Değerli Başkanlar ve Meclis Üyeleri,
Mersin’de belediye sınırlarınız içinde yaşayan yurttaşlarımızın oylarına talip olarak yerel hizmet ve yaşam kalitelerini geliştirmek ve yükseltmek üzere, seçilen Mersinli kardeşlerimiz olarak sizlerden ülkemizde giderek büyüyen ve kanayan ulusal yaramız “VAHŞİ MADENCİLİĞE” karşı sahada daha fazla destek beklentimiz artmaktadır.
Çünkü, bölgemizdeki yurttaşlar, olarak ailemizin ve çocuklarımızın beş yıl süre ile sağlıklı ve mutlu yaşam için geleceklerini, sizlere emanet ettiğimiz eski Türkçe ile -Şehremini- yani, şehrimizin en emin ve güvenilir seçilmiş kişilerisiniz.
Bugüne kadar verdiğiniz değerli ve önemli hizmet ve çalışmalar için, sizlere ve birlikte görev yapmış emek vermiş, herkese çok teşekkür ediyoruz.
Bildiğiniz gibi Arslanköy ve Tırtar köyleri Bolkar dağlarının eteğinde yaklaşık 1453 metre rakımda yer almakta olup Mersin’e 55 km uzaklıkta yer alan yerleşim yerleridir.
Toros sıradağlarının üç önemli geçit veren noktalarından biri olan Dümbelek boğazı, Bolkar(Bulgar) Dağındaki, Tahtacı Türkmenler için yüzyıllardır kültür ve inanç değeri olan en yüksek tepedeki Bozoğlan Yatırının olduğu bu platoya da Arslanköylüler -Kır- olarak tabir etmektedirler. Bu bölgede Alevi Türkmen ve Tarsus Yörükleri için kültürlerini yaşadıkları ve yaşattıkları, yazın çadır kurarak hayvanlarını( keçi -koyun) otlatarak geçimini sağladıkları çok önemli doğal mera ve yaşam alanları vardır.
Ancak, bu alanda 521 dekar ( ~5210 dönüm) alanda ortaklık yapısı sır gibi saklanan BERUS MADEN İŞLETMECİLİK A.Ş ‘nin başvurusuyla, 4 Aralık 2025 tarihinde yapılan ÇED bilgilendirme ruhsat toplantısında, insan sağlığı için zararlı KANSEROJEN ARSENİK ve RADYO AKTİF MADDE içeren BİR MİLYON TON BOKSİT MADENİ çıkarmaya hazırlandığını duyurmuştur. Tonlarca ANFO PATLAYICI kullanarak, VAHŞİ MADENCİLİK ile çıkaracağı bu Boksit madencilik İşletmesi ile ARSLANKÖY, KAVAKLIPINAR. ve YAVCA ile aşağı köylerde İNSAN SAĞLIĞI ve YAŞAMINI olumsuz etkileyeceği uzmanlarca ifade edilmektedir.
YAŞANACAK OLUMSUZLUKLAR
Öncelikle BİR MİLYON TON malzemenin, TIRTAR köyü ile GÖZNE yol kavşağı arası, yaklaşık 35 km tek şeritli dar yolda taşınması, halen çalışan DEMİRELLER firmasının mevcut kamyon trafiğine ilave olarak bir kaç katı kamyon trafiği yükü getirecektir. Buda özellikle yaz aylarında 5-10 kat nüfusu artan, 20.000 civarında yurttaşımızın yaşadığı güzergah üzerindeki yayla yollarında ölümlü ve yaralanmalı kaza olasılığını doğaldır ki artıracaktır.
İkincil olarak, kullanılacak tonlarca anfo patlayıcı sonunda, Jeolojik olarak geçirgen yapıya sahip Toroslarda Arslanköy ve aşağı köylerin içme ve tarım sularını besleyen yeraltı suları ve nehirlerinin akış yönleri ve debileri değişecektir. Ayrıca içme ve sulama sularına karışacak arsenik ve radyo aktif maddeler nedeniyle, Arslanköy’den çıkarak Müftü deresi olarak Mersin’de denize ulaşan, Efrenk deresinin geçtiği aşağı köylerde yaşayan on binlerce yurttaşımızın ve derenin suyundan yararlanan tüm canlıların sağlığı da olumsuz etkilenecektir.
