( NOT: Halk oyunlarımızdan ‘’Anamur Yolları ‘’ TRT’nin açtığı yarışmaya dünürüm merhum Ekrem Güneşli ile değişik rumuzla katıldığımız bir Radyo tiyatrosu…
Tiyatro eseri: ‘’ Anamur Yöresel Halk Hikayeleri ‘’ isimli kitabımda geçen Anamur Yolları’nın hikayesinden esinlenerek yazılmıştır.
Bu bölümde; Kanuni Ahmet çavuş, yavuklusu Gülizar, Gülizarın Anne babası, dede ve ninesi, Ahmet Çavuşun askerde her iki bacağının kesilmesi ve protez takılması, eve dönüşü ilgili ilginç olaylar dile getirilmiştir.
Liselerin Tiyatro kolları tarafından ya da Radyo evleri tarafından arkası yarın kuşağında yayınlanabilir.)
( birinci bölümün devamı)
***EFEKT: KISA MÜZİK FONDA – KAPANAN KAPI FONDA
ESE DAYI: Gülüzar, sen misin kızım? Nerede kaldın?
GÜLÜZAR: Kargalar bostana zarar veriyordu kovmaya gittim dede?
ESE DAYI: (GÜLÜMSER)Hey gidi gençlik, senin yaşındayken ben de anama bir yalan uydurur, sevdiğim kıza giderdim…
GÜLÜZAR: (İNKAR EDER) Ama dede…!
ESE DAYI: Şu gözlere bak, inkâr etme, her akşam üzeri Ahmet’le görüşmeye gittiğini biliyorum …
***EFEKT; KISA MÜZİK FONDA . AÇILAN KAPI FONDA
DÜRDANE ANA: Ahmet! Hele buraya gel…
AHMET: Buyur nene?
DÜRDANE ANA: Sende bir değişiklik görüyorum torunum..Aynanın karşısına geçip saçını tarıyorsun. Oturuşun, duruşun, konuşman bile değişti kim bu kız?
AHMET: Kız falan yok nine! Nereden çıkardın bunu!
DÜRDANA ANA: (GÜLER)Sen yaşlardayken bizim de başımızdan böyle bir sevda geçti…Bir birimizi seviyorduk, ama ailelerimiz yaşımız küçük diye izin vermedi…O sevdiğim çocuk başka bir kızla evlendi sonra.
AHMET: İlahi nene ! Sen saman altından su yürütüyormuşsun da haberimiz olmamış.
***EFEKT: GEÇİŞ MÜZİĞİ. KUŞ SESLERİ / AKAN DERE/
AHMET: Gülüzar!
GÜLÜZAR: Ahmet!
AHMET: Bugün hava ne kadar güzel Gülüzar…Şu kuş sesleri, yakında akan dere, uzakta görünen yemyeşil bahçeler…! Gök yüzünde uçuşan beyaz bulutlar!…
GÜLÜZAR: (GÜLER) Yalnız onlar mı?
AHMET: (GÜLÜMSER)Sen her şeyden güzelsin! Bakışların, yemyeşil gözlerin, omuzlarına dökülen sarı saçların,
GÜLÜZAR: Yalancı! Neyse, gompil ekmeği yaptım, haydi gel ye…! Babamın Bozyazı’dan getirdiği pirinçle ilav da var, bakalım beğenecek misin?
AHMET: Gülüzar,
GÜLÜZAR: Efendim Ahmet!
AHMET: Şey… Dedenden istetsem seni, benimle evlenir misin?
GÜLÜZAR: Bilmem ki dedem bilir.
AHMET: O…Ellerine sağlık plav çok lezzetli olmuş…
GÜLÜZAR: Afiyet olsun!***EFEKT: GEÇİŞ MÜZİĞİ.
ESE DAYI: Hoş geldin Dürdane kadın!
DÜRDANE ANA: Hoş bulduk Ese!
ESE DAYI: Yıllar sonra karşılaşıyoruz seninle değil mi? Hiç değişmemişsin Dürdane! Sadece saçında beyazlıklar “aklar var” ama hala güzelsin.
DÜRDANE ANA: Sen de değişmemişsin Ese…! Yalınız gözlerinin altında morluklar var, saçın da biraz dökülmüş…
ESE DAYI: Eee…Torun büyütmek kolay mı ?
DÜRDANE ANA: Ben buraya hayırlı bir iş için geldim Ese…Allah’ın emri Peygamberin kavliyle torunum Ahmet’e, torunun Gülüzarı istiyorum…Gayri sen bilin… ESE DAYI: (GÜLER)Biliyorum Dürdane! Biliyorum…Daha kapıdan girişte anladım…
DÜRDANE ANA: (AĞLAR GİBİ) Birbirimizi sevdiğimiz halde, evlenmek kısmet olmadı, hiç olmazsa…
ESE DAYI: (KESER)(GÜLER)Torunum Gülüzar ile Ahmet’in arasında bir ilişki olduğunu biliyorum…Allah yazdıysa, niye olmasın…
***EFEKT: KISA MÜZİK FONDA
GÜLÜZAR: (ÜZGÜN)Ahmet!
