Anadolu aydınlanmasının birçok mimarı vardır.
Bu mimarların en önde gelenlerinden biri, kuşkusuz ki (İslam Dünyası’nda kadınların önemini ilk dile getiren ve hatta kadın, erkek eşitliğini ilk savunan) Pir Hünkar Hace Bektaş Veli’dir. Ancak, Anadolu aydınlanmasının gerçek mimarı “Benim rehberim akıl ve bilimdir” diyen, Vatanımızın kurtarıcısı ve Cumhuriyetimizin kurucusu, Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.
Atatürk, sadece Anadolu Coğrafyası’nın değil, tüm İslam Coğrafyası’nın üzerine doğmuş gerçek bir güneştir! Gelin görün ki, bu Coğrafya’da yaşayanlar, üzenlerine doğan bu Güneş’in ayırdında ve bilincinde değiller.
Öyle olduğu için de açlık, yokluk, yoksulluk ve hatta sefalet içinde yaşıyorlar. Sefalet içinde yaşıyorlar ama, bu gerçeğin ayırdında ve bilincinde olanları da boğmaya ve yok etmeye çalışıyorlar.
Çünkü dini taassubun esiri, emperyalistlerin de oyuncağı olmuş durumdalar. Bu aydınlanmadan nasibini alanların, yeni ve güçlü bir aydınlanma seferberliği başlatıp, bu zinciri ivedilikle kırmaları lazım.
Aksi halde, bu Coğrafya’da yaşayanlar zulümden, kandan ve kanlı göz yaşından kurtulamazlar.
Bu Coğrafya ki, dünyanın en verimli topraklarına sahiptir ve enerji kaynakları bakımından da oldukça zengindir.
Ne var ki, bu Coğrafya’da yaşayanlar, sahip oldukları onca imkana ve potansiyele rağmen, bir avuç İsrailli soykırımcı azgını bile durduramayacak kadar acizler.
Ne mutlu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden gidenlere!
Ne mutlu, aklı ve bilimi rehber edinenlere! Ne mutlu “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” olanlara!
DUT YEMİŞ BÜLBÜL GİBİ!
HÜDAPAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu kanal kanal dolaşıp, “Anayasa’nın 4. Maddesi’ni değiştirelim!” diyor.
Bir zamanlar “Anayasa’nın İlk Dört Maddesi’ni tartışmaya açacak babayiğit henüz anasının karnından doğmamıştır” diye esip gürleyen sayın Devlet Bahçeli’nin, bu sözler karşısında (nedense?!) sesi soluğu çıkmıyor!
Sadece Devlet Bahçeli’nin değil, öteki MHPliler’in de sesi soluğu çıkmıyor.
Hiç kimse kusura bakmasın! Türk Milleti bu suskunluğun hesabını sandıkta sorar! Hem de öyle bir sorar ki, suskun kalanların feleği şaşar!
CEHALET VE İTAAT!
“Bir toplum ne kadar cahilse, yönetenlere duyduğu itaat ve güven o kadar güçlüdür.”
Pierre Joseph Proudhon (1809 – 1865)
Fransız ekonomist ve düşünür

