Ankara’da düzenlenen 36. NATO Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen Savunma Sanayii Forumu’nda havalanan Türk milli hava araçları; HÜRJET, ANKA-3, KIZILELMA, HÜRKUŞ-II, GÖKBEY ve ATAK dostlarımıza sevinç düşmanlarımıza korku yaşatmıştır.
Ayrıca Türk Hava Kuvvetlerinin akrobasi timi Türk Yıldızları da zirve kapsamında başkent semalarında özel bir gösteri uçuşu gerçekleştirmiştir.
Zirve kapsamında gövde gösterisi yapan yerli ve milli hava araçlarımızın öne çıkan özellikleri şunlardır:
A – Milli Jet ve Eğitim Uçaklarımız:
1-HÜRJET: Yeni Nesil Jet Eğitim ve Hafif Taarruz Uçağımızın özellikler:
***Hız ve İrtifa: 1.4 Mach azami hız ve 45.000 feet servis tavanı.
***Donanım: Modern kokpit, gelişmiş görev bilgisayarı ve havada yakıt ikmali kabiliyeti.
***Kullanım Amacı: Jet pilotu eğitimi ve yakın hava desteği görevleri.
2-HÜRKUŞ-II (Yeni Nesil Temel Eğitim Uçağımızın özellikleri:
***Tasarım: Gelişmiş turboprop motorlu eğitim uçağı konsepti.
***Kabiliyet: Hafif taarruz ve silahlı keşif varyasyonlarına uygun altyapı.
***Uçuş Performansı: Yüksek manevra kabiliyeti ve pilotaj eğitiminde düşük maliyet.
B – İnsansız Hava Araçları (İHA / SİHA) ve özellikleri:
1-ANKA-3: İnsansız Savaş Uçağımızın özellikleri:
***Tasarım: Jet motorlu ve radarda düşük görünürlük (stealth) sağlayan “uçan kanat” yapısı.
***Kapasite: Yüksek mühimmat taşıma kapasitesi ve gövde içi silah istasyonları.
***Görev: Düşman radar ve hava savunma sistemlerini etkisiz hale getirme.
2-Bayraktar KIZILELMA Milli İnsansız Savaş Uçağımızın özllikleri:
***Motor gücü: Jet motorlu, agresif manevra kabiliyeti ve ses hızına yakın seyir.
***Operasyon: Kısa pistli gemilerden (örneğin TCG Anadolu) iniş-kalkış yapabilme yeteneği.
***Hava-Hava Rolü: İnsanlı savaş uçakları gibi hava-hava muharebesi icra edebilme.
C – Helikopterlerimiz
1-T129 ATAK Taarruz ve Taktik Keşif Helikopterlerimizin özellikleri:
***Performans: Yüksek irtifa ve sıcaklık koşullarında üstün operasyon yeteneği.
***Silah Sistemleri: 20 mm top sistemi, güdümlü füzeler (CİRİT, UMTAS) ve roketler.
***Zırh: Tandem kokpit düzeni ile yüksek balistik koruma. [1, 2]
2-T625 GÖKBEY Genel Maksat Helikopterinin özellikleri:
***Kapasite: Geniş kabin hacmiyle 12 yolcu taşıma kapasitesi.
***Esneklik: Askeri, ambulans, arama-kurtarma ve VIP taşıma görevlerine uygunluk.
***Sistem: Tamamen yerli imkanlarla geliştirilen aviyonik sistemler ve çift motor mimarisi.
D- Gösteri Ekiplerimiz:
1-Türk Yıldızlarımızın özellikleri:
***Özellik: Dünyada 8 uçakla süpersonik (ses üstü) jet gösterisi yapan tek akrobasi timidir.
***Gösteri: Zirve boyunca Ankara semalarında liderlerin katıldığı programlarda yüksek disiplinli manevralar sergilemiştir.
Ankara’da düzenlenen 36. NATO Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen Savunma Sanayii Forumu’nda havalanan Türk milli hava araçları; HÜRJET, ANKA-3, KIZILELMA, HÜRKUŞ-II, GÖKBEY ve ATAK’ tan ibaret de değildir.
Savunma Sanayimizin Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine giren/girmeyen pek çok savunma araçlarımız Nato ülkesi devlet başkanları, Bakanlar ve yabancı Gazeteciler tarafından büyük beğeni ile izlenmiştir.
