24 Mayıs 2024

‘Dünyada nükleer rönesans yaşanıyor, geri kalmamalıyız’

0
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı İsmail Cingöz, Türkiye ile Rusya’nın çok sayıda önemli projeyi ortak bir şekilde devam ettirdiğini belirterek, “Türkiye’nin Rusya ile geliştirmiş olduğu enerji ve ticaret endeksli ilişkilerine son dönemde savunma sanayi ve askeri ilişkiler de eklenmiştir. Küresel ve bölgesel durumları göz önüne aldığımızda ikili ilişkilerin güçlenmesi her iki ülkenin yararına olacaktır. Nükleer enerji projeleri ise bu konuda en önemli adımları oluşturuyor” dedi.
İnşa süreci devam eden yeni dünya sisteminde Türkiye’nin bölgesel ve sonrasında da küresel bir güç olabilmesi için Rusya ile kurduğu yakın ilişkilerin büyük önem taşıdığını işaret eden Cingöz, “Türkiye dünya siyasetinde daha etkin bir konuma gelmeyi hedefliyor. Bu hedef doğrultusunda kendi çıkarlarına göre ilerleyebilmesi için Rusya ile mevcut olan kuvvetli bağlarını daha da geliştirmek önemli adımlardan biri olacak. ‘Türkiye-Rusya ilişkileri tarihinin en büyük projesi’ olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) iki ülke arasındaki iş birliğinin gelişimine büyük katkı sağlıyor. Akkuyu NGS, Türkiye’nin önce bölgesel, sonrasında ise küresel bir güç olması için önemli hamlelerden biri olarak tarihteki yerini alacaktır. Akkuyu NGS’nin yakın zamanda faaliyete geçecek olması ve 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimi ile yeni hükümetin kurulması da Rusya ile Türkiye arasında yeni ilişkilerin de gelişeceği yönünde beklentileri büyütmüştür. Yeni nükleer santral projelerini Türk-Rus ortaklığı ile yapabiliriz. Rusya bu konuda büyük bir birikime ve güçlü bir teknolojiye sahiptir. Ortak proje yapmak, Türkiye’nin kendi teknolojisini geliştirme ve ileride kendi santralini yapmasında önemli bir deneyim sağlayacaktır. Nükleerde rönesans yaşanıyor, bu sefer geri kalmamalıyız. Avrupa’dan Amerika’ya, Ortadoğu’ya, Afrika’ya yeni nükleer santral projeleri geliştiriliyor. Akkuyu ile gecikmiş de olsak iyi bir başlangıç yaptık, geri adım atmadan yeni projeleri devreye almalıyız” ifadelerini kullandı.
Nükleer kulübe girenlere bakılmalı
Akkuyu NGS’nin Türkiye’ye ekonomik ve sosyal alanlar da dahil her sektörde yeni kapılar açacağını vurgulayan Cingöz, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Nükleer tesisler ekonomiye olan katkılarının yanında yeni yatırımlar ve yeni istihdamlar getirecektir. Akkuyu sayesinde nükleer alanda profesyonellik kazanan Türk uzmanlar yeni projelerde de kritik rol oynayacak ve Türkiye’nin gelişimine katkıda bulunacaktır. Nükleer tesisler bunların yanında yeni teknolojileri de beraberinde getirecektir. Tüm bunları birlikte değerlendirdiğimizde Türkiye’nin ilk nükleer santrali olan Akkuyu NGS’nin ülkeye her yönden katkı sağlayacağını söylemek mümkün. Zaten nükleer enerji kullanan ülkelere baktığımızda bunların ya gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler olduklarını görüyoruz. Avrupa halen elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 25’ini nükleer santrallerden karşılıyor. Birleşik Krallık, Fransa, ABD, Kanada, Güney Kore ve Çin başta olmak üzere birçok ülke de yeni nükleer yatırım planlarını hayata geçirmeye hazırlanıyor. Dolayısıyla böylesine yüksek bir teknolojiye sahip olmak, belli bir ligde var olmak anlamına geliyor. Nükleer enerji projeleri Türkiye’ye lig atlatacak projelerdir. Nükleer kulübe giren ülkelere bakılınca, onların geldiği nokta bizim için en büyük referanstır.”
