Geçen gün bir kızla görüştüm.
Dedi ki, “Babam aylardır benimle konuşmuyor.”
Gözleri dolu söyledi. Utana utana. Sanki kendi suçuymuş gibi.
Hiçbir ebeveynin, kendi özgür iradesi ile dünyaya getirme kararı aldığı evladına küsme hakkı ne yasa da, ne ahlaken, ne vicdanen yoktur.
Sen onun tüm sorumluluğunu kabul ederek dünyaya getirdin…
Yok ben vazgeçtim diyemezsin.
Can bu can!
Dedim ki, “Neden?
Ne yaptın?”
Dedi ki, “Bilmiyorum. Beni sevmiyor galiba.”
İçim yandı.
Bir kız kaç yaşında olursa olsun, babasına muhtaçtır.
5 yaşında da 25 yaşında da. Babasının onu sevdiğini duymaya muhtaçtır.
“Kızım” denmesi onun kul hakkıdır.
Başının okşaması kul hakkıdır.
Erkekler anlamaz bunu.
Ama biz kızlar babamızla var oluruz. Babamız bizi sevmezse, bütün dünya bizi sevse ne olur?
Ailesine sorsan, “O bizimle küs” diyorlarmış.
Ne kolay.
Suçu kızın üstüne atmak ne kolay!
Ama aslında onu buna iten onlarmış.
Aylarca konuşmayarak, yok sayarak, sofrada yanında değilmiş gibi davranarak, konuşmasına izin vermeyerek…
Onu küstüren onlarmış.
Ben soruyorum şimdi. İnsan evladını nasıl sevmez?
Nasıl aylarca kızını görme ihtiyacı hissetmezsin?
Nasıl bir anne kızının gözünün içine bakıp da görmezden gelir?
Nasıl bir baba, aylarca kızını özlemez ve aramaz?
Haşa, siz Allah mısınız ki ceza kesiyorsunuz?
Hangi din, hangi kitap, hangi peygamber, hangi alim, hangi bilge, “evladınızı hayatınızdan kovabilirsiniz diyor?”
Allah en kötü kulunu bile kovmuyor.
En kötü kulundan bile vazgeçmiyor.
Sen nasıl Allah’ın sana emanet ettiği, senden başka kimseden anne baba sevgisi alamayacak, sana mecbur çocuğundan vazgeçebiliyorsun?
Bu nasıl bir gaflet?
Bu nasıl bir kul hakkı?
Allah o kadar günahımıza rağmen kapıyı kapatmıyor.
Biz yüz kere tövbeyi bozsak, yüz birinci kere yine “gel” diyor. Sarıp sarmalıyor. Ayıbımızı örtüyor.
Ama bazı anne babalar…
Hata yaptı diye, istediği gibi bir evlat olamadı diye, evladını siliyor.
Konuşmayarak terbiye ettiğini sanıyor. Sevgisizlikle ceza veriyor.
Bilmiyorlar ki, konuşmamak ceza değildir öğreti değildir. İlgisizliği ve sorumsuzluğunu kendine itiraf edemediği için kendine uydurduğu yalandır sadece.
O kız bana dedi ki, “Keşke sevilseydim…”
Duyuyor musunuz?
Çocuklarınız sizden dayak değil, sevgi bekliyor.
Ceza değil, sevgi bekliyor.
Allah rızası için yapmayın. Kızlarınızı sevgisiz bırakmayın. Bir gün çok geç olacak. O zaman dizinizi döveceksiniz ama o sevgiyi duymadan yaşattığınız günlerin vebalini ödeyemeyeceksiniz.
Ve Allah bunun hesabını sorar. Evlat Allah’ın emaneti. Bu küslükler maalesef telafisi olmayan yaralar açıyor. İnsan bir hayvanı bile yaralayamaz değil evladı…
Peki soruyorum emanete böyle mi bakılır?

