Türkiye’de 2026-2027 zeytin hasat sezonu ve zeytinyağı üretimi, iklim koşullarına ve bölgelere bağlı olarak Ağustos ayının sonu itibarıyla başlamış olup genel olarak Eylül 2026 – Şubat 2027 ayları arasında gerçekleşecektir.
2026 yılı hasat ve zeytinyağı üretim takviminin detaylarını şöyle özetleyebiliriz:
** İlk Hasat (Ağustos Sonu): 2026-2027 sezonunun ilk sembolik zeytin hasadı Ağustos ayının ortasından sonra İzmir Dikili’de başlamıştır.
** Erken Hasat & İlk Sıkım (Eylül Sonu – Ekim): Sofralık yeşil zeytinler ve yüksek polifenollü erken hasat zeytinyağı üretimi için zeytinler Eylül’ün son haftası ile Ekim ayının ilk yarısında toplanır. İlk taze zeytinyağları Ekim ayı ortasında şişelenerek raflara iner.
** Normal Hasat & Olgun Sıkım (Kasım – Ocak): Zeytinlerin karardığı ve yağ oranının en üst seviyeye ulaştığı dönemdir. Siyah sofralık zeytin hasadı ve standart zeytinyağı üretimi ağırlıklı olarak Kasım, Aralık ve Ocak aylarında yoğunlaşır.
2026 yılı zeytincilikte “var yılı” (yüksek verim senesi) olarak yaşanmaktadır.
TÜİK verilerine ve Tarım Dünyası analizlerine göre Türkiye’nin zeytin üretiminin bu sezon %55’in üzerinde bir artışla 3,8 milyon tonu aşması ve Cumhuriyet tarihinin rekor rekoltesine ulaşması beklenmektedir.
Bu durum, yeni sezonda zeytinyağı arzının oldukça bol olacağını göstermektedir.
Akdeniz yöresinde Anamur, Bozyazı, Aydıncık, Silifke, Gazipaşa ve çevresinde yaptığım araştırmalarımı sizlerle de paylaşmak istiyorum:
Bu ilçelerimizden Anamur; Türkiyemizin en güney noktasında, kuzeyi Toros dağları ile çevrilmiş özel bir mikroklimaya sahip, hareketli tarım toprakları içeren, hatta yılda asgari 2 ürün alınabilen cennet köşesi bir yerdir. Halkın % 9O’ı tarımdan geçimini sağlar.
Şehirde oturan, ticaretle uğraşan kişilerin bile tarımla iştigal ettiği, yan gelir sağladığı bilinmektedir.
Uğraş olarak en çok narenciye, açıkta ve serada muz, çeşitli meyve, açıkta ve serada sebze, tarla ürünleri, büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar ile balıkçılıktır.
Bundan yaklaşık 35 yıl önce Anamur’da İlçe Milli Eğitim müdürü iken mahalle ve köylerimizde bir anket yaptırmış ve 1990 yılı itibariyle Anamur’da yetişen meyve ağaçlarının ekiliş, dikiliş ve üretim durumlarını tespit ettirmiştim.
Yaptığım tespitlere göre Anamur’da Zeytin Ağaç sayısı 17.560 idi. Üretim ise 468 ton idi.
Zeytinyağı üretimi ise; Zor şartlar altında köylerde ilkel yöntemlerle üretilmekteydi.
Aradan 35 yıl geçmiştir. En az 10’a katlandığını tahmin ettiğim ağaç sayısı ve modern yağ fabrikalarında çıkarılan zeytinyağı üreticiler için önemli bir geçim kaynağıdır.
Nedir Zeytin ve Zeytinyağı?
Zeytin, 10 metreye kadar boylanabilen, sık dallı, yayvan tepeli, her zaman yeşil yapraklı bir ağaçtır.
Geniş, kıvrımlı, yamru yumru bir gövdesi vardır.
Ağaç yaşlandıkça, düzgün gri renkli gövde kabuğu giderek çatlar.
Ağacın tepesi, yaklaşık olarak artan boy kadar her sene genişler. Uzun ömürlü bir ağaçtır, yaklaşık 2000 yıl kadar yaşayabilir.
Verimli topraklarda taç açık ve asimetrik, verimsiz topraklarda ise daha yoğun ve yuvarlaktır.
Sürgünleri gri renkli, dikensiz ve hemen hemen üç köşelidir. Mızraksı, çok kısa saplı, deri gibi sert yaprakları sürgünlere karşılıklı çiftler halinde dizilmiştir.
Yaprakları basit, tam kenarlı ve kenarlar alt yüze doğru hafif kıvrıktır. Yaprağın boyu 20–86 mm, genişliği de 5–17 mm’dir.
Yaprakların ucunda sivri bir çıkıntı bulunur. Yaprağın üst yüzü koyu gri-yeşil ve tüysüz, alt yüzü mavimsi gümüşi renkte ve beyaz sık ipeksi tüylerle kaplıdır.
Baharın sonlarına doğru yaprakların koltuğunda seyrek salkımlar halinde açan, küçük beyazımsı-sarı renkli, kokulu çiçekleri vardır.
Rüzgârların taşıdığı çiçek tozlarıyla döllenen çiçekler etli ve yağlı meyve verir.
Meyve önce yeşil, olgunlaştıktan sonra da parlak siyah bir renk alır.