Üçüncü olarak, bir milyon ton Boksit madenin, gerek çıkarılması, gerekse taşınması esnasında çıkacak toz bulutlarının, aşağı rakımlarda insan sağlığını ve sağlıklı gıda ve tarımsal üretimini zamanla olumsuz etkilemesi kaçınılmazdır. Bunun en yakın örneğini geçenlerde Mersin’de yaşadığımız Afrika’dan gelen toz bulutu örneğinde gördük.
Son olarak tonlarca anfo patlayıcının, Arslanköy’ün yakınındaki deprem fay hatlarını nasıl etkileyeceği büyük bir soru işaretidir.
ARSLANKÖY’ÜN KIRSAL STATÜYE ALINMAMASI
MADEN FİRMALARININ ÇIKARLARINA HİZMET ETMEKTEDİR!
Geçtiğimiz aylarda alınan, Toroslar ve Mersin Büyükşehir Belediye meclis kararları ile Arslanköy, kırsal statü dışında bırakıldı.
Bu meclis kararı, gelecekte Arslanköylülerin, Yavca, Kavaklıpınar ve aşağı yerleşimlerde yaşayan tüm Mersinlilerin aleyhine olacaktır.
Çünkü bu karar
Arsenik ve radyoaktif elementler içeren Zehirli Boksit Madenciliğini halen çıkaran DEMİRELLER ile ek ruhsat başvurusunda bulunan BERUS firmalarını hukuken destekleyici nitelikte olduğu deneyimli hukukçular tarafından da belirtilmektedir. Çünkü kırsal kesim statüsünde olan, halen tarım yapılan yerlerde maden ruhsatı ve işletmeciliği anayasa ve yasalarımız açısından engelleyici niteliktedir. Her iki belediyemizinde 4 Aralık 2025 tarihinde Arslanköy’den yapılan ÇED toplantısının hemen ardından Şubat ve Mart 2026 da her iki belediyede yapılan ilk meclis toplantılarında Arslanköy’ün kırsal kesim dışında bırakılması, ruhsat başvurusu yapan Berus Madencilik A.Ş’nin ruhsat almasını kolaylaştıracağı da hukukçular tarafından belirtilmektedir.
KARAR İLK MECLİS TOPLANTISINDA ALINMALIDIR
Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer’in gerekirse bu kararın değiştirilebileceği konusunda yerel gazetelere verdiği beyanatı katılımcı belediyecilik açısından çok yerindedir. Bu nedenle Arslanköylüler olarak, -Arslanköyün kırsal kesim statüsüne alınması kararı- mayıs ayındaki belediye meclis toplantılarında gündeme alınarak ÇEVRE BAKANLIĞI RUHSAT BAŞVURU KARARINA OLUMLU YANIT VERİLMEDEN alınması çok elzemdir.
Yarın çok geç olabilir ve yaratacağı olumsuzluklar hepimizi tarihe ve gelecek kuşaklara karşı vebal altında bırakabilir.
GEREKİYORSA SON KARARI YERELDE YAŞAYANLAR VERSİN..!
Arslanköy ve civar köylerde yaz aylarında on binlerce kişi yaylalarda yaşamaktadır.
Bu yönüyle başta Arslanköy’deki çiftçilerimiz olmak üzere, Toroslar ve Büyükşehirde alınan meclis kararları, Arslanköy’ün kırsal statü dışında bırakılma kararı- hayal kırıklığı yaratmıştır. Bu karar, bölgede emlak ve inşaat işine soyunan bazı kişileri ve memnun etmiş olabilir ancak; yaz aylarında gelecek ve Arslanköy’ün suyunu içecek olan binlerce kişinin bu karardan ve yaratacağı sonuçlarından henüz haberi yoktur.
Böylesine önemli ve hayati bir kararın bölgede tüm yaşayanların, fikri alınmadan, muhtarlar düzeyinde tartışılmadan, salt belediye meclis çoğunluğuna dayanarak alınması, -halkçı ve katılımcı belediyecilik- anlayışına uymadığı kanaati yurttaşlarımızda hakimdir.
Arslanköylüler’in ve aşağı köylerin geleceğini ilgilendiren bu çok önemli ve vebal alan karar için gerekirse okullar kapandıktan sonra bölgede uygun zamanda halkın önüne sandık konularak referandum yapılmalı ve halkın kararına başvurulmalıdır. Bu sorumluğun sonuçların belediyelerimiz değil, yerel halk üstlenmelidir.

