Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Dijital Çağın Yeni Cephesi: Dezenformasyon Savaşları ve Macron Tartışması

Son yıllarda uluslararası siyasette en az diplomasi, ekonomi ya da

Son yıllarda uluslararası siyasette en az diplomasi, ekonomi ya da askeri güç kadar etkili bir başka alan daha öne çıkıyor: bilgi savaşı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u Jeffrey Epstein dosyalarıyla ilişkilendirmeye çalışan son dezenformasyon iddiaları da bu yeni mücadele alanının ne kadar karmaşık ve tehlikeli olduğunu bir kez daha gösterdi.

Fransız yetkililerin açıklamalarına göre, Rusya bağlantılı olduğu öne sürülen bir manipülasyon kampanyası, sahte medya içerikleri ve yapay zekâ destekli görseller aracılığıyla Macron hakkında asılsız iddialar yaymaya çalıştı. Özellikle tanınmış bir Fransız medya kuruluşunu taklit eden internet siteleri ve deepfake videoların kullanılması, dezenformasyonun artık sıradan propaganda yöntemlerinden çok daha sofistike bir boyuta ulaştığını ortaya koyuyor.

Aslında bu tür girişimler sadece Fransa’ya özgü değil. ABD seçimlerinden Avrupa’daki referandumlara, Orta Doğu’daki krizlerden Asya’daki siyasi rekabetlere kadar pek çok bölgede benzer bilgi manipülasyonları yaşanıyor. Amaç çoğu zaman kamuoyunda güvensizlik yaratmak, siyasi figürlerin itibarını zedelemek ve toplumları kutuplaştırmak oluyor.

Macron örneğinde de benzer bir tablo var. Jeffrey Epstein dosyaları zaten uluslararası kamuoyunda hassas bir konu. Böyle bir dosyayla bir devlet liderini ilişkilendirmek, doğru olmasa bile siyasi itibarı zedeleyebilecek güçlü bir araç haline gelebiliyor. Dezenformasyon kampanyalarının en tehlikeli yönü de tam olarak bu: Gerçeklikten çok algıyı hedef alıyorlar.

Burada dikkat çekici bir diğer unsur, yapay zekâ teknolojilerinin bu süreçteki rolü. Deepfake videolar ve sahte haber siteleri artık sadece teknik uzmanların değil, organize propaganda ağlarının da kolayca kullanabildiği araçlara dönüştü. Bu durum, doğru bilgiye ulaşmayı her zamankinden daha zor hale getiriyor.

Öte yandan bu olay, Avrupa’nın dijital güvenlik konusuna neden giderek daha fazla önem verdiğini de açıklıyor. AB ülkeleri son yıllarda dezenformasyonla mücadele için özel kurumlar kuruyor, sosyal medya platformlarına daha sıkı düzenlemeler getiriyor ve kamuoyunu bilinçlendirme kampanyaları yürütüyor. Çünkü modern çağda siyasi istikrar sadece sınır güvenliğiyle değil, bilgi güvenliğiyle de doğrudan bağlantılı.

Ancak tüm önlemlere rağmen dezenformasyonun tamamen ortadan kalkması pek mümkün görünmüyor. Teknoloji geliştikçe propaganda araçları da gelişiyor. Bu yüzden belki de en önemli savunma hattı, bireylerin medya okuryazarlığı ve eleştirel düşünme becerisi oluyor.

Sonuçta Macron’a yönelik iddiaların doğru olup olmamasından bağımsız olarak bu olay bize şunu hatırlatıyor: Artık savaşlar sadece cephede değil, ekranlarda ve zihinlerde de veriliyor. Gerçek ile kurgu arasındaki çizginin giderek bulanıklaştığı bu çağda, doğru bilgiye ulaşmak belki de demokrasinin en kritik meselesi haline gelmiş durumda.