24 Mayıs 2024

Erdoğan SERİN: TEMEL EĞİTİM, ÇAĞA VE TOPLUM İHTİYAÇLARINA UYGUN OLMALI

0
Temel eğitim, ilkokul, ortaokul ve lise olmak üzere üç kademeden oluşmalıdır. İlkokul beş yıl süreli, ortaokul ve lise ise dörder yıl süreli olmalıdır. İlkokul birinci sınıfta da sadece okula alıştırma ve alışkanlık kazandırma eğitimi verilmelidir.
 Ortaokul son sınıfta ise sadece alan seçme ve yönlendirme eğitimi verilmeli ve öğrencilerin ilgi alanlarına ve yeteneklerine uygun bölümlere gitmeleri sağlanmalıdır. Liseler de, çağın gereklerine ve toplumun ihtiyaçlarına uygun olarak, fen bilimleri lisesi, sosyal bilimler lisesi, güzel sanatlar lisesi ve meslek lısesi olmak üzere dört ana guruba ayrılmalıdır. Güzel sanatlar lisesi bünyesinde müzik, resim, arkeoloji ve görsel sanatlar gibi bölümler bulunmalıdır. İmam hatipler de meslek lisesi bünyesi içinde ayrı bir bölüm olarak yer almalı ve sayıları toplumun ihtiyacı ile sınırlandırılmalıdır.
Zorunlu din dersi de zorunlu olmaktan çıkarılmalıdır.
İsteyen öğrencilere, ortaokul birinci sınıftan başlayarak, din kültürü dersi seçmeli ders olarak okutulmalıdır. Resim, müzik, spor ve alışkanlık kazandırma eğitimi dersleri, temel eğitim süresince zorunlu dersler olmalıdır. İlkokula başlama yaşı da altı’ya çekilmelidir. Altı yaşına ayak basan her çoçuğun ilkokul’a gitmesi zorunlu hale getirilmelidir. Meslek liseleri de tamamen uygulamalı eğitime geçmelidir.
Bu ülke’yi uygar ülkeler kervanına katacaksak (ki katmalıyız) eğitimi çağın gereklerine ve toplumun ihtiyaçlarına uygun hale getirmek, laik, bilimsel ve çağdaş bir yapıya kavuşturmak durumundayız.
Unutmayalım!
Bir ülkeyi güçlü ve itibarlı kılan şey, insana, doğaya ve çevreye gösterilen saygıdan, üretimden, hakça paylaşımdan ve adaletten geçer. Her şeyin farkında olan ve her konuda farkındalık yaratan, toplumsal bilinci yüksek bireyler yetiştirmemiz umut ve dileğimle esen kalın!
TEMEL VE TORUNU EDA
Bu bir fıkra değildir!
85’lik Trabzonlu Temel’in, Torunu Eda’ya verilen ödevle ilgili başı derttedir.
Eskişehir’e göç eden arkadaşı Niyazi’ye bir mektup yazıp, başına gelenleri anlatır.
-Niyaziçiğum!
Hani şu penum kiçük Torun Eda var idu ya! Keçen akşam keturdu ödevinu koydi önüme. Pi yandan da ağlayu Uşak. Zaten derdunu da hep bağa açayi.
Bağa tedu ki!
“Ha punnaru anlayamadum! O yüzden de yapamadum! Yarin öğretmen penu tövecek!”
Oğa tedum ki!
– “Ağlama Uşağum! Pu yüzden öğretmen insanı tövmez. Hem sonra, şimdu çözeruk oni.”
Fakat ne mümkün Niyazi Gardaşum! Ettuk etmeduk olmadu.
Mesele şudur!
Pi trennan pi otopüs, ayni anda ayni istasyondan galkayi. Tren otopüsten üç kat hızlı gideyi. Otopüs iki yerde yirmi peşer takka mola vereyi. Tren de pi istasyonda turup, yirmi dakka su alayi.
Otopüs saatte altmiş kilometre hizla kidesiymuş. Tren da peş saat sonra kideceğu yere varasiymuş. Otopüs ne vakit oraya varasiymuş?
Çok uğraştum emme olmadu.
Uşak da ağlayu bi yandan. Derken pubası keldu. O da çok uğraşti emme yapamadu.
Diyrum Oğa ki!
– “Tamat! Senun taniduğun pi otopüs şöferi var ise, oğa soralum, pelki o pilur. Ya da sapah olsin, pen Uşağu şöferler çemiyetune kötüreyum!
Aralarunda pekli trennan yarişmuş pir otöpüs şöferi vardur da, o pize yardimçu olur.”
Ha piz pi yandan da Uşağa treni tarif edeyruk.
Ne yapsun Uşak?
Treni görmemiş ki heç.
Ne Anasi görmüş, ne Pubasi…
Pen de askerlukte Erzurum’dan Sivas’a kideruken pindiydum.
Neyse Gardaşım?!
O keçe çok kizdum. Diyeceğsun ki niye?
Uşak daha tut ağaçundan tut toplamayi pilmeyu. Mezgitu kösteriyrum, “hamsi” diyi. Yumurtanun fabrikada yapildiğunu saniyi. Piz de kalkmiş trennan otopüsü yariştiriyruk.
Yani Niyaziçiğum!
Otopüs vaktinde varsa ne olur, varmasa ne olur?!
Kurbetten yolçi mu pekleyu sanki?
Varacağu saat önemliyse, edersun yazihaneye pi telefon, saa varacağu saati söylerler.
Yapmayun yahu!
Pu kadarçuk pi mesele için sabiyi niye telef edeyisunuz? Uşakcuklarda Şarki yok, Türki yok, oyun yok!
Tayamuşlar matematiğu pannak kadar uşağa!
Puna da eğitim diyiler. Ayiptur, ayip!

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir