Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ŞEHİTLERİN KANIYLA SULANMIŞ VATAN TOPRAĞIMIZ: ANADOLU…

Vadedilmiş topraklar safsatası ile Anadolumuzun bir bölümü ile KKTC’ine göz
Vadedilmiş topraklar safsatası ile Anadolumuzun bir bölümü ile KKTC’ine göz diken Siyonizm ve aynı sahte emel uğruna Gazze’de 70 binin üzerinde Müslümanı şehit eden katil İsrail yüce milletimizin gayretleriyle emellerine erişememiştir.
Tüm ateşkes kararlarına rağmen İsrail komşularına saldırılarına devam etmekte ve vadedilmiş topraklar masalı ile Anadolumuza saldırı hazırlıklarını devam ettirmektedir.
Sözde bazı komşularımız ve içimizdeki bazı hainler bu hazırlıklara çanak tutmaktadır.
Şehit kanlarıyla sulanmış Anadolumuzdan bir karış toprak almaya kimsenin gücü yetmeyecektir.
Nedir Anadolu?
Türkiye’nin İstanbul Boğazı’yla Avrupa’dan ayrılan Asya kıtasındaki topraklarına Anadolu denir.
Hatta bu bölgeye tarihte “Küçük Asya” dendiği de olmuştur.
Anadolu adı üzerine çeşitli söylentiler var.
Anadolu’ya gelen ilk akıncıların yaşlı bir kadına rastlaması en bilindik efsane.
Yaşlı kadın yorgun argın gelen akıncılara ayran ikram eder. Askerlerin her biri “ana dol” diye ayranları bittikçe çanaklarını yaşlı kadına uzatırlar.
Kadın da elindeki testiyle her birinin çanaklarını doldurur, ama ne hikmetse ayran hiç bitmez.
Elbette bu işin söylence kısmı. Anadolu’nun bilinen ilk adı Hatti Ülkesi. Burada yaşayan ve sonraları Hititlerle kaynaşan toplumun adından alıyor adını.
Anadolu sözü ise bölgeye sonradan gelen Yunanlıların verdiği bir isim. Yunanca anatole ya da farklı bir söyleyişle anatoli Yunanca “doğu” anlamına geliyor.
Yunancada “ana” sözü yukarı anlamına geliyor. Buradan yola çıkarak “anatelein” Güneş’in yukarı kalktığı yer, yani Güneş’in doğduğu ülke.
Ege denizinin karşı kıyısından bakınca bu topraklara Güneş’in doğduğu ülke adının verilmesi hiç de şaşırtıcı değil.
Evet…
Anadolu Yarımadası: Asya kıtasının en batısında Karadeniz, Akdeniz ve Ege denizi arasında kalan yaklaşık 755.000 km²’lik bir alanı kaplayan dağlık bir yarımadadır.
Batıdan doğuya olan uzunluk 1.000 km den fazla, genişlik ise 400 km den 600 km ye kadardır.
Osmanlı döneminde “Anadolu’nun geleneksel doğu sınırı olarak Fırat Nehri kabul edilirken, Cumhuriyetle birlikte Birinci Türk Coğrafya Kongresinden sonra Türkiye’nin Asya’da kalan kısmının tümü aynı coğrafî terime dâhil edilmiştir.
Günümüzde yaygın olarak Türkiye’nin Asya kıtasında kalan topraklarının adı olarak kullanılır.
Anadolu, Asya ve Avrupa’nın birleşim noktasındaki stratejik konumu nedeniyle, tarih öncesi çağlardan beri birçok medeniyetin beşiği olmuştur.
Yeryüzünün en eski yerleşkelerinden bazıları Cilalı Taş Devrinde Anadolu’da kurulmuştur.
Çatalhöyük, Çayönü, Hacılar, Göbekli Tepe ve Mersin (Yumuktepe) yerleşkeleri Cilalı Taş Devrinden kalmadır.
Truva yerleşkesi de Cilalı Taş Devrinde kurulmuş ve Demir Çağı’na doğru uzanmıştır.
Sümer, Asur, Hitit, Yunan, Lidya, Kelt, Per, Roma, Doğu Roma (Bizans), Selçuklu, Safevi, Moğol ve Osmanlı gibi onlarca medeniyete ev sahipliği yapmıştır.
Yüzlerce dil ve lehçeyi barındırır.
Anadolu, Hıristiyanlığın ilk doğduğu ve geliştiği topraklardan biridir.
Uzun yıllar Doğu Roma topraklarının esasını teşkil etmiştir.
11. yüzyıldan itibaren Türkler tarafından iskân edilmiş ve yönetilmiştir.
Özellikle 1071 yılındaki Malazgirt Meydan Muharebesinden itibaren Müslüman Oğuz Türkleri Anadolu’ya akın etmiştir.
Eskiçağ tarihlerinde “Küçük Asya” olarak adlandırılan Anadolu adı onuncu asra kadar devam etmiştir.
Helenistik çağda Anadolu’ya “Anadolos” denmiştir.
Osmanlılar döneminde Anadolu toprakları “Diyar-ı Rum”, “Memalik’i Rum”gibi adlarla anılmıştır.
Kanuni Sultan Süleyman İmparatorluğun topraklarını “Rumeli” ve “Anadolu” olmak üzere, iki eyalete ayırmıştı.
Osmanlılar döneminde Anadolu eyaletinin ilk merkezi Ankara daha sonra Kütahya olmuştu.
Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra, Asya kesimindeki Türk topraklarının hepsine “Anadolu” adı verilmişti.
Anadolu’muzun Türklere ait bir yurt olduğunu ilk defa haçlı yazarlar belirtmişlerdir.
Anadolu’ya “Türkia” demişlerdi.
Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu, Doğu ve Batı uygarlığı arasında bir köprü olmuştur.
Anadolu adının nereden geldiği ile ilgili bir radyo programında canlı yayında anlattıklarımı sizinle de paylaşmak istiyorum:
Yukarıda belirttiğim şekilde bir savaş dönüşü Türk askerlerine ayran ikram eden bir Türk anası askerlerin elinde bulunan ayran tasına ayran doldurmaktadır.
O kadar çok ayran ikram edilmiştir ki, kahraman Türk askerleri ellerindeki ayran tası dolu olduğu için, “dolu ana…” “Ana…dolu…” demeye başlamışlardır.
Askerlerin sözü süratlenince “Ana dolu”; “Anadolu” şeklinde anlaşılmış ve böylece Anadolu adı doğmuştur.
İç ve dış düşmanlarımız istemese de şehit kanlarıyla sulanmış Anadolumuz Türk yurdudur. Türk yurdu kalacaktır.
Hoşça kalınız.