36. Nato zirvesi nedeniyle Uzay çalışmalarımızla ilgili bilgileri paylaşmak istiyorum.
Evet…
Nato zirvesi göstermiştir ki Uzay çalışmalarımıza da hız vermek zorundayız.
Bildiğiniz gibi Türk uydularımız uzayda…
Uzay yarışında biz de varız.
Uzaya giden astronotların var…
Buradan astronotlarımız Alper Gezeravcı ve Tuva Cihangir Atasever’i sevgilerimle selamlıyorum.
‘’Uzay teknolojileri alanındaki çalışmalarını yoğunlaştıran Türkiye’nin uzayda 3’ü haberleşme uydusu 3’ü de gözlem uydusu olmak üzere toplam 6 aktif uydusu bulunuyor.
Türksat 3A, Türksat 4A ve Türksat 4B uyduları haberleşme ihtiyaçlarını karşılarken, Rasat, Göktürk-1 ve Göktürk-2 uyduları ise gözlem amacıyla kullanılıyor.
Türkiye’de tasarlanarak üretilen ilk yer gözlem uydusu Rasat, 17 Ağustos 2011’de Rusya’dan fırlatılmıştı.
Hiçbir sınırlama olmadan Dünya’nın her yerinden görüntü alabilen Rasat, bu görüntüleri TÜBİTAK Uzay’da bulunan yer istasyonuna iletiyor. Rasat’tan elde edilen görüntüler haritacılık, afet izleme, akıllı tarım, çevre, şehircilik ve planlama çalışmalarında kullanılıyor.
Uzayda görev yaptığı süre boyunca Dünya üzerinde toplam 14 milyon 956 bin 200 kilometrekare alanın görüntüsünü çeken Rasat, 2 bin 716 görevi başarıyla yerine getirdi. Tasarım ömrü 3 yıl olmasına rağmen 8 yıldır başarıyla çalışan Rasat, Dünya yörüngesinde 40 bin 855 tur attı.
Rasat uydusu, Güneş’e eş zamanlı dairesel yörüngede, 700 kilometre irtifada bulunuyor ve 7,5 metre siyah-beyaz, 15 metre çok bantlı uzamsal çözünürlükte süpürçek (pushbroom) kamerayla görev yapıyor.
Göktürk-2 görev yörüngesinde 33 binin üzerinde tur attı
Türkiye’nin yüksek çözünürlüklü yerli keşif uydusu Göktürk-2 de 2012’de gerçekleştirilen fırlatma operasyonuyla görev yörüngesine yerleştirilmişti.
TÜBİTAK Uzay ile Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ) iş ortaklığında üretilen Göktürk-2, Çin’deki Jiuquan Fırlatma Merkezi’nden uzaya gönderilmişti.
Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından işletilen ve 2,5 metre çözünürlüğe sahip Göktürk-2, Türkiye’nin savunma, çevre, şehircilik, tarım ve ormancılık alanlarındaki ihtiyaçlarına yanıt veriyor.
Görev yörüngesinde attığı 33 binin üzerinde turla 7 yaşını dolduran Göktürk-2, Rasat uydusuna göre 3 kat daha yüksek görüntü çözünürlüğüne ve 4 kat daha yüksek kütleye sahip bulunuyor.
Söz konusu uyduda TÜBİTAK Uzay tarafından geliştirilen milli uçuş bilgisayarı ve yazılımı kullanılıyor.
Yaklaşık 400 kilogram ağırlığındaki Göktürk-2 uydusunun, istenildiğinde yeryüzünün 3 boyutlu haritalarının hazırlanmasında kullanılabilecek stereo görüntüleme imkânları da sunacak yüksek manevra kabiliyeti bulunuyor.
Göktürk-1 TSK’nın hedef istihbaratını karşılıyor
Göktürk-1 uydusu da hem sivil hem de askeri uygulamalar için çok yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri sağlayan ve bu özellikleriyle en gelişmiş sistemlere sahip keşif, gözlem uyduları arasında yer alıyor.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) hedef istihbaratına yönelik ihtiyacını, coğrafi kısıtlama olmaksızın Dünya’nın her yerinden yüksek çözünürlüklü uydu görüntüsüyle karşılayan Göktürk-1, 2016’da Fransız Guyanası’nda bulunan Koruou Fırlatma Merkezi’nden gönderilmişti.
