Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

RENKLERİN SESSİZLİĞİ

Öyle yağmurlu bir gün falan değildi. Güneş de yoktu. Hava sisli falanda

Öyle yağmurlu bir gün falan değildi. Güneş de yoktu. Hava sisli falanda değildi. Kurtlar ulumasa da çakallar gezemiyordu.

Bayrak, alabildiğine kırmızı, rüzgâr alabildiğine ısrarcı, hilali üzmezdi her daim.

Rüzgâr bu?

Nerden ve nasıl eseceği, nerelerden geleceği belli olursa, ayıp olurdu. Hem sen değil miydin mahalledeki torbacı, bir kurşun bir lira abey diyen.

Vın diye vış diye bir sesle gelen kâğıt yırtılmasına benzer bir şeydi bu. Allahlım nasıl sıcak nasıl ateşli bir başlangıçtır bu? Yoksa bitiş mi desem. Aslında her bitiş yeni bir başlangıç değil mi? Belki de bu bitiş bir başlangıcın değil bir bitişin ciddi ve resmi başlangıcıdır?

Az önce duyduğu sesler nereye gitti koşarak, görememişti. Görmesi imkansızdı zaten sesin duyulması gerekirdi. Velhasıl duyamamıştı. Çok aniden gelip geçmişlerdi gözünün önünden. Ama sen neden görülmesindi ki? Var mıydı sesleri göremeyen? Her sesin bir rengi var mesela bunu sadece ben biliyor olamam diye düşündü? düşünürken rengarenk oldu düşünceleri sonra sese dönüştü vın dedi ıh dedi off dedi .

Çok da renkli değildi aslında sesi, öyle hareketli falanda değildi ama kaçar adım uzaklaşmasından görebiliyordu sesini. Sesini kaybediyordu, imdattı.  Gidenler bir gün başka bir suretle döner demişti biri. Güldü “şimdi onumu düşünecem” dedi sesimi kaybettim rengimi kaybettim şuna bak neler düşünüyorum, dedi ve gülümsedi. Garipti ne ağlamaklı ne hüzünlüydü. Yirmi iki yıllık yuvasını, iflas ettiği için yıkan dağıtan geldi aklına. Sana da hakkımı helal etmiyorum dedi. Yoksa o muydu koşar adım kaçan. Mavisi onda mıydı? Evin anahtarı, arabanın, garajın, işyerinin? ya saçmalama benim evim, arabam, işim hele hele garajım hiç olmadı ki?

Renkli bir sıcaklık kaplamıştı bedenini buz mavisi bir renk, hem de rengârenk. Garip bir melodi duyuyordu. Sert, caydırıcı, buradayım diyen geliyorum diyen geldim diyen. Bu   sesi her duyduğunda sevgilisi ile buluşmaya geç kalmış bir kadın gelirdi aklına. Acaba ben kiminle buluşmaya geç kaldım. İki silüet belirdi, onlar ona o onlara. Bakıp duruyordu. İkisi bir olmuştu aynı sofradan yemek yiyorlardı, beraber gülüyorlardı. Ama birbirlerini sevmiyorlardı çünkü birkaç kere bunları birbirlerinin arkasından konuşurken görmüştü. Bu ballı kış ne kadar sürdü bilinmez buz mavisi ne kadar maviydi, kaçıncı dereceden akrabaydı buzla ve laboratuvar ortamların da dürüst seven üretilemiyordu hala. Sanırım plastik çiçekler sulandıkça plastik sevgilerin daimiyeti devam edecekti ve gözü yaşlı kadınlar ve dahi erkekler gerçek bir sevenin hasretini yol gözlemeye devam edeceklerdi. Tahmin edilemez ve buz gerçek buz değil bunu da kimse bilemez ama nedense herkes bilmeden şuursuzca maviye teslim eder kendini. Kimi bir deniz kimi bir çift göz için teslim olur karşılıksız ve şuursuzca. Şuursuz her davranış teslimiyet ve militanlıktır. Hiçbir şeyin militanlığını sevmem. Sevginin bile. Olacaksa her şey normalleşme çerçevesinde olmalı. Hasta bir adamım ben, yaşlıyım şunun şurasında ölümüme, zoraki göçüme ne kaldı ki?

Renkler koştu geldi, gördü onları, bağırdı onlara ama çok da onu duyan olmuyordu. İnat etti bağırmamaya karar evirdi dilini, bu saygısızlıklarının bedelini çok ağır ödeteceklerdi onlara. Renkler buz mavisine karıştı buz mavisi griye dönmeye başladı adı geçen renkler önünde öylesine rastgele koşuşturuyordu. Ne olduğunu kendi de bilmiyordu ama izlemesi hoşuna gitmişti. Bu koşuşturmayı izledi keyfi aldı. Neden se kendini çok rahatlamış buldu bu kavgayı izlerken. Kaçanlar, kovalayanlar, yatanlar, yatarken ayağa kalkmaya çalışanlar… Nasıl bir arbede nasıl bir mücadele yarebbim.

Neyse dedim kolay gelsin gençler ben gideyim bana müsaade

Dinleyen olmadı ki.

Canınız saolsun dedi içinden ben selmasız geldim selamsız da giderim.

İki, birbirini sevmeyen adamı kucakladı bir çelenk çiçekle. Çiçeği üzerine örttüler, artık her yer kırmızıydı. “Buz mavisi de renklerin orospusuymuş canım hemen de değişiverdi lilayı görünce” dedi. O kendi kendine konuşurken:

ALLAH Hu Ekberr dedi imam.

Sizlere Gelecekte Görüşmek Üzerine Meydan Okuyorum.

O Arada Görüşelim…