Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

SOHBET KÖŞESİ: 1977 YILINDA YENİ AÇILAN ANAMUR İMAM HATİP LİSESİ MÜDÜRLÜĞÜ’NE ATANMIŞTIM

Anamur Lisesinde öğretmenlik yaparken Anamur’da yeni bir okul açılmıştı: Anamur
Anamur Lisesinde öğretmenlik yaparken Anamur’da yeni bir okul açılmıştı: Anamur İmam Hatip Lisesi…
O dönem karışık bir dönemdi. Hükümetlerden biri gidiyor diğeri geliyordu.
Bu karışık dönemde Türkiye genelinde yeni İmam Hatip Liseleri açılmaya başlanmıştı.
Anamur’a da bir İmam Hatip Lisesi açılmalıydı…
Hükümet değişiklikleri nedeniyle kime müracaat edeceğimizi bilemeyecek bir duruma gelmiştik…
Din öğretimi Genel müdürlüğünde bizim dönemden üniversiteden mezun olan görevli arkadaşlarımız vardı…
Açılacak okulların içinde listede Anamur’un olmadığını söylemişlerdi…
Müracaat edilmeli ve bu fırsat kullanılmalı diye düşünüyordum…
Öğretmenlik yaparken özel olarak Ankara’ya gitmiş ve Anamur’a İmam Hatip Lisesi açılabilmesi için görüşmeler yapmıştım.
Ankara dönüşü Din Öğretimi Genel Müdürlüğündeki arkadaşlarımın önerisi üzerine o dönemin ilçe Kaymakamıyla görüşmüştüm…
Aslında okulun açılması için bina bile yoktu… Okulun açılabilmesi için müfettiş istenmişti…
Müfettiş gelinceye kadar sadece kaba inşaatı bitmiş Antalya asfaltı üzerinde kiralık bir bina temin edilmişti…
O sıralarda Anamur Lisesinde öğretmendim. Okul Müdürümüz bir gün beni odasına çağırmıştı…
Kaymakamlıktan istendiğimi söylemiş ve bana anlamlı – anlamlı bakmıştı…
O sıralarda okul içinde de sağ – sol kavgaları oluyordu…
Sanırım okul müdürü benim o olaylar için çağrıldığımı sanmıştı…
Kaymakamlık makamına girdiğim zaman bir de baktım Sivas’ta denetime gelen müfettişlerden biri kaymakamlık makamında oturuyor… Şaşırmıştım…
Meğer Ankara’dan Din öğretimi Genel müdürlüğünden geliyormuş…
Yeni açılacak olan İmam Hatip Lisesi binasının hazır olup olmadığını kontrol için gönderilmiş…
Bina hazır değildi… Sadece kaba inşaatı yapılmıştı… Kapı, penceresi bile yoktu… Ama bu okul da açılmalıydı…
Müfettiş şöyle demişti: “Ben bina hazırdır diye raporumu tutsam binayı hazırlayabilir misiniz?” sorunun muhatabı sayın Kaymakamımız olmasına rağmen müfettiş bana bakıyordu… Gayr-ı ihtiyari hiç düşünmeden; “Hazırlarız…”demiştim.
…Ve hazır olmayan bina için “hazır” raporu verilmişti.
Ben Anamur Lisesinde öğretmenlik yaparken yeni açılacak olan İmam Hatip Lisesi müdürlüğünü yürütebilecek benden daha çok başarılı olabilecek arkadaşlarımı Din Eğitimi genel müdürlüğüne önermiştim…
Binayı kontrol için gelen müfettişin teklifi üzerine Din Eğitimi Genel müdürlüğü benim kurucu müdür olarak atamamı yapmıştı.
Benim lisede yaptığım öğretmenliğin yanında mevcut olan başka hobilerim de vardı…
Muz bahçem vardı; Onunla ilgilenmeliydim.
Limon bahçem vardı; Onunla ilgilenmeliydim…
Anadolu’dan cevaplandırılmak üzere gelen yüzlerce soru, cevap bekliyordu; Onları cevaplandırmalıydım.
Müracaatım bile olmadığı halde İmam Hatip Lisesi müdürü olarak görevlendirilmiştim.
Verilin görevi de hakkıyla yerine getirmeliydim.
1977 yılının yaz ayında kayıtlar başlamadan bu bina hazırlanmalıydı…
Okulun açılış emri gelmişti ama bina hazır değildi… Herhangi bir okulun bünyesinde açılma şansı da yoktu…
Mahallemde, Güzelyurt mahallesinde Antalya asfaltı üzerinde kaba inşaatı yapılmış, kapı, pencere sıvası olmayan 2 katlı bu bina Çarıklar köyünden çok sevdiğimiz bir arkadaşımız tarafından yaptırıyordu…
Arkadaşımızla konuştuk… Belli bir kira mukabili binayı tutmuştuk… Sıvanması, kapı pencerelerinin yapılması ve camlarının takılması gerekiyordu… Süre çok kısıtlıydı… Okulların açılmasına neredeyse 2 aylık bir süre kalmıştı… Bina olsa masa, sandalye, sıra yoktu… Bunların da temin edilmesi gerekiyordu.
Çocuğunu okula vermek isteyen bir elin 10 parmağını bile geçmeyen arkadaşlarla bir araya gelmiş ve çalışmaya başlamıştık…
En büyük destekçim babam olmuştu… Babamın maddi durumu da iyiydi. O babanın oğlu olduğumu bilen marangozlar; Kapı, pencere, sıra yapımına… Nakliyeciler; Kum çakıl getirmeye… Yapı Ustaları; Odaları bölmeye, sıva ve badana yapmaya başladılar… Kapı, penceresi olmayan, sıvası bile yapılmamış bir bina…
Sıra, masa, sandalye, kara tahtası olmayan bir okul ve Mührü bile olmayan bir okul müdürlüğü…
Bu arada yazışmalar, bina sahibi ve ustalarla sözleşme yapmak için mühür de gerekliydi.
