Türkiye’nin birçok kentinde her yoğun yağışın ardından yaşanan sel ve taşkın felaketleri, “kader” söylemiyle geçiştirilmeye devam ederken, sorumluluk zincirine ilişkin tartışmalar da giderek büyüyor. Konuya ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Erkan Aktaş, yerel yönetimlerin rolüne açıkça işaret ederek sessizliğe sert eleştiriler yöneltti.
Prof. Dr. Aktaş, dere yataklarına imar izni verilmesinin, taşkın alanlarında yapılaşmaya göz yumulmasının ve altyapı yatırımlarının yıllarca ertelenmesinin bugünkü felaket tablosunun temel nedenleri arasında yer aldığını vurguladı.
“BU GERÇEK GÖRMEZDEN GELİNEMEZ!”
Bu sürecin yalnızca teknik bir ihmal değil, açık bir yönetim sorunu olduğunu belirten Aktaş, “Dere yataklarına imar izni veren, taşkın alanlarında yapılaşmaya göz yuman, altyapı yatırımlarını geciktiren yerel yönetimler de bu tablonun parçasıdır. Bu gerçek görmezden gelinemez” dedi.
Aktaş, kamuoyunda sıkça dile getirilen “DSİ sorumlu” yaklaşımının eksik ve rahatlatıcı bir kaçış olduğuna da dikkat çekti. Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin hatalarının açıkça konuşulmasından kaçınıldığını belirten Aktaş, şu soruları yöneltti:
“Büyükşehir ya da ilçe belediyelerin de hataları var demek bu kadar mı zor? Neden isim vermeden, sorumluluğu yuvarlayarak konuşuluyor? Burada bir çekingenlik mi var, yoksa kurulan ilişkiler mi eleştirinin önüne geçiyor?”
“HİÇBİR KURUM VE YÖNETİCİ DOKUNULMAZ DEĞİL!”
Belediyelerin imar kararlarıyla doğrudan sorumluluk taşıdığını vurgulayan Aktaş, hiçbir kurumun ya da yöneticinin dokunulmaz olmadığının altını çizdi. “DSİ kadar belediyeler de sorumludur ve bu konuda birileri dokunulmaz değildir” diyen Aktaş, kent güvenliğinin söz konusu olduğu durumlarda üslup tartışmalarının anlamsızlaştığını ifade etti.
“Kent güvenliği söz konusuysa nezaket değil, açık hesap sorma gerekir” diyen Prof. Dr. Erkan Aktaş, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Felaket kader değildir; ancak suskunluk ve örtme kültürü felaketi büyütür. Gerçeklerle yüzleşmeden, sorumlular açıkça ortaya konmadan bu tablo değişmez.”
Uzmanların ve yurttaşların art arda gelen uyarılarına rağmen süren bu sessizlik, her yağmurda yeniden yaşanan yıkımın asıl nedeninin doğa değil, alınmayan kararlar ve hesap sorulmayan yöneticiler olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