Göktürk-1, Hava Kuvvetleri Komutanlığının projesi olarak, TUSAŞ, ASELSAN, TÜBİTAK, Ulusal Elektroni̇k ve Kri̇ptoloji̇ Araştırma Ensti̇tüsü, ROKETSAN, TR TECNOLOGY gibi Türk ortaklarının katılımı ve Thales Alenia Space sorumluluğunda geliştirilmişti.
Yakıtsız olarak yaklaşık bin 70 kilogram kütleye sahip Göktürk-1, yörüngede yüksek çözünürlüklü optik kamerasıyla Güneş eş zamanlı görev yapıyor.
Dünya’daki herhangi bir yerde keşif yapmak için tasarlanan 0,50 metre çözünürlüklü uydunun ömrü, 7 yıl olarak öngörülüyor.
Şunu hatırlamakta fayda var: Türkiye’nin uydu teknolojileri alanındaki yatırımları sürerken, yüksek çözünürlüklü İMECE adlı gözlem uydusunun geliştirilmesine yönelik çalışmalar da yapılmıştı..
İMECE ve Türkiye’nin ilk haberleşme uydusu Türksat 6A uydularının 2021 yılında uzaydaki yerlerini almıştı.
Haberleşme uydularından Türksat 5A ve Türksat 5B’nin tasarım ve üretim faaliyetleri de Airbus D&S firmasının Fransa ve İngiltere’deki tesislerinde takvime uygun şekilde gerçekkleştirilmişti.
Türksat 5A uydusu 2020’de gönderilmiş, Türksat 5B’nin ise 2021’de uzaya gönderilmişti..
Daha önce uzaya yollanan 3 haberleşme uydusu Türksat 1B, Türksat 1C, Türksat 2A ile BİLSAT isimli bir gözlem uydusu ise ömrünü tamamlamışti.’’
Uzay yarışında milletimizin Amerika. Çin ve Rusya gibi ülkelerden geride kalması gerçekten üzücü ve düşündürücüdür.
Uzay çalışmaları alanındaki gelişmeler her türlü takdirin üstündedir. Türk milleti olarak şu anda bulunmamız gereken yerden de çok-çok gerilerdeyiz.
Temennimiz uzay yarışında olduğu gibi her türlü ekonomik ve kültürel gelişmelerde Yüce Türk milletinin tüm dünya ülkelerinin önünde olmasıdır.
Atalarımız bunu başarmışlardı.
Füzeciliğin atası Lagari Hasan Çelebi adında bir Müslüman Türk’tür.
Dünyada ilk defa uçan, Hezarfen Ahmet Çelebi adında bir Müslüman Türk bilginidir.
Uçma tasarısını ilk defa gerçekleştiren Ahmet Çelebi aynı zamanda dünya planörcülüğün de ilk öncüsüdür.
Füzeyle ilk uçan Türk lakabını alan Lagari Hasan Çelebi, 1633 yılında 50 okkalık barut macunu ile dolu yedi kollu bir fişeğe binerek ateşletmiş ve füzenin barutu bitince, füzeye yerleştirdiği kanatları açarak denize inmiştir.
Yine Hezarfen Ahmet Çelebi de 1636 yılında Galata Kulesi’ne çıkmış ve kendini rüzgâra bırakarak lodosun da yardımıyla İstanbul Boğazından geçmiş ve Üsküdar’daki Doğancılara inmiştir.
Vücuduna taktığı kanatlarla bu uçuşu başaran Hezarfen Ahmet Çelebi’nin bu başarısı adının havacılık tarihine altın harflerle yazılmasını sağlamıştır.
Rüzgârın esme şeklini dikkate alması nedeniyle de onun yaptığı bu uçuş denemesinin aynı zamanda planörcülere de örnek olduğu söylenebilir.
Rusya ve Amerika’nın adı bile yokken, atalarımızın yaptığı bu denemeler devam etseydi, şu anda belki de uzayda daha çok Türk yapımı araçlar yarışacaktı.
Artık bu yarışta bizde varız. Emeği geçenlere binlerce teşekkür…
Hoşça kalınız.

