Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

SOHBET KÖŞESİ: SİVAS’TA ÖĞRETMENLİK YAPARKEN İSTANBUL’DA DERGİ ÇIKARIYORDUK

Bu haberin fotoğrafı yok
Sivas İlköğretmen okulunda öğretmenlik yaparken İstanbul’da yayınlanmakta olan İslam Medeniyeti Mecmuasının SORUNUZ SÖYLEYELİM sayfasını yürütmeye devam ediyordum.
Üniversite öğrenciliğim yıllarında Aralıksız 3 yıl devam ettirdiğim Sorunuz Söyleyelim sayfasına gelen sorular benim adıma geliyordu.
Çıkarmakta olduğumuz Mecmuadaki kağıt sıkıntısı hat safhadaydı….
Bunu Genel Başkan Sayın Cahit Baltacı ve yazı işleri müdürü Sayın İsmail L.Çakan’ın bana gelen mektuplarından anlıyordum…
Her şeye rağmen mecmua devam etmeliydi…
İstanbul’da dostlarımız vardı…
Sarı sayfalara onların reklam’larını almak suretiyle Şubat-Mart sayılarını tek olarak çıkarmıştık…
İslam Medeniyetinin Ocak – 1969 ayındaki sayıda başyazıda “Selam” başlığıyla bir veda yazısı yazılmış ve artık maddi imkânsızlıklar sebebiyle derginin yayımlanamayacağı dile getirilmişti.
Her ne kadar “veda” yazısı yazılmışsa da hepimiz maddi-manevi fedakârlıklarda bulunarak İslam Medeniyeti’nin devamını sağlamıştık…
Yayımlanmak üzere mecmuaya gönderilmiş pek çok makale vardı……
Ve şahsıma gelen 100’lerce mektup, soru…
Sivas’ta olmama rağmen bir avuç gönüllü olarak mecmuayı çıkarıyorduk…
25 Ocak 1969’da Federasyon seçimleri yapılacaktı.
Seçimler 23 Mart’a ertelenince eski yönetim Mecmuayı çıkarmaya da mecbur kalmıştık…
Ancak bir aylık yerine iki aylık olarak…
Şubat sayısı olarak hazırlanan mecmuayı Şubat ve Mart sayısı olarak çıkarılmıştı.
Bu durum “Selam” adı verdiğimiz Başyazıda “SON ÇARE” adıyla okuyucularımıza ilan edilmişti.
Ben de o sayıda İstanbul Bakırköy’den sayın Ahmet Yıldırım, Kızıltepe’den sayın Abdülkadir Güler, Gaziantep’ten sayın Ziya Sarı, İstanbul Şehremini’nden sayın Mevlüt Güngör, Denizli’den sayın Hasan Karadağ, İstanbul Zeytinburnu’ndan sayın İbrahim Sözen’in 10 sorusu, Burdur’dan sayın Mehmet Şevki Nalçacıoğlu, Rize’den sayın Muammer Korkmaz ve Kırklareli’nden sayın Nuri Korkmaz’ın 4 sorusunu cevaplandırmıştım.
Mecmua Türkiye İslam Enstitüleri Talebe Federasyonu’nun yayın organıydı.
Her yıl Federasyon yıllık genel kurul toplantısı yapmaktaydı.
Eski yönetim değişecek yerine yenisi gelecekti.
Acaba yeni yönetim İslam Medeniyeti mecmuasını çıkarmaya devam edecek miydi?
25 Ocakta yapılması gereken genel kurul iki ay ertelenmiş ve 24 Mart’ta yapılmasına karar verilmişti.
Yıllık genel kurul toplantısı 24 mart 1969’da Bursa’da Esnaf Dernekleri Federasyonu lokalinde yapılmıştı.
Delegelerle ve kalabalık bir misafir kitlesinin huzurunda yapılan toplantıda çeşitli meseleler dile getirildiği gibi İslam Medeniyeti mecmuasının geleceğini de gündeme getirilmişti.
Yeni yönetim görev dağılımı yapmadan önce genel kurulda İslam Medeniyeti mecmuasının çıkarılmasına devam kararı alınmış ve ondan sonra yeni yönetim seçilmişti.
Buna göre; Genel başkanlığa Sedat Şenerman, ikinci başkanlığa İzmir Yüksek İslam Enstitüsünden İhsan Emci seçilmişlerdi.
İdare heyetine de şu isimler seçilmişti: Ömer Hami Ulusoy, Hasan Taş, Satı Demirci, Ahmet Cengiz, M.Şeref Ramazanoğlu, Zekeriya Beyaz, İ.Ethem Elibol, Cevat Kahraman, Fehmi Koru…
Bana düşen görev ise yine gelen mektuplardaki soruları cevaplandırmaya devam şeklindeydi.
