Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ÇOCUKLAR SUÇA SÜRÜKLENMİYOR, TOPLUM TARAFINDAN İTİLİYOR

Her gün ekranlarda şiddet, sosyal medyada hakaret, dijital platformlarda suç

Her gün ekranlarda şiddet, sosyal medyada hakaret, dijital platformlarda suç ve zorbalık normalleştiriliyor. Sonra da bir çocuk suça karıştığında şaşırıyoruz. Oysa asıl şaşırılması gereken şey, bu şartlar altında hâlâ doğru yolda kalabilen çocukların varlığıdır.

Bugün suça sürüklenen çocuklar meselesini yalnızca ailelere veya okullara yüklemek büyük bir yanılgıdır. Çünkü çocuklar artık en fazla zamanı aileleriyle değil, ekranlarla geçirmektedir. Telefonlar, tabletler, sosyal medya platformları ve kontrolsüz dijital içerikler çocukların görünmez öğretmenleri hâline gelmiştir.

Bir zamanlar kahramanlık; dürüstlük, çalışkanlık ve fedakârlıkla ölçülürdü. Bugün ise bazı medya içeriklerinde silah taşıyan, yasa dışı işlere bulaşan, kaba kuvvet kullanan karakterler özendirilmektedir. İzlenme uğruna suç romantikleştirilmekte, şiddet sıradanlaştırılmaktadır. Milyonlarca çocuğun izlediği içeriklerde küfür, hakaret ve zorbalık eğlence gibi sunulmaktadır.

Daha da vahimi, sosyal medya düzeninin çocuklara verdiği mesajdır: “Ne kadar çok dikkat çekersen o kadar değerlisin.” Bu anlayış; emeği, sabrı ve ahlakı geri plana iterken gösterişi, kolay yoldan kazanmayı ve kuralsızlığı öne çıkarmaktadır. Sonuçta bazı gençler başarıyı çalışmakta değil, kısa yoldan para kazanmakta aramaya başlamaktadır.

Medya kuruluşları da bu konuda masum değildir. Reyting uğruna toplumsal sorumluluk unutulmakta, çocukların psikolojik gelişimi ikinci plana atılmaktadır. Şiddet içerikleri prime time saatlerinde yayınlanırken, eğitici ve kültürel programlar arka sıralara itilmektedir. Toplumun geleceği olan çocukların zihni, ticari kaygılara kurban edilmektedir.

Elbette medya tek suçlu değildir. Ailelerin denetimsizliği, eğitimdeki eksiklikler ve sosyal çevrenin etkisi de göz ardı edilemez. Ancak medya ve iletişim araçlarının oluşturduğu devasa etkiyi görmezden gelmek, sorunun en büyük parçasını inkâr etmek anlamına gelir.

Çocuklar doğuştan suçlu değildir. Onlar gördüklerini taklit eder, duyduklarından etkilenir ve yaşadıkları çevreden öğrenirler. Eğer toplum olarak çocuklarımıza sürekli şiddeti, ahlaki çöküşü ve kuralsızlığı gösteriyorsak; yarın ortaya çıkacak tabloya da hazırlıklı olmalıyız.

Unutulmamalıdır ki bir toplumun geleceği mahkeme salonlarında değil, çocukların izlediği ekranlarda şekillenir. Bugün ekranları kontrol edemezsek, yarın suç istatistiklerini kontrol etmek zorunda kalırız.