Ticaret ahlakı; dürüstlük, adalet, güven ve kul hakkına saygı ilkeleri üzerine kurulmalıdır.
İslam iktisat sisteminin rehberliği, ticaretin sadece maddi kazanç değil, aynı zamanda toplumsal güven ve huzur üretmesi gerektiğini savunur.
Dürüst bir ticaret ahlakına sahip olmak için temel ilkeler şunlardır:
a-Şeffaf olmak: Malın veya hizmetin kusurlarını gizlemeden, olduğu gibi alıcıya sunmak.
b- Sözünde durmak: Anlaşmalara, teslimat sürelerine ve verilen sözlere sadık kalmak.
c-Yalandan kaçınmak: Malı övmek veya satışı hızlandırmak için yalan yere yemin etmemek ve yanıltıcı reklam yapmamak.
d-Ölçü ve tartıda dürüstlük: Alırken ve satarken hassas davranmak, eksik ölçüm yapmaktan uzak durmak.
e-Fırsatçılık yapmamak: Karaborsacılık (ihtikar), yapay fiyat artışları ve fahiş fiyat uygulamalarından kaçınmak.
f-Adil rekabet: Rakip firmaları karalamadan, piyasa dengesini bozacak hileli yöntemlere başvurmadan çalışmak.
Ticaret Ahlakının toplumsal ve insani sorumlulukları şunlardır:
**Kul hakkı bilinci: İş ortaklarının, müşterilerin ve en önemlisi çalışanların haklarını gözetmek.
**Emeğin karşılığı: Çalışanların ücretini zamanında ve hak ettiği şekilde (alın teri kurumadan) ödemek.
**Toplumsal fayda: Sadece bireysel zenginleşmeyi değil, topluma faydalı ve helal ürünler sunarak bereketli kazancı hedeflemek.
Ticaret ahlakına uygun davranan tüccarlar, hem iş dünyasında kalıcı bir itibar kazanır hem de toplumsal barışın inşa edilmesine katkıda bulunurlar.
İslam’ın geniş coğrafyalara yayılmasında en büyük pay, özü sözü bir olan dürüst tüccarların sergilediği bu örnek ahlak olmuştur.
İslam’a göre ticaret ahlakı, dürüstlük, güvenilirlik, helal kazanç ve kul hakkına tam riayet ilkeleri üzerine kurulmalıdır.
Ticari faaliyetler sadece şahsi bir kazanç yolu değil, aynı zamanda topluma hizmet etme yönüyle bir ibadet olarak kabul edilir.
İslam’da doğru sözlü ve güvenilir bir tüccarın ahirette peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraber olacağı müjdelenmiştir.
İslam ticaret ahlakının en temel prensipleri şunlardır:
*Yalan ve Aldatmadan Uzak Durmak: Malın kusurlarını gizlemek, hileli yönlerini saklamak kesinlikle yasaktır. Peygamberimiz bir ekin yığınının ıslak tarafını gizleyen satıcıyı uyararak “Bizi aldatan bizden değildir” buyurmuştur.
*Doğru Beyan: Satıcı malın gerçek durumunu, kalitesini ve eğer varsa defosunu alıcıya açıkça söylemekle yükümlüdür.
*Ölçü ve Tartıda Titizlik: Kur’an-ı Kerim’de ölçü ve tartıda hile yapanlar şiddetle uyarılmıştır Alırken fazla, satarken eksik ölçmek büyük günahlardan kabul edilir.
*Fiyat İstismarı Yapmamak: Piyasada darlık yaratarak fiyatları suni şekilde yükseltmek veya zor durumda kalan tüketicinin çaresizliğinden faydalanıp fahiş fiyat uygulamak ticaret ahlakına aykırıdır.
*Karaborsacılık (İhtikar) Yapmamak: İnsanların temel ihtiyaç maddelerini (gıda, ilaç vb.) ileride daha pahalıya satmak amacıyla depolayıp piyasaya sürmemek (karaborsacılık) lanetlenmiş bir davranıştır.
*Faiz ve Kumar Riski Taşımamak: İçeriğinde faiz, belirsizlik veya şans oyunu barındıran akitler haramdır.
*Yalan Yere Yemin Etmemek: Malı satabilmek için yalan yere yemin etmek malın bereketini yok eder.
*Borçluya Mühlet Tanımak: Ödeme güçlüğü çeken borçlulara zaman tanımak, imkan dahilinde ise borcun bir kısmını veya tamamını bağışlamak büyük bir fazilet olarak görülür.
