Yaşadığımız çağ içerisinde teknolojik gelişmelerin yol açtığı anlama, yorumlama ve hayata geçirme faaliyetlerinin değişmesi insan toplumunda farklı karakterde ve tipte bireylerin ortaya çıkmasına neden oldu.
Bu tip ve farklı karakterler toplumda belirli gruplar ve çevrelerle etkileşime girerken yeni oluşumları da beraberinde getirdi.
Özellikle belirtmeliyiz ki geçtiğimiz 15 yıl, teknolojiyle iç içe yaşayan bir nesil yetiştirdi ama dikkat edilmesi gereken son iki yıl oldu ve bu yıllar bambaşka bir sıçrama yarattı: Şimdilerde gündem yapay zekâ.
Hayatımızda işimizi kolaylaştıran, bilgiye erişimimizi hızlandıran bu teknolojiler artık sadece birer araç değil, adeta hayatımızın vazgeçilmez birer parçası haline geldi. İnternet tarayıcıları birden fazla alanda kendilerini ispatlarken son günlerde yapay zekanın da devreye girmesiyle artık her şey değişti.
Fakat bu noktada sormamız gereken çok önemli bir soru var:
“Kolaylık” ile “bağımlılık” arasındaki çizgiyi ne zaman aştık?
Yapay zekâ uygulamaları her yaş grubundan milyonlarca insanın günlük rutininin içine sızdı.
Önceleri herhangi bir konuda araştırma yapmak ve detaylı bilgiye ulaşmak için kitap karıştıran, ansiklopedi sayfalarını aralayan nesillerin yerini artık “sor, anında cevap al” anlayışı aldı.
Öğrenciler ödevlerini yapmıyor, iş dünyasında raporlar insanlar yerine algoritmalar tarafından yazılıyor.
Hatta insanlar kendilerine sevgili, danışman, arkadaş niyetine sohbet robotlarıyla konuşuyor.
Buraya kadar her şey normal görünebilir ama asıl tehlike, insana özgü ve yaratılışının en önemli parçası olan düşünme eyleminden uzaklaşılması.
Yani artık bir konuda fikir yürütmeden, analiz yapmadan, her şeyi tek tuş ve onay ile yaptırabilmesi zamanla beyni körelten, eleştirel düşünceyi öldüren bir zihinsel tembelliğe yol açabilir.
Bu teknolojiden kaçmak kullanmamak ve uzaklaşmak kesinlikle çözüm olmayacaktır.
Aksine, bu muazzam teknolojiyi kontrollü ve bilinçli bir şekilde kullanmak. Çocuklara ve gençlere “nasıl kullanılır” değil, “ne zaman kullanılmalı” sorusunun cevabını öğretmeliyiz.
Eğitim sistemimizde bilgiye ulaşmanın değil, bilgiyi yorumlamanın önemli olduğunu yeniden vurgulamalıyız.
Yapay zekâ insanlığın hizmetinde bir devrim. Ancak bu devrimi yöneten biz olmazsak, yöneten o olacak.
Ve unutmayalım:
Düşünmek hâlâ bizim en güçlü yanımız.

