Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

BAŞIMIZDAKİ BELA! UYUŞTURUCU TİCARETİ VE KULLANIMI

İşin özünü, esasını bir kenara bırakmış, uyuşturucu kullananların hangi camiaya
İşin özünü, esasını bir kenara bırakmış, uyuşturucu kullananların hangi camiaya mensup olduklarını tartışıyoruz. Tartışmayı da sanki bu mesele hepimizin ortak meselesi değilmiş gibi hasmane bir tutum üzerinden yapıyoruz.
Oysa bu mereti sadece belli bir camiaya mensup olanlar kullanmıyor ki! Seküler camiaya mensup olanlardan da kullananlar oluyor, muhafazakar camiaya mensup olanlardan da… Hem sonra, uyuşturucu kullanan biri, seküler anlayışa sahip olsa ne olur, muhafazakar anlayışa sahip olsa ne olur?! Sonuçta her ikisi de Bizim insanımız değil mi?
O halde bu kısır tartışmaları bir kenara bırakıp, işin özüne, esasına odaklanmamız lazım.
Üzülerek belirtmek durumundayım ki Ülkemiz son yıllarda uyuşturucu güzergahı olmanın yanı sıra uyuşturucu pazarına da dönüştü.
Bu pazar öylesine zengin (!) bir pazar ki bitkiselinden sentetiğine kadar hemen her türlü uyuşturucuyu bulmak mümkün. Ayrıca, her keseye uygun olanını bulmak da mümkün. Çünkü bu işi yapanlar gayet organize bir şekilde çalışıyorlar. Her kullanıcıya bütçesine en uygun olan uyuşturucuyu ustalıkla sunuyorlar. Varlıklı olanlar kokain çekiyorlar, olmayanlar da esrar ve ucuz sentetik uyuşturucularla idare ediyorlar. Hiçbir şey bulamayanlar da eter ve çakmak gazı gibi uçucu maddelere yöneliyorlar. Kısacası, her içici kesesine uygun bir uyuşturucuyu kolaylıkla bulabiliyor.

Bu mesele, salt polisiye tedbirlerle halledilebilecek bir mesele değildir. Polise ve jandarmaya havale ederek bu meseleyi çözemeyiz. Mevcut tedbirlerin dışında ilave tedbirler de almamız lazım. Her şeyden önce, esaslı bir uyuşturucuyla mücadele politikamızın olması gerekiyor. Sadece politikamızın olması yetmez, bu politikayı eylem planına dönüştürüp, sıkı bir şekilde uygulamamız da lazım. Bunun için kapsamlı bir çalıştay düzenleyip, neler yapabilirizi enine boyuna tartışmamız gerekiyor. Bunu yaparken de üniversiteleri, odaları ve sivil toplum örgütlerini işin içine dahil etmemiz lazım. Unutmayalım! Uyuşturucu ile mücadelede başarılı olmanın yolu, toplumun bütün kesimlerini harekete geçirmekten geçer. Topyekün bir mücadeleden geçer yani. İşi emniyet güçlerinin sırtına yıkarak bu belayı savuşturamayız. Nemelazımcı bir anlayışla hiç savuşturamayız.

 

              ÖZLÜ SÖZLERİM

– “Akıl ve bilimle yönetilen ülkeler istiklal mücadelesi vermek zorunda kalmazlar.”

– “Doğal afetlerin ve salgın hastalıkların yıkıcı ve öldürücü gücünü bilen bir devlet, önceden tedbirini alır ve halkını korur.”