Geriye dönüp şöyle bir bakalım!
Emperyalist ABD hangi yönetimleri alaşağı ediyor?
Özgürlüğün, hakkın ve adaletin egemen olmadığı baskıcı ve dayatmacı tek adam rejimlerini değil mi?!
Saddam Irak’ın tek adamıydı!
Çeşitli bahanelerle alaşağı edildi ve Ülke ikiye bölünüp güçsüzleştirildi.
Kaddafi Libya’nın tek adamıydı!
O da çeşitli bahanelerle alaşağı edildi ve Ülke ikiye bölünüp güçsüzleştirildi.
Beşar Esad da öyleydi!
O da Suriye’nin tek adamıydı! Çeşitli bahanelerle O da alaşağı edildi ve Ülke ikiye bölünüp güçsüzleştirildi.
Maduro da Venezuela’nın tek adamıydı!
Çeşitli bahanelerle O da alaşağı edildi.
Peki, bu tek adam yönetimlerinin ve yönettikleri ülkelerin ortak özellikleri neydi ve emperyalist ABD tarafından neden alaşağı ediliyorlardı?
Bunların dördü de yer altı kaynakları bakımından zengin olan, büyük stratejik öneme sahip ülkelerdi ve tek adamlar tarafından demokrasi dışı yol ve yöntemlerle yönetiliyorlardı. Seslerini azıcık yükseltip, bu tek adamlara itiraz edenler de zindanlarda çürütüyorlardı. Ancak, bu tek adamlar kendi halklarına her türlü baskıyı ve zulmü reva görmelerine rağmen, emperyalist ABD’ye de biat etmiyorlardı.
Biat etmedikleri gibi zaman zaman kafa tuttukları bile oluyordu.
Görünen o ki, ABD kendisine biat etmeyen öteki tek adam rejimlerini de alaşağı edecek. Bunların başında Hamaneyli İran geliyor.
Nitekim, ABD’nin başındaki Trump denen Haydut da bu konudaki niyetini saklamıyor. Yarılmış iç cepheyi de kullanarak Molla Rejimi’ni alaşağı etmeyi planlıyor.
Peki!
Tek adam yönetimlerinin bu kadar kolay alaşağı edilebilmelerinin nedeni nedir?
Arkalarında yeterli halk desteğinin olmayışı değil mi?! Bu da bize gösteriyor ki, bir ülkenin bekası için en büyük tehlike tek adam yönetimleridir.
Çünkü tek adam yönetimleri demokrasi ve hukuk dışı karar ve uygulamalarıyla iç cepheyi zayıflatıyor ve hatta tümden çökertiyor.
Emperyalist ABD bu gerçeği bildiği için kendisine biat etmeyen tek adam yönetimlerini kolayca alaşağı edebiliyor. Bu durumda tek adam yönetimindeki ülke halklarının yapması gereken şey bellidir!
Gerekli demokratik direnci gösterip, bu baskıcı ve dayatmacı yönetimleri içerden alaşağı etmek.
İçerden alaşağı edip, ehliyete ve liyakata dayalı, evrensel norm ve standartlara sahip demokratik hukuk düzenini hayata geçirmek. Unutmayalım!
Bir ülkenin bekasının en büyük güvencesi, özgürlüğün, hakkın ve adaletin hayatın her alanında egemen olduğu demokratik ve laik hukuk düzenidir.
Yaşasın özgürlük!
Yaşasın hakka ve adalete dayalı demokratik ve laik hukuk düzeni!
Kahrolsun emperyalizm ve tek adam rejimleri!
ÖZLÜ SÖZLERİM
“Aklı ve adaleti olan bir devletin varsa korkma! Çünkü ne kervanın dağılır ne de kervanına kurt ya da kıran girer!”

