Araştırmacı yazar Abdullah Ayan’ın çarpıcı değerlendirmesi, Çukurova Havzası ve Mersin sahillerinde büyüyen tehlikeyi tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. Avrupa’nın plastik atıklarının bölgeye yönelmesiyle birlikte, bir zamanların bereketli toprakları ve altın kumsalları bugün ağır bir ekolojik yıkımın eşiğine sürükleniyor.
Çin’in 2018 yılında “National Sword” politikasıyla plastik atık ithalatını tamamen yasaklamasının ardından küresel çöp trafiğinin yön değiştirdiğine dikkat çeken Ayan, bu yeni rotanın en büyük hedeflerinden birinin Türkiye, özellikle de Çukurova ve Mersin hattı olduğunu vurguladı.
HER GÜN YÜZLERCE KAMYON ÇÖP
Verilere göre Türkiye’nin plastik atık ithalatı birkaç yıl içinde katlanarak büyüdü. Günlük ortalama 200’ün üzerinde kamyon dolusu plastik atığın Çukurova’ya giriş yaptığına işaret eden Ayan, son 10 yılda yalnızca Avrupa ve İngiltere’den gelen atık miktarının 4,7 milyon tonu bulduğunu belirtti.
Mersin Limanı’nın lojistik avantajı ve Adana’daki geri dönüşüm tesislerinin yoğunluğu, bölgeyi bu kirli ticaretin merkezi haline getirirken; denetim zafiyetleri ve düşük maliyetler sistemi daha da cazip kılıyor.
RANT DEVASA, DENETİM YETERSİZ
Avrupa’daki teşvik sistemlerinin, atığın yerinde bertaraf edilmesi yerine ihraç edilmesini ekonomik olarak daha avantajlı hale getirdiğini vurgulayan Ayan, ton başına 150 ila 220 dolar arasında değişen teşviklerin toplamda milyar dolarlık bir rant oluşturduğunu ifade etti.
Ancak sistemin en kritik noktası gümrüklerde yaşanıyor. Kağıt üzerinde “geri dönüştürülebilir” olarak beyan edilen atıkların önemli bir bölümünün aslında geri dönüşüm değeri olmayan, tehlikeli plastiklerden oluştuğu belirtiliyor.
TOPRAK ZEHİRLENİYOR, DENİZ ÖLÜYOR
Kontrolsüz şekilde doğaya bırakılan ya da açık alanlarda yakılan bu atıkların, toprağa ve havaya ölümcül kimyasallar yaydığına dikkat çekiliyor. Yapılan saha çalışmalarında, yakım sonrası oluşan dioksin ve furan seviyelerinin normal toprağa göre yüz binlerce kat arttığı tespit edildi.
Bu zehirli kalıntılar yalnızca tarım alanlarını değil, Çukurova’nın en önemli geçim kaynaklarından biri olan narenciye üretimini de tehdit ediyor.
Denize taşınan plastik parçacıkların ise mikroplastik kirliliğini zirveye çıkardığı belirtiliyor. Doğu Akdeniz’de yapılan bilimsel ölçümlerde, kilometrekare başına milyonlarca mikroplastik parçacık tespit edilirken, bazı bölgelerde bu rakamın 40 milyonu aştığı ifade ediliyor.
“BU ARTIK ÇEVRE SORUNU DEĞİL, VAROLUŞ MESELESİ”
Uzmanlara göre ortaya çıkan tablo yalnızca bir çevre kirliliği değil; doğrudan gıda güvenliği, halk sağlığı ve ekonomik sürdürülebilirlik sorunu.
Ayan, çözüm için en net adımın Çin örneğinde olduğu gibi plastik atık ithalatının tamamen yasaklanması olduğunu vurgularken, aksi durumda sıkı denetim ve izleme sistemlerinin acilen devreye alınması gerektiğini ifade etti.
Çukurova’nın bereketli toprakları ve Mersin’in sahilleri için alarm zilleri çalıyor. Gecikilecek her adım, geri dönüşü olmayan bir yıkımı daha da hızlandırıyor.

