Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ASTROLOJİNİN TARİHÇESİ, YILDIZ FALI VE DİNİ BOYUTU…

Astroloji ve yıldız falı, insanlığın gökyüzündeki düzeni anlamlandırma ve bu
Astroloji ve yıldız falı, insanlığın gökyüzündeki düzeni anlamlandırma ve bu düzen üzerinden geleceği öngörme arzusundan doğan, kökeni binlerce yıl öncesine dayanan bir inanç sistemidir.
Tarih boyunca gök cisimlerinin hareketleri hem tarım ve zaman yönetimi için rehber kabul edilmiş hem de insan karakteri ile kehanetlerin kaynağı olarak görülmüştür.
Astrolojinin tarihsel gelişimi ve yıldız falına inanmanın bilimsel ve dini boyutları özetle şöyledir:
Mezopotamya ve Babil Kökenleri: Astrolojinin temelleri M.Ö. 2. binyılda Babil ve Eski Mezopotamya uygarlıklarında atılmıştır. Babilliler, gökyüzündeki olayların yeryüzündeki krallıklar, kıtlıklar ve savaşlar gibi büyük olayları etkilediğine inanıyordu.
Antik Mısır ve Helenistik Dönemde Mısır kültürü, takvim sistemini Nil’in taşma zamanlarını tahmin etmek için Sirius yıldızına dayandırmıştı.
M.Ö. 4. yüzyılda Büyük İskender’in fetihleriyle Babil ve Mısır bilgisi Yunan dünyasıyla birleşmişti.
Bu dönemde ilk kez bireysel doğum haritaları çizilmeye başlanmıştı.
Orta Çağ İslam dünyasında astronomi (gök bilimi) ile astroloji (yıldızların yorumlanması) uzun süre “İlm-i nücûm” adı altında bir arada yürütülmüştü.
Emevîler ve Abbasîler döneminde gök cisimlerinin hareketlerini ölçen araçlar geliştirilmişti.
Ancak zamanla İslam alimleri, geleceğe dair kehanette bulunan astroloji ile matematiksel bir bilim olan astronomiyi birbirinden kesin hatlarla ayırdı.
Teleskobun icadıyla birlikte astroloji bilimsel geçerliliğini tamamen yitirmişti.
Günümüzde astronomi resmi bir bilim dalı iken, astroloji bir sahte bilim ve kültürel bir inanış olarak kabul edilmektedir.
Yıldız Falına İnanmaya gelince:
İnsanların yıldız falına, burçlara ve doğum haritalarına inanmasının arkasında hem psikolojik süreçler hem de inanç boyutları yer alır.
Bilim dünyası, astrolojinin insan karakteri veya geleceği üzerinde hiçbir fiziksel etkisi olmadığını kanıtlamıştır.
Jüpiter veya uzak yıldızların yerçekimsel ya da ışınsal gücü, yeryüzündeki bir insan üzerinde odadaki bir lambadan daha az etkiye sahiptir.
Yıldız falının Dini Boyutuna gelince:
İslam dininde astrolojiye, yıldız fallarına ve yıldıznamelere inanmak kesin bir şekilde yasaklanmıştır.
Diyanet İşleri Başkanlığı ve İslam alimlerinin bu konudaki ortak yaklaşımları şöyledir:
Gayb Bilgisi: İslam inancına göre gelecek ve bilinmeyen (gayb), yalnızca Allah’ın bilgisindedir. Yıldızların konumlarına bakarak gelecekten haber verdiğini iddia etmek, bu ilahi sıfata ortak koşmak (şirk) olarak değerlendirilir.
Kader ve İrade: İslamiyet’e göre insanın kaderini tayin eden yıldızlar veya burçlar değil, yalnızca Allah’tır. Gök cisimlerine metafiziksel bir yönlendirici güç atfetmek tevhid inancına zarar verir.
Hadis-i Şerifler: Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), astrolojik kehanetleri büyü ve fal kapsamında görerek şöyle buyurmuştur: “Kim yıldız ilminden bir dal öğrenirse, sihirden bir şube edinmiş olur…”.
Bu sebeple doğum haritası, yıldızname veya burç fallarına bakarak hayatı yönlendirmek dini açıdan caiz kabul edilmez.
Evet…
Astroloji, gezegen ve yıldızların insanların üzerindeki etkisini yorumlayan bir bilim dalıdır.
İnsanoğlunun yazılı tarihinin başından beri var olan astroloji bilimlerin en eskisidir.
Astroloji kader değildir, her şey insanın kendi elindedir.
