Hemen baştan söyleyelim. Mersinliler, 3 Ocak günü, kurtuluşun 100.yılı törenlerinde hakkettiği önem ve coşku öne çıkmadı. Bunun yerine, 100. yılın ilk kutlama günü günlük siyaset görünüm ve söylemleri çok daha çok öne çıktı.
Bu sonucun ortaya çıkmasının kişisel görüşüm, üç ana nedeni var. Birincisi belkide en önemlisi, bu kenti yöneten yerel meclis üyelerinin bir kısmının 100. yılın öneminin ayırdında olmamaları. (bununda kök nedeni Mersin’le ilgili yeterli anılarının olmaması olabilir) Bir diğeri de, Meclis üyelerinin yaklaşan seçimler öncesi günlük siyasettin öne çıkmasıdır. Bir diğer nedende, böylesine büyük ve önemli olaylarda bile katılımcı demokrasinin hayata geçirilememesidir. Böylelikle halkın ve onu temsil eden demokratik kitle örgütlerinin planlama sürecinin dışında kalmasıdır.
METRO AÇILIŞ TÖRENİ, 100. YIL VURGUSUNU GÖLGEDE BIRAKTI
Kuşkusuz raylı sistemler (Metro) yatırımı Mersinliler için çok önemlidir. Modern bir kent dönüşümünde çok önemli bir adımdır. Ancak, bu açılışın Mersin’in kurtuluş gününe denk getirilmesi, kulağa hoş gelsede iyi bir fikir olmamıştır.
Çünkü Mersin’in tüm ilçe ve sokaklarında ‘Metro Açılışı’na davet eden’, çok yoğun ve baskın bilboard ,afiş ve pankartlar vardı. Üstelik partili il başkanları, bu açılış töreni için çok yoğun bir çaba harcadılar. Partili gençlik ve kadın kolları sanki seçim mitingi var gibi, sokak sokak broşür dağıtımı ve afişleme çalışması yaptılar. Partililer, hafta boyunca SMS bombardımanına tutuluphatta özel telefonlarla bile arandılar.
Öte yandan Kutlamaların yapılacağı Cumhuriyet meydanına tören sabahı gelenlerin ilk gördükleri, manzara ile o anda sanki Metro açılış törenine gelmiş duygusuna kapıldılar. Meydanda, her zamanki tören bayrak ve süslemeleri dışında, daha baskın olan Metro açılış sahne ve dev ekranları vardı. Tören alanında, 100. yıl vurgusunu öne çıkaran hiç bir görsel yoktu. Törende Büyükşehir Belediye Başkanı’nın konuşmasında, BŞB Meclisinde ve yerel medyada her zaman dile getirilen konular ve eleştiriler daha çok akılda kaldı.
Oysa, Metro açılışı başka bir günde yapılıp, 100. yıl Kurtuluş Günü öğleden sonra, BŞB Meclisinde (naklen yayınlanacak) ‘100. Yıl Özel Oturumu’ yapılarak, bu oturumda Mersin’in hafızası olan şahsiyetler ile Kuvvayi Milliyecilerin çocukları, torunları konuşturulup, 100. yılın önemi öne daha öne çıkarılsaydı çok daha birleştirici olurdu. Tüm partilerin örgütleri, 100. yıl coşkusunu, tören meydanına (sadece Toroslar’dan siyasi marş ve müzikler çalınarak değil, her yönden Cumhuriyet dönemi marşlarıyla yürüyüşler başlatarak) taşıyabilmek için seferber olmalıydı.
Mersin’in tüm sokakları 100. yıl pankartla donatılsaydı ve Mersin’de direnişi TBMM çatısı altında örgütlemekle görevlendirilen Kozanlı (öğretmen asteğmen) Nail ile tüm şehit kuvvayi milliyecilerin ve müfreze komutanlarının, üyelerinin pankartlarıyla süslenerek, her ilçe ve sokakta kurtuluş günü başlayan ve yılboyuna yayılan etkinlikler, gençlere yönelik resim, şiir, kompozisyon vb düzenlenebilirdi. Böylelikle, Mersin’de arzu edilen birlik beraberlik duygusunun yaşanması ve yaratılmasının yanısıra, özellikle gençlere ve çocuklara kurtuluş coşkusunun aktarılması için daha yerinde olurdu.
