“Büyük devletlerle anlaşma yapmak, ayıyla yatağa girmeye benzer” -İSMET İNÖNÜ
ABD ve İngiltere’nin başını çektiği Anglosakson NATO ‘bugün saldırıyor, yarın saldıracak, üçgün sonra saldıracak’diye savaş tamtamlarını sürekli çaldı.
Sonunda, Rusya tarihinde hiçbir zaman devlet olamamış, ancak SSCB’nin dağılmasından sonra bağımsız devlet statüsü ‘verilmiş’ Ukrayna’ya SSCB askeri harekatıyla Rus ordusunun işgali ve savaş başladı. Konvansiyonel(klasik) olarak sayıca ve ateş gücü açısından üstün Rus Ordusunun ağır saldırısı karşısında Ukrayna’nın sürgit dayanması mümkün değil, bütün kentler ateş altında.
Ruslar, Ukrayna’nın oldu bittiye getirilip NATO’ya girmesine hep itiraz etmişler. Ukrayna’nın bu hamlesinin savaş nedeni olacağını bunun olmayacağının garantisini Batı’dan ve Ukrayna’dan istemişlerdi.
Ancak asıl amaçları Rusları saldırtmak olan anlosakson derin NATO buna yanaşmamış, üstelik 14 Milyon Ukrayna halkını ve deneyimsiz devlet başkanları Zelenski’yi üstün propaganda (EKRAN)) gücüyle kışkırtarak karşılık vermişledi.
Bu durumda bu durumu güvenlik sorunu olarak ele alan Rusya isteklerini MASA’da alamayınca, son söz olarak müzakerelere (masa’ya) zorlamak için SAHA‘ya indiler.
Ve olan zavallı Ukrayna halkına oldu.
Bir çok garanti ve destek sözü verilen Ukrayna SAHA’da, Ruslar’la baş başa ve yalnız bırakıldı.
Tabiki Rusya’nın bu saldırısı, uluslararası hukuk açısından uygun değildir. (Ancak doğa kanunları beşeri yasaların üzerindedir. Köşe sıkıştırılan her canlı yaşamak için saldırır).
Uluslararası hukuka güvenerek, Baltık denizinden Karadeniz’e kadar tüm eski doğu bloku ile tarafsız ülkeleri NATO kampına alan batı;
İsveç, Norveç ve Finlandiya gibi NATO’ya girmekte tereddüt gösteren ve Merkel zamanında daha soğukkanlı ve dengeli davranan Almanya’yı ikna etmek için Rusların saldırması için elinden geleni yaptı.
Şimdiki hükümetin koalisyon ortakları Alman Yeşiller ve Sosyal Demokrat Partilerin savaşı önlemek için, kayda değer hiçbir çaba içinde görmedik.(100 yıl önceki tarih tekerrür mü ediyor?) Sadece, Putin’le görüşerek Rusya’yı oyalamaya çalıştılar. NATO’ya girmek için tereddüt gösteren Baltık ülkelerini, Almanya’yı ve Rusya’nın saldırısıyla birlikte ‘ÖCÜ GELİYOR’ diye psikolojik savaşın EKRAN görüntüleriyle korkularak NATO için görüşmelere başlanması da sağlandı.
Tıpkı ikinci Dünya savaşı sonrası Stalin’in saldırısıyla korkutarak, Türkiye’yi de yalvar yakar NATO kafesine girmesini sağladıkları gibi…
GÜNÜMÜZDE STRATEJİK VE ASKERİ MÜCADELENİN ÜÇ ALANI: MASA-SAHA-EKRAN
Irak savaşından buyana NAKLEN SAVAŞ gösterilirken üstün propaganda araçlarına sahip ABD, tüm Dünya’yı Irak’ta kimyasal silah olduğuna ikna etmişti. BM‘nin onayı olmadan tek başına Körfez Savaşına girerken CNN başta olmak üzere Bağdat ve diğer Irak kentlerini bombalanmasını naklen vermişti.
Milyonlarca Iraklı bombalar altında ölürken, kadınlarına tecavüz edilirken, batı halkları TV’lerde sıcak evlerinde izlemişti.
Şimdide benzeri oluyor.
İşin bu noktaya gelişine kadar, üstün propaganda mekanizmalarının etkisiyle kılını kıpırdatmayan batı halkları, şimdi Ukrayna halkının, çoluk çocuk ve kadınların göç yollarında çektiği acılar karşısında ‘ah vah ederek günah çıkarmaya’ çalışıyor.
Başından beri müzakere çağrılarına kulak asmayarak MASA’dan kaçan ve şimdi de SAHA’ya müdahale edemeyen batı, var gücüyle sosyal medya ve TV EKRAN’larından duygu sömürüsü yapıyor. Tüm batı halklarını bir NATO kafesine doğru yönlendiriyor. Tamda Anglo Sakson derin NATO’un istediği oluyor.
Saha’da ve Müzakere Masa’sında Ukrayna halkı yalnız bırakılıyor. Nitekim Ukrayna’nın hava sahasının tüm uçuşlara kapatılmasını isteyen Ukrayna’nın isteği, 3. Dünya savaşı çıkar diye kabul görmüyor!
Zelenski’de ‘ölümlerden NATO sorumludur’ demek zorunda kalıyor. Bunu kurulmakta olan yeni çok kutuplu Dünya’da Rusya ve Çin’i yalnız bırakarak önlemek için yapıyorlar.
YAŞAN GELİŞMELER ATATÜRK VE İNÖNÜ’YÜ BİRKEZ DAHA HAKLI ÇIKARDI
Tam bağımsızlık, şiarıyla Amasya’da temelleri atılan, Erzurum’da misak-ı milli sınırlarıyla bölünemez sınırları çizilen Cumhuriyetimizin, Sivas’ta ise ‘MANDA VE HİMAYE’NİN KABUL EDİLMEDİ’.
Lozan ve Montrö anlaşmalarıyla sınırlarını ve Karadeniz’de barışı sağlayan Türkiye’nin bugünkü güvenliğini bu üç kilometre taşında alınan kararlara ve kuruluşunda temel olan anlaşmalara borçlu olduğu yaşanarak anlaşıldı.
Devlet geleneği ve deneyimi olmayan Ukrayna’ın NATO’nun ‘Manda ve himayesine güvenerek’ Rusya’ya kafa tutması ve saha’da yalnız kalması Atatürk’ü haklı çıkarmıştır. Devamında 2. Dünya savaşında İngiltere’nin ve ABD’nin Yenice(Mersin) ve Kahire(Mısır) toplantılarında tüm ‘destek ve kışkırtmalarına kapılıp savaşa girmemesi’ ve barış’tan yana tavır alması onları tarih önünde bir kez daha haklı çıkarmıştır.

