Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

YENİ BİR YIL VE YENİ BİR YOLA GİRERKEN!

1 Ocak günü bütün canlılar yeni yıl ve yeni bir

1 Ocak günü bütün canlılar yeni yıl ve yeni bir yaşa giriyorlar. Fakat sonlandırdığımız 2025 yılı ülkemiz açısından sosyal, ekonomik, siyasi, hukuksal ve kültürel alanlarda kaygı verici ölçülerde çürümelerin yaşandığı yıl oldu. Tabi ki bu olgular 75 yıl önce başlamıştı ve günümüzde doruğa ulaştı. Ben son 50 yılı gözlemlemiş birisi olarak, son 2025 yılında olduğu kadar devletin bağımsızlığı, vatanın bütünlüğü, milletin birliği kurumsallıklarının bu derece tahribata uğratıldığını görmedim.
Vatandaş, bu durumları son derece kuşku ve güvensizlikle izlerken olgular milletimizin 2026 yılına tehlikeli endişelerle girmesine sebep olmaktadır. Zaten bu fotoğrafın sorumlusu başta hükümet ve mecliste bulunan siyasi partilerdir. Bunlar, 2025 yılı bütçe görüşmelerini kavgalarla kapatarak Türkiye halkına kötü örnek oldular. Son yıllarda, özelliklede 2025 yılında Amerikan emperyalizmi, İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum yönetiminin “şer ittifakı cephesi” NATO’nun da desteğiyle Türkiye’yi silahlı tuzaklarla kuşatıp ateş çemberine almışlardır. Ama maalesef İktidar ve Meclisteki partiler bu vahim durumu sadece seyrediyorlar.
Devletimiz, Batı ile Avrupa Birliğinin tehditlerine muhataptır ve ekonomimiz ipotek altındadır.
Gençlerimiz medyanın “ahlaksız” güzellemeleriyle LGBTİ’nin kişiliksizlik çukuruna çekilmektedirler. Ülkemizde her gün dehşet dolu yanlış, kötü, ölümlü vakalar yaşanırken ancak aile birlikteliğini koruyabilen insanlar direnmeye çalışıyor. Öte yanda Meclisteki partiler ise “kayıkçı kavgasıyla” umutsuzluk yaymaktadırlar. Çünkü programları ve söylemleriyle benzeşerek “bozuk düzenin” devamını sağlıyorlar.
2026 Yılının 2025 yılından daha zor olacağı görülüyor. Fakat her şeye rağmen gerçekten Atatürkçü olup “zamanın ruhunu” kavrayanlar umutsuzluğa düşmezler. Düşürülemezler.
Çünkü onlar; tarihin maddesini irdeleyerek “eşyanın tabiatı kanununu” anlamışlardır. Bunun gereği olarak, bir milletin bozuk düzeni değiştirmek için ayağa kalkması ancak ihtiyaçlar ve mecburiyetlerin dayatmasıyla olabilecektir. Bu nedenle bütün çözümler kör çıkmazlarda bulunacaktır. Bunun adı da devrimdir.
Devrimler kuvvetle hayat bulur. Kuvvetin kaynağı milletin birliğidir.
Ancak;
1-Kime karşı birlik?
2-Hangi program etrafında birlik?
3-Hangi önderlik arkasında birlik? Olunacaktır.
İşin bam teli burasıdır.
Mustafa Kemal Atatürk Türk Milletinin karanlıktan aydınlığa çıkmanın ülküsünü çalışmak, öğrenmek, paylaşmak üçgeniyle tarif etmiştir. Batının devletleri bugün sebep oldukları savaş krizleriyle boğuşuyorlar.
Mazlum milletlerin mücadelesi, Güneşin Doğudan yükselen ışıklarını geleceğe taşıyor.
2026 YILININ SAĞLIKLA, ÜRETİMLE VE DOSTLUKLARLA DOLU OLMASINI DİLİYORUZ…