Bu bir ekip çalışmasıydı ve ben adeta eski yönetimle yeni yönetim arasında bir köprü görevi oluşturuyordum.
Artık mutlu yuvamı da kurmuştum… Öğretmenlik mesleğine de atılmıştım… Bu görevi de yürütmeliydim.
Nitekim yeni yönetim mecmuayı çıkarmaya devam kararı alınca İstanbul’dan Sivas’a yine sorular gelmeye başlamıştı.
Önceki aylardan bekleyen sorularda vardı.
Hazırladığım cevapları Özel Ulak ile yeni yönetime ulaştırmıştım ve cevaplar 15 Nisan 1969’da yeni yönetimin çıkardığı ilk mecmuada yayımlanmıştı.
15 Nisan-1969’da yayımlanan mecmuada İstanbul’dan bayan Münevver Yemenicioğlu, Afyon Sandıklı kazasından sayın Abdurrahman Akman, Darende Y.Selim köyünden sayın Osman Can, Rize’den sayın Abdülkâdir Saraçoğlu, Konya’dan sayın Yusuf Işıcık, Bolu Merkeşler köyünden sayın Rıza Demirtaş, Erzurum’dan sayın Kadir Tandoğan, Diyarbakır’dan sayın Muharrem Geray, Gölpazarı’ndan sayın İbrahim Küçük, İsminin yayımlanmasını istemeyen bir okuyucum, Kayseri’den sayın İbrahim Şimşek, İstanbul’dan K.A. rumuzuyla mektup gönderen bir okuyucumun sorularını cevaplandırmıştım.
Mayıs ayında maddi imkânsızlıklar ve özellikle kağıt sıkıntısı sebebiyle mecmua çıkarılamamıştı.
Benim bu mecmua çalışmalarımın yanında asıl mesleğim olan öğretmenliğimle ilgili çalışmalarımın en verimli ayları Mart-Nisan-Mayıs ayları olmuştu.
Bu aylar yeni başladığım öğretmenlik yıllarımın son 3 ayı idi.
Öğrencilerim benim dersimde çok başarılıydı…
Ders aralarında bile ezberledikleri sureleri dinletmek için veya yaptıkları ödevleri göstermek için ya da verdiğim İslam tarifine eklemeye çalıştıkları yeni kelimeleri göstermek için hep yanıma geliyorlardı…
Öğrencilerimin bu ilgisi diğer öğretmenlerce ve okul idaresince ilgiyle izleniyordu.
Milliyetçiler Derneği başkanı Sayın Mehmet İrge ve özellikle avukat Sayın Yavuz Bülent Bakiler okulda meydana gelen olayları mahalli basın kanalıyla kamuoyuna ulaştırıyordu.
Bu da okulda bulunan Türkiye Öğretmenler Sendikasına bağlı öğretmenleri ve okul idaresini çileden çıkarıyordu.
Neler oluyordu? Neler olmuyordu ki…
Edebiyat öğretmeni Sayın Nureddin Yaz ve Tarih Öğretmeni
Sayın Namık Yücesan’la birlikte birinci dönemin sonunda neredeyse öğrencilerin yüzde seksenini sol görüşlü öğretmenlerin etki alanından kurtarmıştık.
Sayın Namık Yücesan çok güzel ders anlatıyordu. Öğrencilerin en çok sevdiği öğretmen arkadaşımızdı.
Artık okulda milli ve dini değerlere bağlı öğrenciler ve öğretmen adayları oluşmaya başlamıştı…
Komünizmi ve anarşiyi övücü yasak gazete, dergi ve kitaplar sınıflarda öğrencilere dağıtılamaz olmuştu…
Sınıflarda ders dışı konular da anlatılamaz olmuştu.
O yılın sonunda müfettişler gelmiş ve teftiş sonucu birçok öğretmen suçlu bulunmuş görevden alınıp yerine yenileri gelmişti.
Benim öğrencilere verdiğim ödevler tamamlanmış ve her sınıftan en güzel ödev yapana bir dolma kalem hediye etmiştim.
İslam’ın tarifine ek yapabilen bir öğrenci bulunamamıştı…
Sureler ezberlenmiş bazı derslerden başarılı olamayan öğrenciler Din Bilgisi dersinden aldığı yüksek notlarla sınıf geçmişlerdi…
İşte Sivas İlk Öğretmen okulunda geçen ilk yılım…
Asıl çalışmalarım stajyerliğimin kalktığı 2’inci yıl ve Anamur’a tayinimi istediğim 3’üncü yılda idi…
Güzel Sivas’ın güzel insanları bizlere kucağını açmış, bağrına basmış ve hizmetlerimizde önayak olmuştu.
Hoşça kalınız.