Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

LAİKLİK DİN DÜŞMANLIĞI DEĞİLDİR!

Laiklik, dini, dincilerin (din tüccarlarının) elinden kurtarıp, kişinin inancını ve

Laiklik, dini, dincilerin (din tüccarlarının) elinden kurtarıp, kişinin inancını ve itikadını güvence altına almaktır.

Dünyada laiklik fikrini ilk savunan devlet adamı, Büyük Selçuklu Devleti’nin kurucusu ve ilk hükümdarı Tuğrul Bey’dir. Tuğrul Bey, 1060 yılında Bağdat Abbasi Halifesi Kaim’i, bugünkü İran ve Irak Coğrafyası’nda hüküm süren ve İrani bir kavim olan şii Buveyhiler’in hakimiyetinden kurtarıp, kendi himayesine alır, ancak, Halife’nin tüm ısrarına rağmen halifelik makamını üstlenmeyi kabul etmez. Çünkü devlet işlerinin hükümdar, din işlerinin ise halife tarafından yürütülmesi gerektiğine inanır. Bizdeki laiklik düşmanları ise, laikliğin Batı’dan (Fransa’dan) aparılmış bir kavram olduğuna inanırlar. Oysa ki, laiklik fikri Tuğrul Bey’den bu yana bizim kültürümüzde vardır ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk de bunun farkında ve ayırdındadır.

Kişinin inancı, kendisi ile Tanrı arasındadır ve bizzat kendisinin Tanrı’yla yaptığı tek taraflı (gizli) bir sözleşmedir. Kişinin inanç ya da itikat derecesini takdir edecek olan da (o kişinin inancına göre) inandığı ve iman ettiği Tanrı’dır. Bu yüzdendir ki, kişi ile Tanrı arasındaki tek taraflı sözleşmeye dışarıdan müdahale etmek doğru değildir. Bizdeki laiklik anlayışının da özü budur.

Laikliği din düşmanlığı olarak görmek ve göstermek, din tüccarlarının (din ve inanç istismarcılarının) işidir. Çünkü bunların geçimi tamamıyla dindendir.

“Dinini, inancını doğru ve güvenilir kaynaklardan öğrenen bir insan, din istismarcılarının oyununa da gelmez, tuzağına da düşmez.”

BU ÜLKE’NİN İLACI!

Bu Ülke’de :

Enflasyon düşer mi?

Düşer!

Hayat pahalılığı sona erer mi?

Erer!

Peki! Enflasyonun düşmesi ve hayat pahalılığının da sona ermesi için ne yapmak gerekir?

Öncelikle beslenme ve barınma meselesini halletmek gerekir değil mi?

Barınma meselesi kalıcı bir şekilde halledilebilir mi?

Halledilebilir!

Peki, nasıl halledilebilir?

Şu şekilde halledilebilir!

Konut yapmaya elverişli hazine arazilerini kat karşılığında müteahhitte verirsiniz, üç yıl içinde barınma sorunu kökten çözülür.

Peki, beslenme sorunu çözülür mü?

O da çözülür!

Nasıl mı?

Tarımı ve hayvancılığı ayağa kaldırır, sosyal adaleti de sağlarsınız, beslenme sorunu kendiliğinden çözülür.

Fakat bunun için tarımda ve hayvancılıkta girdi maliyetlerini düşürmeniz ve aynı zamanda köklü bir vergi reformu yapmanız şart! Sadece bu iki şey yetmez ama! Hakça bir paylaşım sistemi de kurmanız lazım

Girdi maliyetlerini düşürmeden tarım da hayvancılık da ayağa kalkmaz.

Ayağa kalkması için mazotu, tohumu, fideyi, gübreyi, küspeyi, ilacı vb. ucuzlatmak lazım. Bunun da yolu üretim esaslı desteklemeden geçer. Yasak savar türü desteklemeyle tarım ve hayvancılık ayağa kalkmaz. Ayağa kalkmadan da üretim artmaz.

Bu Ülke’nin ilacı “Düşman ve düşmanlık yaratmayan eğitim, üretim, yönetim, paylaşım ve adalet sistemidir.”