Bizim halimiz tam olarak bu.
Kendi inancımıza şüpheyle bakıyoruz, batıdan ne gelirse alkışlıyoruz.
İmam bir ayet okusa, dudağını büküyorsun. “Hoca abartıyor” diyorsun.
Ama batılı bir yaşam koçu iki İngilizce kelimeyle aynı şeyi söylese, “Adam ne güzel konuştu” diyorsun.
KENDİ EVİNDEKİ ALTINI GÖRMÜYOR
Senin dinin sana ne diyor?
Az ye diyor, az uyu diyor, temiz ol diyor, helal kazan diyor, kimseyi kırma diyor, kibirli olma diyor.
Bundan daha modern ne var?
Bundan daha çağdaş psikoloji var mı?
Yok.
Ama sen bunu hocadan duyunca eski geliyor. Aynı şeyi batılı bir yazar kitapta yazınca, gidip bin liraya alıp okuyorsun. Altını çiziyorsun. Hikayende paylaşıyorsun.
Kendi peygamberinin sünnetini küçümsüyorsun. Sakal bırakmak gericilik oluyor. Tesettür baskı oluyor. Edep, haya gereksiz çaba oluyor.
Ama batı sana “Minimalist yaşa” diyor, hemen evini boşaltıyorsun. Batı sana “Özgür ol” diyor, hemen aileni siliyorsun. Batı sana “Kendini sev” diyor, hemen bencil oluyorsun.
Aynı şey. Bizim dinimiz bin yıldır aynı şeyi daha güzeliyle söylüyor. Ama biz ona mesafeliyiz.
NEDEN?
Çünkü bize yıllarca kendi kimliğimizden utanmayı öğrettiler.
Okullarda, dizilerde, filmlerde hep aynı mesaj. Batılı akıllı, Müslüman cahil. Batılı temiz, Müslüman kirli. Batılı özgür, Müslüman tutsak.
Beynimize işlediler.
Sonuç ortada.
Kendi inancına bu kadar mesafeli, batıdan gelen her şeye sorgusuz sualsiz madalya takan bir kalabalık olduk.
Batı mayo üretse moda oluyor. Bizim çarşafımız gericilik oluyor.
Batı bar açsa medeniyet oluyor. Bizim camimiz siyaset oluyor.
Batı faiz dese ekonomi oluyor. Bizim zekatımız dilencilik oluyor.
Ne kadar komik, ne kadar acı.
Ama batının ahlaksızlığını niye alıyorsun? Ailesizliğini niye alıyorsun? Allahsızlığını niye alıyorsun?
Kendine gel.
Senin inancın kültürün sana yeter de artar bile.
Dünya sana özenmeli.
Sen dünyada en üstün olansın.
Değerini düşürme
Yeter ki sen ona bir yaklaş. Bir güven. Bir sorgusuz sualsiz değil, gönülden bağlan.
Batıya taktığın madalyayı bir gün kendi inancına takarsan, o gün kurtulacaksın.