*Alışta ve Satışta Müsamaha: Alırken de satarken de tarafların birbirine kolaylık göstermesi, katı ve acımasız olmaması tavsiye edilir.
İslama göre ticaret yapan kişinin sadece hukuki değil, vicdani meşruiyeti de araması gerekir. Kazancın sadece yasal olması yetmez; başkasının hakkını gasp etmemiş ve kimseyi mağdur etmemiş olması esastır
Günümüzde stokçuluk ve fahiş fiyat artışları dur durak bilmeden devam ediyor…
Bir zamanlar soğan ve patates stokçuluğu yapanlar son günlerde Ayçiçek yağı ve şeker ve diğer bazı besin maddeleri üzerinden malları depolayarak kumpaslar kurma peşindeler…
Geçtiğimiz aylarda ülke ekonomimizi çökertmek için başlatılan stokçuluk kumpaslarına karşı Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu ve Gelir İdaresi Başkanlığı fahiş fiyat artışıyla birlikte stokçuluk uygulamalarına karşı denetimleri artırmıştı.
Ticaret Ahlakı genel ahlakın önemli bir bölümüdür.
Alıcı ve satıcının birbirlerine karşı tutum ve davranışları sosyal ahlâkın seviyesini yansıtır.
İnsanların birbiriyle ticari münasebetlerinde karşılıklı çıkar ilişkileri vardır.
Kişinin ahlaka saygısı; Uygun olmayan çıkarlar karşısında direnişine bağlıdır.
Artan nüfus, sınırlı kalan hammadde kaynakları temel ihtiyaç maddelerine olan talebi artırmıştır.
Artan talep tüccara yeni fırsatlar vermektedir.
Ticarette şahsî çıkar sağlamak bazılarınca çekici kabul edilerek kanuna karşı hile yolları aranmakta, hayali ihracatlarla milyarlarca, trilyonlarca lira kazanılmaktadır.
Dürüst tüccar piyasanın teminatıdır.
Ticari ilişkiler çağımızın insanlarını birbirine yaklaştırmaktadır.
Bu kadar geniş ortam ilişkileri içinde bulunan insanların ilişkilerinde asıl olan dürüstlüktür.
Dışarıya İhraç ettiğimiz mal ayıplı ise millî gururumuzu da rencide ediyor.
Ticaret ahlâkı şahsî çıkarların çok üzerinde kabul edilmelidir.
Hayali ihracat gerçekten çok üzücüdür.
Esnaf, tüccar, çiftçi, memur, milletvekili… Bütün insanlarımızı ahlâkî yönden eğitmek zorundayız.
Ticaret ahlâkı; esnaf ve tüccarın yüz akıdır.
Tüccar ve esnafın dürüstlüğü, şahsî çıkarların çekiciliğine ve çalışanların insafına bırakılamaz.
Atalarımız bu prensipleri değişik teşkilatlarla sağlamışlardır.
Ahilik teşkilatı ve Loncalar bu teşkilatlardandır.
Karaborsa, piyasa spekülasyonları, yalan yere yemin dinimizce kınanmıştır.
Rakip firmayı çöküntüye götürecek her çeşit hileye İslâmiyet izin vermez.
Müslüman tüccarların kendi müşterilerini, satışı kendisinden az olan komşu tüccarlara gönderdikleri zamanlar olmuştur.
Kendisi için istediğini başkası içinde isteme dürüstlüğü, ticari ilişkiler konusunda da geçerli bir prensiptir.
Ölçü ve tartıda hile yapanlar Kur’anda şiddetle yerilmiştir.
Helal yoldan ticaret yapanlar da övülmüştür.
Ticarette, alım satımda piyasa devamlı değişmektedir.
İslam’a göre alışverişte belli başlı bir kar oranı yoktur.
Ancak alıcıyı kandıracak satılacak olan malın o anda her yerde satılan piyasa değerinden çok yüksek bir fiyatla satılması ve karaborsacılık yapmak uygun değildir.
Satış yapmak üzere alınan herhangi bir mal ne kadar bekletilirse bekletilsin o andaki piyasa değeri üzerinden satılacaktır.
Bu satışta herhangi bir mahsur yoktur.
Malın satışında alındığı zamanki fiyatı değil, satış zamanındaki piyasa değeri geçerlidir.
Bütün dürüst ticaret erbabına helal ve bol kazançlar diliyoruz.
Hoşça Kalınız.

