17 Nisan 2024

İHD’den birçok kentte ‘Barış Nöbeti’

0
GÜL ÇAĞLAR
İHD Mersin Şubesi, dernek binasında nöbet eylemini gerçekleştirdi. Emek ve demokrasi güçlerinin de destek verdiği nöbette konuşan Şube Eşbaşkanı Hakkı Demir, cezaevlerindeki hak ihlallerine değindi. Ardından açıklamayı okuyan İHD Mersin Şubesi Hapishaneler Komisyonu üyesi Bekir Sıtkı Keçeci, Adalet Bakanlığı Cezaevi Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü verilerine göre, ülke genelinde 14 F tipi, 19 Yüksek Güvenlikli ve 6 S Tipi cezaevinin bulunduğunu söyledi.
Demir, “Türkiye’de hapishaneler, başta muhalifler olmak üzere siyasi iktidar tarafından “tehlikeli” olarak değerlendirilen insanların tutulduğu mekanlar haline gelmiştir. Özellikle 12 Eylül 1980Askeri Darbesi ile hapishanelerde birçok muhalif işkencelerden geçirilerek katledilmiş, hapishaneler çeşitli işkence ve kötü muamele uygulamalarıyla anılmıştır. Tam da bu sebeple hapishanelerde yaşanan ihlallerin son bulması, ihlali meydana getirenlerin hukuk önünde hesap vermesi ve bir daha benzer ihlallerin yaşanmaması için mücadelemizi barış nöbeti ile devam ettiriyoruz. Geçmişten bu yana hiçbir iktidarın hapishanelerde yaşanan hak ihlallerini giderme konusunda yeterli irade ortaya koymaması bugün de Türkiye hapishanelerinin birer insan hakları ihlal merkezine dönüşmesine neden olmaktadır. 1990’lı yılların sonuna doğru Türkiye hapishanelerinde tekrar tekrar düzenlenen hapishane modelleri ve yapısıyla mahpusların haklarını kısıtlayıcı ve ağır güvenlik önlemleri alınan hapishaneler yaratılmıştır. Hapishane güvenliği bahane edilerek, mahpuslar tek başlarına veya küçük gruplar halinde tecrit altında tutulmaktadır. Halbuki tecrit ve izolasyon, fiziksel ve mental sağlık açısından ciddi bir tehlike oluşturmaktadır ve de ağır hapishane şartları mahpsuların güvenliklerini tehlikeye sokmaktadır.” dedi.
“Türkiye hapishanelerinde 651’i ağır olmak üzere en az bin 517 hasta mahpus bulunuyor”
Adalet Bakanlığı Cezavei Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü verilerine göre şu anda Türkiye genelinde 14 adet F tipi, 19 adet Yüksek Güvenlikli, 6 tane de S Tipi Hapishane bulunduğu bilgisini veren Demir, “Özellikle Yüksek Güvenlikli Hapishanelerde mahpuslar tek kişilik odalarda tutulmakta, bulunduğu odaların müstakil havalandırması bulunmamakta ve mahpuslar günde 1-1,5 saat ayrı bir yere götürülerek havalandırmaya çıkarılmakta ve de geri kalan zamanı bu tek kişilik yerde geçirmek zorunda bırakılmaktadır. F tipi, S Tipi ve Yüksek Güvenlikli hapishanelerin uygulamaya konulması akabinde uzmanlar ve hak savunucuları tarafından siyasi iktidarlara yapılan uyarıların haklılığı ortaya çıkmış, bu hapishanelerde tutulan mahpusların başta yaşam hakkı olmak üzere; sağlık, aile ve özel hayata saygı, avukatı ile görüşme ve haberleşme hakları sürekli bir şekilde ihlal edilerek infaz yasasına aykırı uygulamalar meydana gelmiştir. Bu uygulamalara karşı mahpusların iç hukuk ve AİHM nezdinde açmış oldukları davalarda lehlerine çıkan yüzlerce karar olmasına rağmen, dava konusu edilen hak