AHMET: Gülüzar!
GÜLÜZAR: Demek askere gidiyorsun. Senin yokluğuna nasıl dayanacağım Ahmet.
AHMET: Kısmetse, askerden dönüşte düğünümüzü yaparız…Yoo…ağlama güzel gözlerini sil…benim sağ-salim dönmem için dua etmeni istiyorum.
GÜLÜZAR: Bu mendili senin için işledim, ona baktıkça beni an…
AHMET: (GÜLÜMSER) İşte iç cebime yerleştiriyorum…Şey… Hakkını helal et Gülüzar.
GÜLÜZAR: Helal olsun Ahmet…Sen de hakkını helal et.
AHMET: Helal olsun …
***EFEKT: KISA MÜZİK FONDA İSLANBUL GALATA KÖPRÜSÜ- KALABALIK SESİ
GAZETECİ ÇOCUK: Yazıyor! Yazıyor! İktam Gazetesi yazıyor…Balkan savaşı çıktı!
***EFEKT: TOP SESLERİ – ALLAH ALLAH SESLERİ
AHMET: (BAĞIRIR)Al bakalım kefere ! Bu el bombası aklını başına getirir…
***EFEKT: PATLAYAN BİR ŞAREPNEL PARÇASI
AHMET: Ah !
I- ASKER: Çavuşum! Ahmet çavuşum…yaralandınız mı?
AHMET: Yaralandığımı kimseye söyleme çocuk! Askerin morali bozulmasın!
I-ASKER: Yaran kanıyor çavuşum…! Çavuşum! (AĞLAR) Bu bacakla savaşamazsın…
AHMET: Emir veriyorum, ateşe devam et…
***EFEKT: KISA MÜZİK FONDA. SAHRA HASTANESİ- YARALI ASKER İNLEMELERİ
ASKERİ DOKTOR: Geçmiş olsun evlat!
AHMET: Sağ ol efendim!
ASKERİ DOKTOR: İlk zamanlarda takma bacaklarla yürümek zor gelir ama, sonra alışırsın…kesmesek kangren olacaktı…Eee…Yarın taburcu oluyorsun,
AHMET: (EKOLU-İÇ ÇEKER) Keşke o şarapnel parçası ile hayatım sona erseydi ..! Şimdi yarım bir adamım, kendime faydam yok ki, evleneceğim kıza olsun…!
ASKERİ DOKTOR: Adana’ya aktarmalı gidersin…Anamur askerlik şubesinden işlemlerini yaptırdıktan sonra, bir at temin ederek, verdiğim rehberle köyüne gidersin…
AHMET: (BURUK)Size bir sürü zahmet ettim, hakkınızı helal edin efendim!
ASKERİ DOKTOR: Helal olsun evladım…
***EFEKT: KISA MÜZİK- –AKŞAM. KÖPEK HAVLAMALARI
DUDU: Off…çok yorulmuşum…! Durdane anam yatalak. Musa dersen kendine hayrı yok…Bütün evin işleri bana bakıyor, üstelik keçi ve oğlakları da ağıla ben katıyorum… “ESNER”
***EFEKT: KAPI DÖVÜLÜR
DUDU: Hayırdır inşallah! Hava da karardı, “akşam vakti kim gelir bu saatte komşu geldi desem, kimse kapımızı çalmaz…belki darda kalmış bir Tanrı misafiridir…
***EFEKT: KAPI AÇILIR FONDA
DUDU: Gözüm iyi seçmiyor, sen kimsin?
AHMET: (BURUK)Ana…! Beni tanımadın mı? Ben Ahmet!
DUDU: (AĞLAR) Ahmet! Oğlum!
AHMET: (AĞLAR)Anam!
DUDU: Burnumda burcu bucu tüttün. Gel seni bir doya doya koklayım…Kokunu içime çekiyim…
AHMET: Babamla, ninem nerde ana?
DUDU: Yemeklerini yiyip yattılar…Dur, onları kaldırırım şimdi. Sen üstünü soyun hele, yol yorgunusun…(UZAKLAŞIR )
MUSA: Dudu. Ahmet mi geldi yoksa?
DUDU: (AĞLAR) Ahmet geldi…İki bacağı da takma, sakın belli etmeyin …İçlidir zaten,
MUSA: Yavuklusunu sorarsa…
DUDU: Alıştıra alıştıra ben anlatırım…Haydi şimdi yanına gidelim.
AHMET: Baba…Nene!
DÜRDANE ANA: Ahmet! Aslan torunum…!
AHMET: (AĞLAR) Nene! Artık ben yarım adamım…
DÜRDANE ANA: Canın sağ olsun oğlum! Balkan savaşına gidip te dönen var mı? Yine sağ-salim dönmüşsün!
MUSA: Bacakların takma olsa ne çıkar, Senin gibi takma bacakla dolaşan o kadar insan var…Onlar dert ediyor mu?
DUDU: Yoldan geldin, yat dinlen, sabah bol bol konuşuruz …
(devam edecek )

