*Oldum olası dünya kenti İstanbul’u hiç sevmedim.
*Çok karışık, trafik keşmekeş, bütün gayri yasal işlemlerin merkezi İstanbul’u sevmemin imkânı da yoktu.
*Çünkü beni yazarlık yolumun başlangıcında az daha yok olmama sebep olacaktı.
*Yıllar, yıllar önceydi…
*Ankara’da Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü’nde çalışırken(Yeni adı TÜİK) İstanbul’a göreve gitmiştim. O zamanlarda da bu günkü gibi kendimce şiirler, öyküler yazardım.
*Elimle yazdığım bir öykümü Yeşilçam sokağında bir film şirketine götürmüştüm.
Yetkili olduğunu düşündüğüm karşıma çıkan birine, “bunları ben yazdım film olur mu?” dedim.
Aldı kayıtsız bir tavırla baktı, “bunlar kalsın bakalım yarın gel konuşalım” dedi.
O zaman daha fotokopi diye bir cihaz ülkemizde yoktu. Fotokopisini çekmemiştim.
*Ertesi gün gittim yazılarımı önüme adeta fırlattı. “Bunlardan bir şey olmaz.” dedi.
*Ben de yazılarımı aldım, merdivenleri inerken yırttım attım.
*Aradan uzun yıllar geçti bir gün televizyonda sinema seyrederken filmin konusu bana hiç yabancı gelmedi.
Nereden bana yakın geldi diye düşünürken aklıma Yeşilçam Sokağını ziyaretim geldi.
*Olduğu gibi olmasa da ana hatlarıyla yırtıp attığım öyküm geldi aklıma.
Bana bundan bir şey olmaz diyenler, sonradan öykümün konusunu almışlar mekânı ve filmdeki kahramanların adını değişmişler. İyi bir senarist bulunmuş ve film yapılmıştı.
*İşte o gün bu gündür İstanbul’u hiç sevmedim, sevemedim. Şimdi de televizyonda bütün yollarını karların kapattığı İstanbul için üzüldüm.
*Binlerce insan evlerine yetişmek için yollara düşmüş ve yollarda kalmıştı. Arabalar yürümüyordu. Belli ki hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İlgili bakanlık ve paralı yol ve köprülerin sorumlusu şirketler kışa hazırlık yapmamışlar. İstanbul’da yaşayanlar perişan olmuş! Ne kadar sürer kim bilir..!
*Gazetelerin yazdığına bakarsanız üçünün de aldıkları önlemler yeterli olmamış ki herkes birbirini suçluyor.
*Aslında meteoroloji tahmini yapanların da aşırı yağışı tahmin edemediklerini söylemek lazım.
*Ha… Bir de kışın gerektirdiği önlemleri almayan vatandaşları da unutmamak lazım… Birçok arabada kış lastiği yoktu! Toplu taşım araçları yerine özel araçlarıyla yola çıkmayı tercih etmişlerdi.
YA MERSİN…!
*Hâlbuki Mersin öyle mi?
*Bir uçtan bir uca tek vasıta ile ulaşmak mümkün.
*Şehir merkezine kar yağmadı, yollar kapanmadı.
*Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü;
Kış mevsiminde yoğun kar yağışı alan Pozantı (Tekir) ve Mut (Sertavul) mevkilerinde trafiğin sürekliliğini sağlamak ve kaza oranını aşağı çekmek için yolun bakım ve onarımından sorumlu olan Karayolları Bölgesiyle devamlı iletişim sağlanarak buzlanmayı önlemek, yol güzergâhlarını devamlı açık tutmak üzere tuzlama çalışmaları yapılacaktır. Herhangi bir olumsuzlukta karayolunun trafiğe derhal açılması amacıyla kurtarıcı(çekici)ların güzergâh üzerinde uygun yerlerde bulundurulması sağlanacaktır” demiş.
*Şehir içi Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü de; “Kış ile birlikte kazalarının olma olasılığı çok olan Gazi Mustafa Kemal Bulvarı ve D-400 Karayolu üzerinde trafiğin sürekliliğini sağlamak ve kaza oranını aşağı çekme için bu güzergahta denetimlere ağırlık verilecek olup; ayrıca yolun bakım ve onarımından sorumlu olan kuruluş ile sürekli irtibat halinde olunacaktır,
*Mersin Otobüs Terminalinde giriş- çıkış yapan şehirlerarası otobüslerin denetimlerine ağırlık verilecektir. Özellikle “Kış Lastiği Kullanma” konusunda incelemeler yapılacaktır” şeklinde ya da benzer şekilde açıklamalar yapmışlardır.
*Çok güzel önlemler.
*Emeği geçenleri kutluyorum.
*Ama benim merak ettiğim;
Belediyelerimiz gerekli önlemleri almışlar mıdır?
*Bilindiği gibi her yağmurda denize 25-30 metre mesafedeki A. Menderes Bulvarı bile selden geçilmez olmaktadır.
*Ara sokakları yazmıyorum, çünkü oralar hala her yağmurda ve her zaman tıkanmaktadır!
*Duyurulur..!
ÇARPITILMIŞ SÖZLER:
Çanakta balın olsun, Yemen’den ben gelirim.