Astroloji dönemleri inceler, fırsat alanlarını, şanslı zamanları, doğum haritanızda sizi kısıtlayan, zorlayan alanları, gecikmeleri gösterir.
Sonuçta nasıl hareket edeceğiniz, neler yapacağınız hepsi bizim irademiz içindedir.
Astroloji insanlık tarihi kadar eskidir.
Tarihçilerin araştırmalarına göre farklı uygarlıklar birbirlerinden bağımsız olarak astroloji ile ilgilenmişlerdir.
Aşağı yukarı bütün büyük uygarlıklar astroloji ile ilgilendiklerini açıklayan kanıtlar bırakmışlardır.
Babil, Mısır, Hint, Çin, Maya, Yunan, Roma ve Arap uygarlıkları bunlar arasındadır.
İlk astrologların kimler olduklarını bilmiyoruz, fakat bulduklarını ilk kaydeden Kaldeliler’dir. M.Ö. 3000 yılında Kaldeliler (şimdiki Irak) astrolojinin bilinen en özgün şekillerinden birini ortaya çıkarmışlardır.
Bazı uzmanlar astrolojiye ait ilk kayıtların M.Ö. 5800 yılına kadar gittiğini belirtiyorlar.
Maya uygarlığı, Hindistan ve Çin M.Ö. 2000 yılında astroloji bilimini kullanıyorlardı.
Pitagoras ve Plato’nun yazılarında M.Ö. 500 yıllarında eski Yunanlılarda astrolojinin varlığından bahsedilmektedir.
Kuzey Afrika’daki ve Doğu Akdeniz’deki Araplar da M.S. 8. yüzyılda astrolojiyi kullanıyorlardı.
M.S. (805-85) yılları arasında yaşamış olan Albumasur ya da diğer adıyla Abu Maaschar’ın yazmış olduğu “Introductorium in Astronomiam” adlı eserle astroloji orta çağda yeniden önem kazanmıştır.
Zodyak yani burçlar kuşağı ilk astrolojik kayıtlarda şimdikinden biraz daha farklı idi.
M.S. 180 yılında büyük Yunan matematikçi ve astronom Ptolemy tarafından bugünkü şekline getirilmiştir.
Bu yüzyılda ise Carl Jung astroloji hakkında yazılar yazmış, insan kişiliği ve motivasyonu hakkındaki çalışmalarında astrolojiden faydalanmıştır.
Yukarıda belirttiğim şekilde Yıldız falının da İslam inancıyla uzaktan yakından ilgisi yoktur.
Yıldız falı ya da astrolojinin kaynağı babil’lilere dayanır.
Babil’lilerde yıldız falına inanmak dini bir inanç olarak görülür.
Eski Mısır’da da yıldız falına inanılırdı.
Çinliler, Hinliler, Aztekler de yıldız falına inanmışlardır.
Avrupa’ya, Ortaçağda Araplar tarafından yıldız falının girdiğini görüyoruz.
Öyle ki Avrupa’da sarayların en saygın kişileri, kralların en yakın adamları müneccimler dediğimiz yıldız falı bakıcıları olmuştur.
Yıldız falı bütün bu saydığımız dönemlerde gerek dini inanç şeklinde olsun gerekse dini inancın dışında değerlendirilsin insanların vazgeçemediği bir düşünce şekli olmuştur.
Günümüzde dünyanın her ülkesinde olduğu gibi, Türkiye’mizde de pek çok insan sabahleyin gazetesini eline aldığı zaman ilk iş olarak gazetedeki yıldız falına bakmaktadır.
Falda iyi yazıyorsa, neşe ile güne iyi başlamakta, falda kötü yazıyorsa, morali bozulmaktadır.
Bizim inancımıza göre, geleceği ancak Cenab-ı Allah bilir.
Yıldız falının bizi yönlendirmesi dini açıdan hiç de uygun bir davranış değildir.
Esasen günümüzde insanlar artık yıldız falına dini bir inanç gözüyle de bakmamaktadır.
Bazı insanlar, insanların gökyüzü haritasına göre gezegenlerin ve burçların etkisinde olduğuna inanmaktadırlar.
Bu insanlara göre; Yıldız falının yorumlanmasında, her biri gökyüzünde otuz derecelik bir alan kaplayan ve isimleri koç, boğa, ikizler, yengeç, aslan, başak, terazi, akrep, yay, oğlak, kova, balık olan on iki burca başvurulmaktadır.
Yine bu insanlar doğum sırasında gezegenlerin bu burçlara oranla konumunun, insanın alın yazısını ve kişiliğini belirlediğine inanılır.
Bu inanç şeklinin de İslamiyet açısından hiçbir önemi yoktur..
Hoşça kalınız