Akkuyu NGS’nin adeta bir dönüm noktası olacağını ifade eden Cingöz, şöyle konuştu: “Akkuyu NGS ile çıkılan yol Türkiye’nin enerji bağımsızlığında çok önemli bir kilometre taşı olacak. Nükleer enerjiye sahip olmak yalnızca enerji ihtiyacını temiz ve güvenilir bir kaynaktan elde etmeyi sağlamıyor. Aynı zamanda o enerjiye sahip olan ülkeye bir güç de getiriyor. Türkiye’ye ekonomik olarak da büyük bir getiri sağlayacak olan Akkuyu NGS, bütçeye yaklaşık 50 milyar dolarlık bir katkı sunması hedefleniyor. Santralin Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla üzerindeki kümülatif etkisi de bu tutarı önemli ölçüde aşacak. Türkiye ayrıca Akkuyu NGS’nin 60 yıllık ömrü boyunca elektrik satışından elde edilecek gelirin bir kısmını da alacak.”
“Nükleer karşıtı olanlar Türkiye’nin gelişmesini istemeyenler”
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı İsmail Cingöz, dünya nükleer enerjiye yatırım yaparken Türkiye’de hala belli kesimlerin ‘nükleere hayır’ diyerek gerçeklerden uzaklaştığını ve halkı klişe argümanlarla korkutmaya çalıştığına dikkat çekti. “Türkiye’de nükleer karşıtı olanların Türkiye’nin gelişmesini istemeyenler olduğunu düşünüyorum” diyen Cingöz, şunları söyledi: “Çernobil faciası ve Japonya’da meydana gelen deprem sonrasında yaşanan nükleer sızıntıları bahane ederek Türkiye’de nükleer enerjinin olmaması gerektiği ya da nükleerin büyük tehlikelere yol açabileceği yolundaki iddiaların bir temeli yoktur. Geçmişte bunların yaşanmış olması yeniden benzer durumların meydana gelebileceği anlamını taşımıyor; çünkü teknoloji artık oldukça gelişmiş durumda. Özellikle de Akkuyu NGS’de kullanılan 3+ nesil reaktörlerin hem aktif hem de pasif güvenlik sistemleri sayesinde olası kazaları önleme kabiliyetine sahip olduklarını biliyoruz. Yani Akkuyu’da bir Çernobil ya da Fukuşima yaşanmasına imkân yok. Kaldı ki Türkiye’nin çevresindeki ülkelerde; Ermenistan’da, Rusya’da, Ukrayna’da Bulgaristan’da, Romanya’da nükleer santraller bulunuyor. İran’ın nükleer konusunda önemli adımlar atmakta olduğu bilinmektedir. Dolayısı ile çok yakınımızda nükleer tesisler varken, Türkiye’de yapılan bir nükleer tesisin tehlikeli ve insan hayatına zararlı olduğu gibi iddialar abesle iştigaldir. Nükleerin Türkiye için tehlike yaratacağı fikrine odaklanmak ancak Türkiye’yi bu enerjiden mahrum etmek isteyecek odakların ve Türkiye’yi caydırmak isteyen küresel güçlerin hedefidir.”
Yeni projeler yolda
Türkiye’nin yeni nükleer santral projeleri için harekete geçtiğini hatırlatan Cingöz, “Ulusal Enerji Planımıza göre 2035 yılına kadar enerji tüketiminde yaklaşık yüzde 39,5’lik artış bekleniyor. Türkiye’de 2030 yılına kadar nükleerden üretilecek elektriğin ise toplam üretimin yüzde 11,1 seviyesine ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye’nin Akkuyu yanında yeni nükleer santrallere ihtiyacı olduğu muhakkaktır. Sinop ve İğneada projeleri için görüşmelerin yoğunlaştığını, yakın tarihte güzel haberler alacağımızı umuyorum. Yeni planlanan nükleer santraller ile birlikte küçük ve orta ölçekli modüler reaktörlerin (SMR) de enerji portföyümüze eklenmesiyle Türkiye daha güçlü hale gelecektir.” diye konuştu.
Rusya Devlet Nükleer Şirketi Rosatom tarafından inşa edilen Akkuyu NGS’nin Türk sanayisine önemli bir nükleer deneyim de kazandırdığının altını çizen Cingöz, sözlerini şöyle tamamladı: “Bulgaristan, Romanya, Mısır, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan da dahil olmak üzere pek çok komşu ülke nükleer enerji programlarını ya başlatıyor ya da genişletiyor. Türk sanayicileri de Akkuyu’da elde ettiği deneyim ile yeni projelerden pay alabilir, bölgedeki nükleer santraller için ekipman tedarik zincirinde önemli roller üstlenebilir.”
(Haber Merkezi)

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir