Eski bakanlardan Abdüllatif Şener’i, konuk olduğu Halk TV’de izlerken hayretler içinde kaldım.
Gerçeği söylemem gerekirse, Ben kendisini ilkeli, tutarlı ve güvenilir bir siyasetçi olarak bilirdim. Fakat program süresince gördüm ki, Abdüllatif Şener’de bu üç değerden eser yokmuş. Anlatımlarından anladığım kadarıyla, vefa denen bir şeyden zaten eser yokmuş. Vefadan eser olsaydı, elinden tutanı hançerler miydi?! Hançerlediğini bizzat kendisi itiraf etti. Üstelik de gayet pişkin bir edayla itiraf etti.
Abdüllatif Şener, Kemal Kılıçdaroğlu’nun sağa açılma ve devşirme siyasetinin iflasıdır. CHP bu Ülke’nin kaderinde söz ve yetki sahibi olmak istiyorsa, sağa açılma ve devşirme siyasetinden vazgeçmek zorundadır. Hem de zaman geçirmeden vazgeçmek zorundadır. Değerler siyasetinden vazgeçtiğinizde ve yolda buduklarınızı yol arkadaşlarınıza tercih ettiğinizde, bu tür sonuçlar maalesef (!) kaçınılmaz oluyor. Kemal Kılıçdaroğlu bu anlamda Partisi’ne çok büyük zararlar verdi. Gerçeklikle asla bağdaşmayan sağa açılma ve devşirme siyaseti yüzünden birçok partilisini de üzdü ve hatta küstürdü.
Bütün bu olup bitenden sonra CHP’de köklü bir değişimin yaşanacağı kesin. Bu değişimin Ülkemizin ve Halkımızın hayrına olacağı da kesin. Sayın Ekrem İmamoğlu’nu liderlik konusunda daha şanslı görmekle birlikte, olası dış etkenlerden dolayı CHP’nin başına kimin geçeceğini kestirmek zor. Fakat görünen köy de kılavuz istemez. CHP’nin başına kim geçerse geçsin, Partisini demokratik işleyişe kavuşturup, değerler ve ilkeler üzerinden siyaset yaptığı sürece başarılı olacaktır. Kendi damarlarından beslenen yetkin, çalışkan ve üretken yüzlerle ve toplumda umut ve heyecan yaratan gerçekci projelerle yola çıkan bir CHP’nin başarılı olacağından ve Ülkemizin kaderine damga vuracağından hiç kimsenin şüphesi olmasın.
KISSADAN HİSSE!
Hikaye bu ya!
Çölde devesiyle yolculuk yapan bir Derviş, bitkin haldeki genç bir Bedeviye rastlar.
Susuzluktan kıvranan Bedevi, dervişten su ister. Derviş devesinden inip Bedeviye su vermek isterken, Bedevi deveye atladığı gibi kaçmaya başlar. Dolandırıldığını anlayan Derviş, bir yandan devesinin arkasından koşarken, bir yandan da var gücüyle Bedeviye bağırır.
-Evladım! Deve de senin olsun, üstündekiler de… Yeter ki, bu yaptığını kimseye anlatma!
Dervişi duyan Bedevi başını çevirip şöyle der!
-Bu ıssız çölde susuz ve devesiz kaldığını dert etmiyorsun da dolandırıldığını mı dert ediyorsun?
Dervişin Bedeviye verdiği cevap ibretliktir!
-Benim derdim onlar değil Evladım! Yaptığın hareket bu diyarlarda duyulursa, susuz kalmış birine artık kimse su vermek istemez.