Etli meyvenin içinde sert bir çekirdek vardır.
Meyvenin etli kısmından ve çekirdeğinden elde edilen “yağı” bakımından çok değerli bir ağaçtır.
Aynı zamanda ağacının çok heybetli ve estetik bir görünümü vardır. Odunu çürümeye karşı son derece dayanıklıdır.
Zeytinin yaprakları ve gövde kabuğu iştah açıcı, idrar söktürücü ve ateş düşürücü olarak kullanılır.
Şeker hastalığında kullanım alanı olduğu gibi, tansiyon düzenleyici olarak da bilinir.
Zeytinyağlı şampuanlar saç dökülmesini engeller, saçın çabuk uzamasını sağlar, lezyonlu saçlı deriyi onarmaya yardımcı olur ve ek oluşumunu engeller.
Zeytinyağlı sıvı sabun, duş jelleri, katı sabun, bebek şampuanları cildi olumsuz dış etkenlere karşı korurlar. Cildi güzelleştirip yaşlanmasını geçiktirerek ciltteki kırışıklık oluşumunu engeller.
Dünya zeytin üretici ülkeleri arasında; ağaç varlığı açısından Türkiye 4’ncü, alan açısından da 6’ncı sırada yer alır.
Böylece dünya zeytinyağı üretimine % 8 oranında katkıda bulunur, sofralık zeytin üretiminde de İspanya’dan sonra 2’nci, tüketimde ise 1inci sırada yer alır.
Marmara Bölgesi’nin ağaç varlığı açısından Türkiye içindeki payı da % 10 olarak belirlenir.
Özellikle Erdek, Ayvalık, Mudanya, Edremit Körfezi, Orhangazi, İznik, Gemlik ve Yalova gibi yerlerde yoğun olarak bulunur.
Ege Bölgesi’nde Manisa ilinin Akhisar ilçesinde 15 milyona yakın zeytin ağacı bulunur.
Zeytin; ayrıca fabrikalarda işlenerek zeytinyağına da dönüştürülür.
Türk insanının kişi başına yıllık yağ tüketimi 30 yıl içinde artış gösterirken, zeytinyağının bundaki payı % 40’dan yaklaşık 17’ye düşmüştür.
Türkiye’de zeytin üretimi Ege, Marmara, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yapılmaktadır.
Zeytinyağının faydalarına gelince:
Kandaki kolesterol miktarını kontrol ederek damar tıkanıklığını önlemeye yardımcı olmaktadır.
Kalp ve damar sağlığımıza olumlu etkisi bununla sınırlı değildir. Kötü kolesterol LDL’yi azaltırken, iyi kolesterol HDL’yi artırır.
Zeytinyağı, tansiyonun kontrol altında tutulmasında da önemli bir rol oynamaktadır. Kan şekeri seviyesinin düşmesine yardım eder.
Çocuk gelişiminde hayati önem taşıyan yağ asitlerini, Anne Sütüne eş miktarda içerir. Söz konusu yağ asitleri, çocukların kemiklerini güçlendirir. .
Anne karnında ve doğumdan sonra bebeğin beyninin olduğu kadar, genel olarak sinir sisteminin gelişimini de desteklediğinden, gebe ve emziren annelere özellikle yararlıdır.
Zeytinyağı kanser riskini % 50?ye yakın azaltmaktadır.
Zeytinyağı hücreleri korur. Zeytinyağının içinde bulunan madde sayesinde kansere karşı hücreleri korur. Cilt ve sac kalitesini arttırır.
Yaşlanmanın, hem genel olarak doku ve organlar, hem de beyin fonksiyonları üzerinde ki etkilerini geciktirmektedir.
Gastrit ve ülsere karşı koruma sağlar. Mide asitini azaltır.
Hazmı en kolay olduğundan besinlerin bağırsaklar tarafından çok daha iyi emilmesini sağlayarak bağırsakların çalışmasını düzenler.
Bağırsaklardan yiyecek geçişini kolaylaştırmak suretiyle kabızlığa engel olur.
Safra kesesinin safra taşı oluşum riskini azaltır, hazmı kolaylaştırır.
Dalakta taş oluşumunu önler.
Sarılığa ve karaciğer sancılarına iyi gelir.
Merhem olarak da kullanılan zeytinyağı; tahrişin neden olduğu acı ile yanmayı giderici ve yumuşatıcı özellikte ve dokuların yaralanmalarında enfeksiyonlara karşı faydalıdır.
Sabah kahvaltıdan önce 1 veya 2 çorba kaşığı zeytinyağı biraz suyla karıştırılıp içilirse basit kronik kabızlığa iyi gelir. Basur şikâyetlerini giderir.
Ağrı, romatizma, burkulma ve adale incelmelerinde; zeytinyağı sürülür.
İşte bunlar da Zeytinyağının faydalarıdır.
Diğer bölgelerde olduğu gibi araştırma yaptığım Akdeniz bölgesinde Anamur, Bozyazı, Aydıncık, Silifke, Gazipaşa zeytincilik açısından önemli İlçe’lerimizdir.
Zeytin; Önümüzdeki yıllarda ağaç sayısı, meyve üretimi ve çıkarılan zeytinyağı ile Türkiyemiz için çok önemli bir gelir kaynağı olacaktır.
Hoşça kalınız

