25 Şubat 2024

‘Üretenlerin toplumsal zenginlikten aldığı pay AZALIYOR!’

0

MERSİN'DE 1 MAYIS COŞKUSU

“Tüm dünyada işçi sınıfı sayısal olarak hızla büyürken, ücretli emek yaygınlaşırken, biz üretenlerin toplumsal zenginlikten aldığı pay azalıyor. Sermayeyi emek sömürüsü de doyurmuyor!”

GÜL ÇAĞLAR
Mersin’de 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla, birçok siyasi parti ve sivil toplum örgütünün içerisinde yer aldığı Mersin Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde binlerin katılımıyla kutlandı. Kutlama öncesi sabahın erken saatlerinde Eski Tevfik Sırrı Gür Stadı’nın önünde toplanan siyasi parti, sivil toplum örgütleri temsilciler ile emekçiler, kutlamanın yapılacağı Cumhuriyet Meydanı’na davul zurna eşliğinde yürüyüş gerçekleştirdi.
Yürüyüşe Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, CHP Me rsin Milletvekili Ali Mahir Başarır da katılarak alandakileri selamladı. Mitinge çok sayıda kişi, çocukları ve bebek arabalarında bebekleriyle gelirken, Cumhuriyet Meydanını tamamen dolduran binlerce kişi davul zurna eşliğinde halay çekti. Dev bir Atatürk posterinin de açıldığı ve Türk bayraklarının dalgalandırıldığı miting, yaşamını yitiren işçiler için saygı duruşuyla başladı. Ardından emekçiler hep bir ağızdan 1 Mayıs marşını söyledi.
Yürüyüşün ardından  DİSK Genel İş Mersin Şube Başkanı ve DİSK Mersin Şube Temsilcisi Kemal Göksoy basın açıklamasın okudu. DİSK Genel İş Şube Başkanı Kemal Göksoy, “1 Mayıs’ları her daim taze tuttuğu umut, mücadele azmi ve dayanışmayla selamlıyoruz. 1 Mayıs işçi sınıfının ve tüm ezilenlerin haklarını savunmak için canlarını ortaya koyan unutulmaz işçi önderlerini, emek ve demokrasi mücadelesinde hayatını kaybedenleri ve depremde kaybettiğimiz yurttaşları saygıyla anıyoruz. Bütün ezilenlerin, seslerini hem dünya da hem de Türkiye’de yükseltiyoruz. Bugün işçi sınıfının, emekçilerin, emeklilerin, gençlerin, kadınların ve LGBTİ+ bireylerin sesi, sözü, gücü hem dünyada hem de ülkemizde emeğin hakları için, adalet için, demokrasi için, barış için meydanlarda yankılanıyor. Ancak içimiz buruk, yüreğimiz ise hala yangın yeri. Yıkıcı bir felaket ve ardından tarihi bir seçim gündemiyle 1 Mayıs’ı kutluyoruz.” dedi.
“Kurumları depremde çadır satar hale getirdiler”
Üzerinden geçen 3 aya rağmen depremin yarattığı enkazın öylece dururken işçiler ve emekçilerin dayanışmayla yaralarını sarmaya çalıştığını belirten Göksoy, “Bir kere daha depremde hayatını kaybeden yurttaşlarımız için yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Deprem felaketiyle, barınma ve beslenme hakkının, enerji, sağlık, iletişim eğitim ve ulaşım hakkının sermayenin çıkarlarına kurban edilişini, bunlar olmadan yaşamın ne hale geldiğini bir kez daha gördük. Bu süreçte işçi sınıfı örgütü olarak bizler, emek örgütleri, meslek odaları ve örgütleri seferber olduk; bu yıkımın yaşandığı ilk günden itibaren dayanışma ve emekle depremden etkilenen yurttaşların yanında durduk, durmaya da devam ediyoruz. Depremde sadece kentler yıkılmadı, aynı zamanda devletin kurumları da çöktü. İşçiden alıp patronlara verdiler; fakirden çalıp zenginin kasasını doldurdular, dar gelirliden alıp rantiyeye kaynak aktardılar; rant için kentleri ve doğayı betona boğdular. Asırlık yardım kurumlarını bile depremde çadır satar hale getirdiler. Doğal afetleri felakete çevirdiler. Sözün özü evet memleketi bir şirket gibi yönettiler! Bizi ayağa kaldıran dayanışmamız, birliğimiz, örgütlülüğümüz oldu. Bir kere daha gördük ki bir toplumun en büyük gücü emeğin örgütlülüğüdür. Eşitlikçi, dayanışmacı, demokratik bir ülke ve geleceğin mutlu günleri için mücadeleden hiç vazgeçmeyen emekçiler olarak bizler bu yıkımın yaşandığı ilk günden itibaren sergilediğimiz duyarlılık ve verdiğimiz emekle halkın yanında emeğimizle var olduk. Tüm dünyada işçi sınıfı sayısal olarak hızla büyürken, ücretli emek yaygınlaşırken, biz üretenlerin toplumsal zenginlikten aldığı pay azalıyor. Sermayeyi emek sömürüsü de doyurmuyor. Doğa, sermayenin sınırsız yağmasına açılıyor; yetmiyor, savaşlarla milyonlar yerinden yurdundan ediliyor.” şeklinde konuştu.
‘Güvencesiz çalışmayı hemen her
alanda hâkim hale getirdiler’