100.YIL MERSİN’İN BÜTÜNLEŞMESİ İÇİN ÖNEMLİ BİR FIRSATDIR
Hep şikayet edilir. Mersin’e göçle gelenler, hatta Mersin’in sunduğu fırsatları yakalayıp zengin olanlar dahil, kendilerine sorulduğunda, Mersinliyiz demezler. Göç ettikleri yeri önce söylerler. Hatta Silifkeliler ve Tarsuslular bile kendi ilçelerini söylerler nedense. Oysa bu kent tüm zenginliğini ayırmaksızın herkese sunmuştur. Ancak yinede yinede yerel meclislerde, Mersin’in özellikle imar rantını paylaşmak için her partide kıyasıya bir rekabet yaşanır. Mersinli hemşerilik duygusu yerine, ‘köken hemşerilik duygusu’ bu rekabette öne çıkmaktadır. Bu konuda sonradan göçle gelenler daha cevval ve daha cesur oluyorlar. Çünkü, Mersin’e geldikleri yerlerden köprüleri atıp gelmişlerdir. Bu sosyoloji ve psikolojiyi Prof..Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı , GÖÇ’le ilgili bilimsel çalışmasında çok iyi anlatmıştır. Göçle gelenlenler, kentte tutunup var olmak zorundadırlar. Önce kendileri, sonra doğal olarak hısım akrabalarını kollamak zorunda hissederler. Bu nedenlegettolaşma öncelikle hem zihinsel, hem ruhsal olarak başlar.
Göçler kenti olan Mersin’de, her partinin siyasetçileri , yerel yönetimlerde, meslek odalarında Başkan adayları ve çoğunlukla, seçilmeden önce bu ayrımcılığı dibine kadar kullanarak farkedilmeye çalışırlar. Amaçları daha fazla seçmene ulaşarak taraftar toplamaya çalışırlar. Seçildikten sonrada ‘şucu, bucu damgası’ yememek için tam tersini söyleyip, ‘birlik beraberlik’ vurgusu yapma ihtiyacı duyarlar. Aslında Mersin’in kent kültürü , hep ayrımcı değil, kucaklayıcıdır. Yakın veya uzakcoğrafyasından çok farklı kültür ve dinden, mezhepten , ırktanyoğun göçler almasına rağmen, yüzyıllar içinde barış içinde yaşama kültürü oluşmuştur.
Öte yandan kurtuluş günlerinde, festivaller, yöresel gün ve kermesler spor, sanat ve kültür faaliyetleri bu kaynaşma ve hemşehrilik duygusunun yaşanması ve yaşatılması için çok önemli bir fırsattır.
100. yıl gibi önemli ve coşkulu bir günde birlik beraberlik ruhunun öne çıkarılması tarihi önemdedir. Sadece Cumhuriyet Meydanında veya Yenişehir’de (9 Aralık’a kadar herkes ve özellikle çocuklar ve gençlerin mutlaka görmelerini öneririm.) açılan çok iyi planlanmış etkinlik alanında değil, kentin ve tüm ilçelerin her köşesinde ve özellikle yoksul mekanlarında ve varoşlarındaki yurttaşlarımızın ve özellikle varoşlardaki uyuşturucu tehdidi altındaki yoksul ve umutsuz çocuk ve gençlerinde ‘Mersin’in Kurtuluş Günü’nde’ farkındalık ve coşkuyu yaşamalarının sağlanması çok yararlı olurdu.
100.YIL COŞKUSU KATILIMCI DEMOKRASİ ANLAYIŞIYLA DEVAM ETTİRİLMELİDİR
Büyükşehir ve tüm ilçe belediyelerinin meclislerinde ve kent konseylerinde demokratik kitle örgütleri, meslek örgütleri ve hemşeri dernekleriyle birlikte 100. yıl coşkusunun mahallelere, köylere ve sokaklara nasıl taşınabileceğini görüşülmelidir.
Bu konuda ilk adım BŞB Meclisinde bu konuda karar almakla başlayabilir. Ayrıca MERSİN 100. YIL ALMANAK’ının bastırılması için karar alınması iyi bir başlangıç olabilir.
100.YILDA KARAMANCILAR KONAĞI KUVVAİ MİLLİYE MÜZESİ OLARAK AÇILMALIDIR
Atatürk’ün 5 Kasım 1918 günü gecesi Adana’dan gizlice gelerek gece yurtsever askerle toplantı yaparak milli mücadele için talimatlar verdiği Karamancılar Konağı Kuvva-i Milliye Müzesi olarak bu yıl içinde açılmalıdır.
Müze Mersinlilerin vereceği anı eşyalarla donatılabilir.
Bu konuda on yıllardır, Mersin’i tanıtmak, tarihi ve kültürel hafızasını güncellemek ve yaşatmak etkinlikler yapan İçel Sanat Kulübü’nün ve üyelerinin birikim ve deneyimlerinden yararlanılması çok yararlı olacaktır.
Tüm bu çalışmalar, bu yılın ilk meclis toplantısında alınacak kararlarla başlatılarak, KENT KONSEYİ bünyesinde, katılımcı demokrasinin hayata geçirilerek yapılacak toplantı ve çalıştaylar bir an evvel başlatılmasında yararlı olacaktır.
Başta öğretmen asteğmen Kozanlı Nail olmak üzere, Mersin’in kurtuluşu için hayatını kaybetmiş ve ebediyete göç etmiş tüm şehit ve gazilerimizi tekrar saygı ve minnetle anıyorum.