Alelacele bir mühür yaptırmıştım… Evimden bir masa 6 sandalye ve müdür odası yapmak için gerekli olan malzemeleri getirmiştim…
Acilen telefon gerekliydi… O dönemde P.T.T’den telefon bağlatmak ta adeta imkânsızdı. Boş hat yoktu… Onun için evimdeki 1544 no’lu telefonumu alarak okula bağlatmıştım. Okul âdete evim olmuştu… Neredeyse okulda yatıp kalkıyordum.
Bir yandan kapı pencereler takılıyor, bir yandan sıva yapılıyor, bir yandan yeni odalar oluşturuluyordu… Okul olarak tutulan bina adeta şantiyeye dönüşmüştü… Okulun açılmasına gönül veren kişiler de hızla çoğalmaya başlamışlardı…
Bir arkadaş grubumuz piyasaya olan borçlarımızı tespit ediyor, kendi aralarında topladıkları paralarla borçlarımızı ödemeye çalışıyorlardı…
Okulun henüz bir derneği bile yoktu… Makbuzla para toplama şansı da yoktu… Okulun bir bahçe düzeni de yoktu…
Bahçe duvarı yapılması gerekiyordu onun için bir yandan da bahçe duvarı yapılıyordu… Bu, zamana karşı bir yarıştı… Kayıt kabul zamanı da yaklaşıyordu… Gelen velilere hangi okulu, hangi sınıfı gösterecektik… Okulun bir levhası bile yoktu… Bir yandan da bunu yazdırıyorduk…
…Derken kapı pencereler takılmıştı…
Okul levhası giriş kapısının üstüne yerleştirilmişti… Kapı ve pencerelerin camları takılmış, sıralar odalara yerleştirilmişti…
Evimden getirdiğim eşyalarla bölük pörçük bir müdür odası meydana getirilmiş, evimdeki 1544 no’lu telefonum da müdür odasına yerleştirilmişti.
Bütün bunlar yapılırken elimizde sadece bir açılma yazısı ve müdür olarak görevlendirildiğim yazı vardı…
Ne bir öğretmen, ne bir ödenek, ne bir demirbaş…
Okul açılışı böyle mi olmalıydı? Bina olmadan okul mu açılırdı? Demirbaş olmadan eğitim öğretim mi başlardı? Öğretmen olmadan, müdür yardımcısı olmadan, memur olmadan, hizmetli olmadan…
Olanla yapmak kolaydı… Ama yoktan var etmek önemliydi… Bunu başarmıştık; Bir avuç inanmış insanla…
Geçici bir hizmetli de ayarlamıştık. Okulun levhasını asmış, okulu eğitim öğretime açmıştık.
Yeni açılan Anamur İmam Hatip Lisesine müdür olarak atandıktan sonra okula ilk öğretmen tayini gelmişti… Bu benim için unutamadığım bir anımdır;
Kayıt kabullerin başladığı günlerde saat 10 sıralarında evimden götürdüğüm masa ve sandalyeyi okulun bahçesine koymuş, kayıt olacak öğrencileri beklemeye başlamıştım. Hiç kayıt da yapılmamıştı…
Okulun bahçe kapısında bir yaşlıca amcayla genç bir bayan ellerinde bavullarla bekliyorlardı… Yanıma gelip okul müdürünü sormuşlardı…
Aradıkları bendim, ama sıvacıların yanından geldiğim için üstüm başım sıva olmuştu… Ayakkabılarım da sıva içindeydi…
Bahçe düzenlemesi için getirttiğimiz deniz çakıllarından dolayı bahçe de yürünemeyecek haldeydi…
Bayan kendisini tanıtmıştı…“-Ben Esma Bolat… Okula Fen Bilgisi öğretmeni olarak atandım…”
Babası bir bana bakıyor, bir bahçeye bakıyor, bir okula bakıyordu… İçerde de işçiler çalışıyordu… Güngörmüş biri olduğu belliydi… Tekrar elimi sıkmıştı…
Emekli bir devlet memuru olduğunu, ilk görüşte sıkıntı ve başarıyı bir arada gördüğünü, başarılı olacağımıza inandığını söylemişti…
Tedirgindim, rahatlamıştım… O gece ikisini de evimde misafir etmiştim…
Artık okulumun mesleğine bağlı, milliyetçi ve muhafazakâr, ileriki yıllarda öğrencilerime ablalık yapan bir de öğretmeni vardı…
Birkaç hafta arayla yine milliyetçi, muhafazakar bir Türkçe öğretmeni, ve bir Sosyal Bilgiler öğretmeni de gelmişti…
Onları da evimde misafir etmiştim… Evim ile okulun arasında 500 metre mesafe var, yoktu… Her sabah göreve birlikte gidiyorduk…
Dördüncü öğretmen olarak yine vatanını, milletini seven, milliyetçi, muhafazakar bir öğretmen olan Matematik öğretmeni sayın Kenan Topcu atanmıştı.
Her türlü maddi olumsuzluklara rağmen öğretmen açısından şanslı bir dönem başlamıştı. Artık kadro tamamlanmak üzereydi…
Birkaç takviye öğretmenle okul eğitim öğretime başlayabilirdi… İnşaat işleri de tamamlanmıştı.
80’in üzerinde öğrenci kaydı yapmıştık…
Hoşça kalınız.