Ukrayna savaşı üçüncü yılına yaklaşırken diplomasi trafiği hızlanıyor ama tartışmaların merkezinde hâlâ aynı soru var: Bu savaş nasıl bitecek ve sonrasında nasıl bir güvenlik dengesi kurulacak?
Münih Güvenlik Konferansı’nda yapılan açıklamalar da gösteriyor ki sadece savaşın sonu değil, barışın şekli de ciddi bir mücadele konusu.
Ukrayna yönetimi açık bir mesaj veriyor: Ateşkes olmadan seçim olmaz. Bu, aslında demokratik bir refleks. Çünkü bombalar altında sandık kurmak ne teknik olarak mümkün ne de siyasi açıdan meşru kabul edilebilir. Ancak Batı’da bazı çevrelerin seçim baskısını artırması, savaşın siyasi boyutunun askeri boyut kadar sert ilerlediğini gösteriyor.
Daha dikkat çekici olan ise Avrupa’nın müzakere masasındaki rolü tartışması. Ukrayna, Avrupa’nın dışarıda bırakılmasını “büyük hata” olarak nitelendiriyor. Bu eleştiri haksız sayılmaz. Çünkü savaşın ekonomik yükünü, enerji krizini ve güvenlik riskini en yoğun yaşayan taraf Avrupa. Buna rağmen bazı kritik diplomatik süreçlerin Washington merkezli ilerlemesi, kıta içinde rahatsızlık yaratıyor.
Bir başka kritik başlık güvenlik garantileri. Ukrayna net bir şekilde diyor ki: “Somut güvenlik güvencesi yoksa barış kalıcı olmaz.”
Tarih bu tezi destekliyor. Geçmişte yapılan pek çok ateşkes, güçlü güvenlik mekanizması kurulamadığı için kısa sürede çöktü. Bu nedenle Kiev’in talebi sadece savaşın bitmesi değil, tekrar başlamayacak bir düzen kurulması.
Enerji meselesi ise savaşın görünmeyen finans damarlarından biri. Petrol ve gaz gelirleri kesilmeden Rusya’nın savaş kapasitesinin ciddi biçimde zayıflamayacağı görüşü Batı’da giderek yayılıyor. Bu yüzden enerji yaptırımları artık askeri stratejinin ayrılmaz parçası haline gelmiş durumda.
Tüm tabloya bakınca şunu söylemek mümkün: Bu savaş sadece cephede değil, diplomasi, ekonomi ve enerji alanında da çok katmanlı şekilde sürüyor. Barış masası kurulsa bile herkesin aynı barıştan söz ettiğini söylemek zor.
Sonuçta asıl mesele şu: Savaşın bitmesi mi hedefleniyor, yoksa yeni güç dengesi mi kuruluyor? Bu sorunun cevabı verilmeden kalıcı barış ihtimali hâlâ belirsiz görünüyor.

