Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İklim Krizi Kapıda Değil, Zaten Hayatımızın İçinde

Avrupa’dan gelen son bilimsel rapor aslında yeni bir şey söylemiyor;

Avrupa’dan gelen son bilimsel rapor aslında yeni bir şey söylemiyor; yalnızca artık görmezden gelinemeyecek bir gerçeği tekrar hatırlatıyor: İklim krizi geleceğin değil bugünün sorunu. Sel felaketleri, orman yangınları, kavurucu sıcaklar ve kuraklık artık istisnai olaylar olmaktan çıktı, gündelik hayatın parçası hâline geldi.

Avrupa İklim Değişikliği Bilimsel Danışma Kurulu’nun son değerlendirmesi, Avrupa Birliği ülkelerinin iklim kaynaklı afetlere karşı hâlâ yeterince hazırlıklı olmadığını ortaya koyuyor. Üstelik bu uyarı, İspanya ve Portekiz’de büyük can kaybına ve milyarlarca euroluk ekonomik zarara yol açan fırtınaların hemen ardından geldi. Yani teori değil, somut bir gerçeklik konuşuluyor.

Aslında mesele sadece Avrupa’yı ilgilendirmiyor. İklim değişikliği sınır tanımayan bir kriz. Akdeniz havzasında bulunan Türkiye de sıcak hava dalgalarından kuraklığa, ani sellerden orman yangınlarına kadar benzer risklerle karşı karşıya. Dolayısıyla Avrupa’daki tartışmalar, bizim için de önemli bir erken uyarı niteliğinde.

Raporda özellikle dikkat çeken nokta “uyum” meselesi. Yani sadece sera gazı emisyonlarını azaltmak yetmiyor; değişen iklime göre şehirleri, tarımı, altyapıyı ve ekonomiyi yeniden tasarlamak gerekiyor. Çünkü artık bazı etkiler geri döndürülemez noktaya gelmiş durumda. Sıcaklık artışını tamamen durduramasak bile sonuçlarına hazırlanmak zorundayız.

Ekonomik boyut ise çoğu zaman göz ardı ediliyor. Avrupa’da aşırı hava olaylarının altyapıya verdiği zarar yılda ortalama onlarca milyar euroyu buluyor. Bu yalnızca maliyet değil; üretimin aksaması, gıda fiyatlarının yükselmesi, göç hareketleri ve sağlık sorunları gibi zincirleme etkiler de söz konusu.

İklim krizi artık çevrecilerin veya bilim insanlarının dar gündemi olmaktan çıktı. Enerji politikalarından şehir planlamasına, tarımdan dış politikaya kadar her alanı etkileyen bir güvenlik meselesine dönüşüyor. Bu nedenle raporda vurgulanan “acil koordinasyon” çağrısı aslında bürokratik bir öneri değil, hayati bir gereklilik.

Belki de en önemli soru şu: Biz gerçekten hazır mıyız? Çünkü iklim değişikliği kapıyı çalmıyor artık; çoktan içeri girmiş durumda. Bundan sonra mesele, krizi inkâr etmek değil, onunla nasıl yaşayacağımızı akıllıca planlamak olacak.