasi bir oyundur.
Bu insanları beslemek gibi zor bir sıkıntıdan kurtulmak değişen ve gelişen dünyada bunların söz sahibi olmalarını önlemektir.
Evladın çoğalmasını önlemek için de çeşitli tedbirler önerilmektedir.
Erkeklerde: Azil, prezervatif, kromozomların üremesine mani olmak, meni kanallarını bağlamak;
Kadınlarda: Hazneye merhem koymak, fitil kullanmak, temastan sonra yıkanma, gün kollama, düşük için çeşitli yöntemler, kürtaj, ağızdan alınan haplar, rahime yerleştirilen spiral… gibi tedbirler alınması istenmektedir.
Bu metotların hiç birisi yüzde yüz zararsız ve emin değildir.
Erkeğin haberi olmadan kadınlar tarafından akla gelmedik usullerle düşük teşebbüslerine girişilmektedir.
Sabun, ebegümeci, çiriş, tavuk tüyü, kinin, opyol östrojen hormon zerkleri… gibi çok tehlikeli teşebbüslere girişilmektedir.
Normal doğumlar bile tehlike arz ederken evladın çoğalmasını önlemek için düşük yapma teşebbüsleri anne hayatını her an tehlikeye sokabilir ve düşük teşebbüsleri ölümle sonuçlanabilir.
Cumhurbaşkanımızın Genelgede belirttiği şekilde 3 çocuk yapma önerisi ülkemiz için en ideal bir görüş ve tavsiyedir.
Hoşça kalınız.