Başta işçi sınıfı olmak üzere tüm insanlık sermaye düzeninin bu ağır tahribatına ses çıkarmasın diye baskıcı rejimlerin desteklediğini anlatan Göksoy, “İktidar çeşitli baskılarla muhalif kişileri susturmaya ve sindirmeye çalışmaktadır. Halk iradesi ile seçilmiş Belediyelere kayyumlar atayarak seçilmiş siyasetçileri cezaevlerine atarak yetmedi her seçim döneminde özgür basın emekçilerini haksız, hukuksuz yere gözaltına alarak, halkın haber alma özgürlüğü engellendiği gibi çözümsüzlük dayatılmaktadır. Çözüm ancak Kürt sorununun kalıcı, demokratik bir yolla yasal statüye kavuşturulmasıyla olur. Kapitalizm ve onun en vahşi biçimi olan neoliberalizm bugün dünya halklarına daha fazla sömürü, daha fazla eşitsizlik, daha fazla yağma, daha fazla yıkım ve yarattıkları bu cehennemin bekçisi olarak daha fazla otoriter rejim vaat ediyor. Bu sömürünün en kötü, en ağır süreçlerinden biri ise ülkemizde yaşanıyor. İşçiler mücadelelerinden asla vazgeçmeyecekler ve haklarını onlara çok görenlerden hesap soracaklar! Türkiye ekonomisi son 20 yılda az gitti uz gitti, bir arpa boyu yol alamadı, üstelik masallar ve ninnilerle uyutulmaya çalışılan yoksul halkın artık açlık sınırının çok altındaki alım gücüyle uyumaya bile mecali kalmadı. Mızrak çuvala sığmıyor, Türkiye toplumunun sabır taşı çatlayalı çok oldu. Başarısız, bilimden ve emekten uzak bir ekonomi yönetimi halkı giderek daha da yoksullaştırırken kuru soğana bile muhtaç hale gelmiş olmamız ‘muhteşem yüzyıl’ımızı özetlemeye yetiyor. Sadece başkanlık rejiminin sonrasında, pandemide, ekonomik krizde ve depremde karşı karşıya kaldığımız hakikat belli: İnsanca çalışmamız ve insanca yaşamamız bir yana, hayatta kalmamızı bile sağlamaktan çok uzak bir düzenle karşı karşıyayız. Güvencesiz çalışmayı hemen her alanda hâkim hale getirdiler. Bizlerin işini ekmeğini, iktidarın ve patronların insafına terk etmeye çalıştılar. KHK’lar ile çalışma hakkını gasp ettiler, Anayasa’yı rafa kaldırdılar, mahkeme kararlarını uygulamadılar. Hak, hukuk tanımadılar.” ifadelerini kullandı.
“Bu hakları bize çok görenlerden bunun hesabını mutlaka soracağız”
1 Mayıs’ta işte tam da bu köhnemiş düzene karşı burada, bir arada olduklarını vurgulayan Göksoy, “ Mücadelenin bize öğrettikleriyle bize karşı olanların bütün engellemeleri ve yok sayma çabalarına rağmen var olduk, var olacağız. Bütün emekçilerin, kimliğinden kültüründen dolayı ötekileştirilenlerin, demokratların, kadınların, işçilerin, memurların, doktorların, öğretmenlerin, mühendislerin hakları için yan yana geldiği gündür 1 Mayıs. Bizi yoksullaştıran, birbirimize düşman etmeye çalışan, ayrıştıran bu iktidar karşısında yan yana omuz omuza durduğumuz gündür 1 Mayıs. Hep birlikte haykıralım Yaşasın 1 Mayıs, yaşasın birlik ve dayanışmamız. Emekçilerin çıkarlarını önceleyen, eşitliği ve demokrasiyi geliştiren bir toplum ve yönetim düzeninin kurulabileceğine olan umudumuzun geliştirilmesi ve korunması için bugün önümüzde tarihi bir fırsat olduğunu vurgulamak isteriz. Daha iyi bir geleceğe duyduğumuz özleme sımsıkı sarılarak cesaretle ve azimle ülkemizin üzerine çöken karanlığı yok etmek için üzerimize düşeni yaptık, yine yapacağız. İnsan hakları, barış ve sosyal adalet, örgütlenme özgürlüğü, sendikal haklar ve işçilerin insan onuruna yaraşır koşullarda yaşayabilmesi için azim ve kararlılıkla kavgamızı sürdüreceğiz. Bizi içine hapsetmeye çalıştıkları karanlığı yırtacağız. Şimdi, eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik, bilimsel bir ülke yönetimine hiç olmadığı kadar ihtiyacımız ve bunun gerçekleşmesi için bir seçeneğimiz var: o da bu iktidarı göndermek! Emeğin hakları, işçilerin sosyal ve ekonomik koşulları ve bunların ön şartı olarak eşitlik, barış, demokrasi ve adalet için mücadelemizi inatla ısrarla ve kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Gelecek, işçi sınıfının ve tüm emekçilerin ellerinde yükselecektir. Bizler sadece işçilerin değil tüm emekçilerin, emeklilerin, kadınların, gençlerin, LGBTİ bireylerin, çocukların ve ötekileştirilen tüm kesimlerin, doğanın ve tüm canlıların haklarını sonuna kadar savunacağız. Değerli dostlar; 1 Mayıs işçilerin hakları için kararlılıklarının altını kırmızı çizgilerle çizdikleri, mücadeleden asla vazgeçmeyeceklerini haykırdıkları gündür! Haklarımız var, bugüne kadar bu hakları bize çok görenlerden bunun hesabını mutlaka soracağız.” diyerek açıklamasın tamamladı.

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir