Türk Tabipleri Birliği (TTB) Halk Sağlığı Kolu Başkanı Dr. Nasır Nesanır, plastiklerin parçalanmasıyla oluşan mikroplastik ve nanoplastiklerin yalnızca deniz ve toprağı kirletmediğine dikkat çekerek, bu parçacıkların kan, akciğer, plasenta, karaciğer, böbrek ve beyin gibi farklı organlara kadar ulaşabildiğini belirtti.
Dünya genelinde yıllık plastik üretiminin 450 milyon tona ulaştığına dikkat çekilirken, plastik ürünlerin önemli bölümü kısa sürede atığa dönüşüyor. Yanlış yönetilen atıklar ise çevreye karışarak daha küçük parçalara ayrılıyor ve insan sağlığı açısından görünmeyen ancak ciddi riskler oluşturuyor.
Plastiklerin yalnızca yüzde 95’inin içerdiği kimyasalların etkileri ve akıbetinin henüz tam olarak bilinmediği belirtilirken, plastik atıkların yakılması da ayrı bir tehlike oluşturuyor. Yakma işlemi sırasında zehirli gazlar ve toksik küller ortaya çıkarken, geri dönüşüm süreçlerinde de toksik kimyasallar ile mikroplastik ve nanoplastiklerin çevreye yayılabildiği ifade ediliyor.
Uzmanların uyarıları, Akdeniz kıyılarında son dönemde giderek görünür hale gelen plastik kirliliğinin yalnızca estetik veya çevresel bir sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ortaya koyuyor. Denizlerde biriken plastiklerin parçalanmasıyla oluşan mikro ve nanoplastiklerin gıda zinciri ve insan sağlığı üzerindeki etkileri, kapsamlı araştırma ve etkin denetim ihtiyacını da beraberinde getiriyor.
Akdeniz’in plastikle kirlenmesi artık yalnızca denizin değil, doğrudan insan sağlığının da meselesi.

