Avrupa Birliği, son yıllarda ticaret anlaşmalarını sadece ekonomik belgeler olarak değil, doğrudan jeopolitik araçlar olarak görüyor. Mercosur ve Hindistan anlaşmalarının ardından şimdi gözler, uzun süredir askıda kalan AB–Avustralya serbest ticaret anlaşmasına çevrilmiş durumda.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in bu ay Avustralya’ya gitmeyi planlaması, teknik bir müzakere turundan çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu ziyaret, Brüksel’in dünyada değişen güç dengelerine verdiği stratejik bir yanıt.
2023’ten bu yana tıkanmış olan anlaşmanın önündeki en büyük engel yine tanıdık bir başlık: tarım.
Sığır eti, koyun eti, süt ürünleri ve şeker…
Avustralya daha fazla pazar erişimi istiyor; Avrupa ise kendi çiftçilerini korumakta kararlı.
Aslında bu çatışma yeni değil.
AB’nin neredeyse tüm büyük ticaret anlaşmaları, tarım sektöründe iç siyasi dirençle karşılaşıyor. Mercosur örneğinde olduğu gibi, Avrupa’daki çiftçiler “haksız rekabet” endişesiyle sokaklara çıkabiliyor. Brüksel için bu, serbest ticaret ile iç siyasi istikrar arasında kurulan hassas bir denge anlamına geliyor.
Ancak bu kez tabloyu farklı kılan bir unsur var: küresel ortam.
ABD pazarı giderek daha korumacı hale gelirken, Çin ise daha agresif ve öngörülemez bir ticaret politikası izliyor. Avrupa, iki dev arasında sıkışmamak için “benzer değerlere sahip” ortaklarla ağını genişletmek zorunda. Avustralya tam da bu noktada devreye giriyor.
Brüksel açısından Canberra sadece bir ticaret ortağı değil;
Hint-Pasifik’te güvenilir, Batı ile uyumlu ve siyasi olarak öngörülebilir bir aktör.
Von der Leyen’in Avustralya hamlesi bu nedenle bir başarı hikâyesi arayışından ziyade, zorunlu bir stratejik yön değişikliği olarak okunmalı.
AB, artık “en büyük pazar” olmanın konforunu kaybediyor ve bunun yerine “en sağlam ortaklıklar” kurmaya çalışıyor.
Elbette bu sürecin bedeli olacak.
Avrupa iç siyasetinde çiftçi tepkileri büyüyebilir, bazı sektörler geçiş sürecinde zorlanabilir. Ancak Brüksel’in önündeki soru net:
Kısa vadeli iç baskılar mı, uzun vadeli küresel konum mu?
AB–Avustralya anlaşması imzalanırsa, bu sadece ticari bir metin olmayacak.
Bu, Avrupa’nın çok kutuplu dünyada yalnız kalmamak için attığı bir adım olacak.
Ve belki de en önemlisi şu:
Avrupa artık ticaret yapmıyor; taraf seçiyor.