ihlallerinin sona ermesi bir yana her geçen gün bu ihlallerin arttığına şahit olmaktayız.Ceza ve Tevkif Evlerinin en son açıkladığı 01 Ocak 2023 verilerine göre 399 Ceza İnfaz Kurumunda 341 bin 497 mahpus bulunmaktadır. Mahpuslardan 5 bin 765’i 65 ve üzeri yaştadır. Bu kadar mahpusun hapishanelerde tutulması bile başlı başına büyük bir soruna işaret etmektedir. Uzun bir süredir Türkiye kamuoyunda yer edinen hasta mahpusların tedavi hakkına erişememesi ve hapishanede kalabilecek durumda bulunmayan ağır hasta mahpusların tahliye edilmemesi sorunu da tıpkı hapishanelerde yaşanan diğer tüm ihlallerde olduğu gibi siyasi erkin meseleye insan hakları perspektifinden uzak bir şekilde oluşturduğu güvenlikçi politikalarla bakmasından kaynaklanmaktadır. Derneğimiz tarafından tespit edilbilebildiği kadarıyla 1 Ocak 2023 tarihi itibariyle Türkiye hapishanelerinde 651’i ağır olmak üzere en az bin 517 hasta mahpus bulunmaktadır. Özellikle tek başına yaşamını idame ettiremeyecek düzeyde hastalığı ilerlemiş olan mahpusların hapishanede geçirdikleri her bir günün kendileri ve aileleri açısından işkence ve kötü muamele yasağının ihlaline neden olduğu bilinmelidir.” şeklinde konuştu.
“Tüm mahpuslar devletin denetimi ve sorumluluğu altındadır”
Mahpusların doğuştan veya sonradan başlayan hastalıkları hapishane koşullarında yeterli ve düzenli bir tedavi yöntemi bulunmaması nedeniyle ilerlediğini ve yaşam hakkının ihlaline varan sonuçları ortaya çıkardığını belirten Demir, “Hastalığın artık tedaviye cevap veremeyeceği derecede ilerlemesi akabinde savcılıklar tarafından mahpuslarla ilgili verilen infaz erteleme kararlarının bir anlam ifade etmeyeceği bilinmelidir.Türkiye hapishanelerinde yaşanan ihlallerin her biri yasal değişiklik, personel eğitimi ve sıkı denetim uygulamaları gibi basit adımlarla önlenebilir ihlallerdir. 2022 yılından günümüze kadar en az 70 mahpusun hapishanelerde yaşamını yitirmiş olması Türkiye hapishanelerindeki uygulamaların çok acil reformlara ihtiyaç duyduğunun en önemli göstergesidir. Yakın zaman önce Adalet Bakanlığı’nın hasta ve yaşlı mahpusların infazının durdurulması ile ilgili yaptığı düzenlemeye rağmen, ağır hasta ve yaşlı mahpuslar hapishanelerde tutulmaya devam edilmektedir. Son olarak sıklıkla altını çizerek belirttiğimiz bir hususu tekrardan vurgulamak istiyoruz. Türkiye hapishanelerinde tutulan tüm mahpuslar devletin denetimi ve sorumluluğu altındadır. Herbir mahpusun yaşama, işkence görmeme, aile ve özel hayatına saygı gösterilmesi, haberleşme ve insan olmaktan kaynaklı tüm haklarının kullanılması konusunda devletin gerekli tedbirleri alması, bu hakları ihlal edenler hakkında etkili yaptırımlar uygulaması gerekmektedir. Bu nedenle Türkiye hapishanelerinde yaşanan hak ihlallerin giderilmesi için güvenlikçi politikalardan vazgeçilerek, insan haklarını ve evrensel kuralları merkezine alan bir anlayışa geçilmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor, tüm yetkilileri barışın, adaletin ve onurlu yaşamın tesisine çağırıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir