Covid -19 salgını ile birlikte görünür olan ‘Gıda erişim krizi’ veya gıda krizi aslında Ortadoğu’da Afrika ve Asya’nın yoksul halkları için zaten yıllardır vardı.
Ama zengin kuzey yarı kürenin ülkelerinin sorunu değildi.
Yoksul güney yarı küre ülkelerinin sorunuydu.
Dünyada her yıl onbinlerce çocuk yetersiz beslenmeden zaten ölüyordu. Zengin kuzey buna kayıtsızdı.
Ancak ‘Gıdaya erişim krizi’, ucuz ekmek kuyrukları, şimdi birdenbire daha çok zengin kuzey ülkelerinde ve buğdayın anavatanı Türkiye’de bile neden konuşulur oldu?
‘NEOLİBERAL POLİTİKALAR’ TÜM DÜNYADA BÜYÜK BİR EŞİTSİZLİK YARATMIŞTIR
Ali Yaycıoğlu’nun (*) yazısında ‘1970’lerde ABD’nin yaşadığı derin ekonomik bunalımı aşmak için ortaya atılmış,
1980’lerin sonunda komünist rejimlerin yıkılışı ile zaferini ilan etmiş;
arkasından tarihte görülmemiş bir küresel finans ve piyasa entegrasyonu yaratmış;
yanında yine tarihte görülmemiş EŞİTSİZ BİR ZENGİNLEŞMEYE neden olmuş;
ama her 10 yılda; 1998-99; 2008-09; 2019-21 derin bir küresel krize girerek, yeni bir veçheye evrilmiş;
bu arada Dünya’yı büyük bir ÇEVRE FELAKETİNİN eşiğine getirmiş bir siyasal-ekonomik model son demlerini yaşıyor.
Biz bu modele Neoliberalizm diyoruz’ diye tanımlamaktadır.
Türkiye’de, 24 Ocak 1980 kararları ile başlayan ve ülkemizde serbest piyasa dönemi olarak sunulan bu dönemi, aynı yazıda ‘1980 den 2020’ye kadar ki Dünya ekonomik tarihini neoliberal dönem olarak isimlendirmek yanlış olmaz’ denilmiştir.
İNSANLIK TARİHİ BÖYLE BİR ZULÜM GÖRMEDİ!
Aynı yazıda, ‘Kendi kendini yöneten küresel bir piyasa idealine dayalı Neo-liberalizmin temsili demokrasi ve özgürlükleri, dış ve iç barışı güçlendireceği varsayımı modelin siyasi boyutunu oluşturuyordu.’ denilmektedir.
Oysa tam tersi olmuş, Dünya’nın ekonomik kaynaklarının paylaşımındaki rekabet, yaratılan eşitsizlik hem ülkeler arası, hemde ülkeler içindeki gerginlik ve çatışmaları artırmıştır.
Özellikle, Neo-Liberalizm politikalarının yarattığı sert rekabetçi ekonomik iklimde, emperyalizmin Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) uygulamaya girmesiyle, Ortadoğu cehenneme dönmüş, Afganistan’da, bırakın temsili demokrasinin güçlenmesini, Radikal İslamcı Taliban Rejimi meşruiyet kazanmış, milyonlarca mülteci kadın, çoluk, çocuk göç etmiş, binlercesi göç yollarında batan teknelerde topluca ölmüş, onbinlercesi sınırlarda dikenli teller önünde ve uygunsuz çadır kamplarda mağdur olmuştur.
İnsanlık tarihi böyle bir zulüm görmemiştir..!
COVID -19 NEO-LİBERALİZMİN ÇÖKÜŞÜNÜ DEŞİFRE ETTİ
2020’nin ilk aylarında tüm Dünya’da hızla ölümcül biçimde yayılan Covid-19 salgını, özellikle Neoliberalizmi ortaya atıp savunan ABD ve İngiltere, İtalya vb. batı ülkelerinin, hastahanelerinde, yaşlı bakım merkezlerinde, insanların yığınsal olarak can çekişerek, ölmelerine engel olamadı ve kitleler tarafından sistemin sorgulanmasına neden oldu.
YENİ BİR DÜNYA KURULUYOR,
TÜRKİYE NASIL YANIT VERECEK?
Digital Dünya’nın getirdiği olanaklarla neoliberal düzenin sorgulanması evrensel boyuta taşındı.
Bu nedenle artık yeni bir dünya kuruluyor ve uygarlık inşaa ediliyor.
Bu uygarlıkta ‘Merkezsiz, denetimsiz ve digital erişimle herkese açık’ Metaverse (Paralel Sanal Dünya) kuruluyor.
Digital paraların alışveriş hacmi giderek artıyor.
Yukarıda değinilen yazının (*) sonunda;
‘ama önümüzdeki dönemde, neoliberal düzenin yerini başka bir düzen ya da düzensizlik alacaksa, Türkiye’yi Erdoğan sonrası yönetmeye hazırlanan siyasal partilerin ekonomik programları buna nasıl cevap verecek?
Bir iktidar değişikliğinde, yeni yönetim, Erdoğan iktidarının yarattığı tarihi krizi, var olan sistemi belli sınırlar içinde yenileyerek mi aşmaya çalışacak; yoksa neoliberal nizamın küresel krizini de hesaba katan, daha geniş ve radikal bir reform programı ile mi, bu tarihsel programı ile mi bu tarihsel bunalımın üzerine gidilecek?
Bu soruların yanıtları, gerçekten önümüzdeki dönem için çok hayati bir öneme sahiptir.
COVID-19 ‘GIDAYA ERİŞİM KİRİZİNİ’ ARTIRDI
Yazının girişinde değindiğim gibi gıdaya erişim krizi güney kürede yaşayan yoksullar ve çocuklar için zaten vardı. Ancak Covid-19 ile daha hissedilir oldu. Öncesi iklim ve su krizi ve nüfus artışı ile gıda da arz yetersizliği zaten artıyordu.
Covid -19 salgınında kapanmalar, zengin kuzey ülkelerinde insanların beslenme biçimlerini ve sıklığını değiştirdiği gibi, sağlıklı ve doğal gıdaya talebi artırmıştır.
Bunun yanısıra, 2020’de uzun süreli kapanmalar ekonominin üretim çarklarını durdurdu.
Üretim ve lojistik zincirleri koptu. Petrol ve gaz tüketimi ve fiyatları aniden düştü.
2020 sonlarında aşının bulunması ile kapanmaların sona ermesiyle, tüm dünyada hemen hemen aynı anda üretim çarkları dönmeye başlıyor.
Bu büyük talep patlamasına, hammadde, su ve enerji stokları yeterli olmuyor.
Tedarik zincirleri aksıyor.
Ve su, lojistik, enerji sektörlerinde büyük bir talebi karşılayamayan büyük bir açık ortaya çıkıyor.
Üretimde en büyük sıkıntının çıktığı stratejik sektörlerden biri de, tarımın ana girdisi olan ‘gübre’ sanayinde ortaya çıktı.
Gübreye, suya ve enerjiye olan talep patladı. Gübre fiyatları olağanüstü arttı.
Bu artışı ortaya koymak gerekirse, benim kendiminde bahçemde kullanmak için bizzat satın aldığım geçen sene 180 TL olan 50 kg taban gübresi, bugün itibarıyla 450 TL olmuştur!
Bundan sonra, gelecek enerji zamlarının, tarımsal üretimi azaltacağı, gıdaya erişimi daha da zorlaştıracağı açıktır.
(*) Adı geçen yazarın 17-23 Aralık 2021 tarihli Oksijen gazetesinde yayınlanan ‘Neo-Liberalizm Çökerken’ adlı yazısı.
