Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

AKTAŞ: SIFIR ATIK VAKFI’NIN PLASTİK ATIK RAPORUNDA VAHİM ÇELİŞKİ

Akademisyen Prof. Dr. Erkan Aktaş, Sıfır Atık Vakfı tarafından yayımlanan

Akademisyen Prof. Dr. Erkan Aktaş, Sıfır Atık Vakfı tarafından yayımlanan “Plastik Atık Raporu’ndaki bazı değerlendirmelerin Türkiye’nin plastik atık ithalatı ve çevresel kirlilik tablosuyla çeliştiğini savundu.

Türkiye’nin yıllardır yüz binlerce ton plastik atık ithal ettiğine dikkat çeken Aktaş, raporda Türkiye’nin atık yönetimi altyapısının “çevresel sızıntıyı küresel ortalamanın altında tutmayı başardığı” yönündeki değerlendirmesinin ciddi biçimde sorgulanması gerektiğini söyledi.

Plastic Overshoot Day 2025 verilerine göre Türkiye’nin yılda yaklaşık 2,81 milyon ton plastik atık ürettiğini, 676 bin ton plastik atık ithal ederken yalnızca 16,6 bin ton ihraç ettiğini belirten Aktaş, ithalatın ihracatın yaklaşık 41 katı olduğuna dikkat çekti.

Aktaş, Türkiye’nin kötü yönetilen plastik atık endeksinin yüzde 53,46 ile “yüksek” seviyede bulunduğunu ve ülkenin kötü yönetilen plastik atık miktarında dünyada 12. sırada yer aldığını ifade ederek, “Burada vahim bir çelişki var” dedi.

“DENİZE NE KADAR PLASTİK SIZIYOR?”

Adana, Mersin ve Antalya kıyılarında görülen plastik ve mikroplastik kirliliğinin de sorgulanması gerektiğini belirten Aktaş, şu soruları gündeme taşıdı:

“İthal edilen plastik atığın ne kadarı gerçekten geri dönüştürülüyor, ne kadarı proses kaybına ve kalıntıya dönüşüyor? Tesislerden derelere, drenaj kanallarına ve denize ne kadar plastik sızıyor? Denizlerde, balıklarda ve tarım topraklarında mikroplastik düzeyi yıllar içinde nasıl değişiyor? Atık tesisi yangınlarının seyri nedir?”

Bu sorular yanıtlanmadan Türkiye’nin çevresel sızıntıyı küresel ortalamanın altında tuttuğu sonucuna varılmasının doğru olmayacağını savunan Aktaş, plastik atıkların turizm, tarım, balıkçılık ve halk sağlığı üzerindeki toplumsal maliyetlerinin de hesaplanması gerektiğini söyledi.

“AVRUPA PLASTİĞİNİ NEDEN TÜRKİYE’YE GÖNDERİYOR?”

Bir çevre ekonomisti olarak temel sorusunun Avrupa’nın plastik atıklarını neden binlerce kilometre uzağa Türkiye’ye gönderdiği olduğunu belirten Aktaş, “Eğer bu atık gerçekten temiz ve ekonomik değeri yüksek bir hammaddeyse Avrupa neden kendisi değerlendirmiyor?” diye sordu.

Aktaş, birkaç işletmenin elde ettiği ekonomik kazanç ile çevre temizliği, deniz kirliliği, tarım, balıkçılık, turizm ve halk sağlığı üzerindeki toplumsal maliyetlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

“Sıfır Atık, yalnızca kendi atığımızı yönetmek değildir. Avrupa’nın yüz binlerce ton plastik atığının neden Türkiye’ye taşındığını ve bunun gerçek bedelini de sorgulamaktır” diyen Aktaş, plastik atık ithalatının çevresel ve ekonomik sonuçlarının daha kapsamlı biçimde ele alınması çağrısında bulundu.