Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ERDOĞAN SERİN: KENDİ DİLİNDE BOĞULMAK!

Kendini, yerini ve haddini bilen bir insanın en büyük özelliği,
Kendini, yerini ve haddini bilen bir insanın en büyük özelliği, kendi diline ve söylemine hakim olmasıdır.
Daha açık bir ifadeyle, ağzından çıkanları kulaklarının duymasıdır. Bu Ülke’de (özellikle de siyasiler arasında) ağzı o kadar bozuk olanlar var ki, bunlar konuşmaya başladıklarında kulaklarınıza inanasınız gelmez.
Oysa ki, siyasiler toplumun her an gözü önünde olan insanlardır. Dolayısıyla topluma rol model (örnek) olmaları gerekir.
Bu yüzden de dillerine ve söylemlerine dikkat etmek durumundadırlar. Gelin görün ki, bu işler bizde böyle olmuyor.
Bir siyasetçi yakıcı ve acıtıcı konuşmaya başladığında, muhatabı ondan daha yakıcı ve daha acıtıcı bir dil ve söylem kullanabiliyor. Bunun sonucu olarak da siyasetin dili kabalaştıkça kabalaşıyor.
Espri diye, nükte diye zeka ürünü şeyler varken, kaba dilde ve söylemde inat ve ısrar edenlere hayret ediyorum!
Sadece hayret etmiyorum, bu gibileri seviyeli bir dil ve söylem kullanmaya davet ediyorum!
Çünkü hem Topluma kötü örnek oluyorlar, hem de gençlerimizi ve kadınlarımızı siyasetten soğutuyorlar.
Ben şahsen, siyasetin temiz bir alan olarak kalmasını arzu ediyorum ve Milletimizin de bu gibilere itibar etmemesini diliyorum! Ayrıca, şu hususun da bilinmesini istiyorum! Asıl olan Milletimizin iyiliği ve esenliği, Ülkemizin de birliği bütünlüğü, dirliği düzenliğidir.
Yakışıksız bir dil ve söylem üzerinden insanımızı ayrıştırıp, ortak duygularını yok etmeye hiç kimsenin hakkı yok.
Siyasetçinin de hakkı yok, bürokratın da hakkı yok.
Siyasilerimiz ve bürokratlarımız bu güzel Ülke’nin ve bu aziz Millet’in hayrına bir şeyler yapmak istiyorlarsa, bunun yolu Milleti ayrıştırmak değildir. Farklılıklarımızın zenginlik olduğunun ayırdında olup,
Milletimizi kaynaştırmak için akıllarını ve alınlarını terletenlere selam olsun!
KELECİ BİLEN KİŞİNİN
Keleci bilen kişinin
Yüzünü ağ ede bir söz
Sözünü pişirip diyenin
İşini sağ ede bir söz
Söz ola kese savaşı
Söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı
Yağ ile bal ede bir söz!
Sözlerini pişire gel!
Yaramazın şeşüre gel!
Sözün usla düşüre gel!
Her çağda söylene o söz
Gel ey ahi şehriyari!
Sözümüzü dinle bari!
Bin gevher ile Dinarı
Kara toprak ede o söz
Kişi bile söz demini
Demeye sözün kemini
Bu cihan cehennemini
Sekiz Uçmağ ede bir söz!
Yürü yürü yolun ile!
Gafil olma bilin ile!
Key sakın gel dilin ile!
Canına dağ ede bir söz!
Yunus şimdi söz yatından
Söyle sözün gayetinden!
Pek sakın o Şah katından!
Seni ırak ede bir söz
      Yunus Emre
Keleci : Düzgün ve kusursuz söz, özlü söz
Şeşürmek : Değiştirmek, çıkarmak
Ahi : Kardeş (Arapça’da)
Şehriyar : Şah, padişah, hükümdar, sultan
Uçmağ (Uçmak) : Cennet
Key : Çok, pek çok
Yat : Bildik, tanıdık olmayan, yabancı, el
Gayet : Güçlü, etkili, ustaca