Bilinenin aksine tesettür kadının özgürlüğünü elinden almaz… Kadını korur…
Sekülerler anlayamaz. Onlara göre kadın açık olmalı. Çünkü “özgür”.
Oysa hakikat tam tersidir.
Kadın tesettüre girer. Çünkü bilir ki herkes iyi niyetli değildir.
Çünkü bir kadının güzelliği öyle sıradan bir şey de değildir. Allah’ın ona verdiği bir nurdur, bir ışımadır. O ışık öyle yüksektir ki, sokaktaki her göz onu taşıyamaz.
Düşün. En kıymetli mücevheri nerede saklarsın? Vitrinde mi, kasada mı?
En kıymetli mücevher kasada saklanır. Çünkü değerlidir.
Kadın da öyledir. Kendini kıymetli bildiği için korur.
Açılan kadın ne diyor?
“Beni herkes görebilir.”
Muhafazakar kadın ne diyor? “Ben herkese ait değilim. Ben kıymetliyim.”
Bu bir özgüvendir. Bu bir asalettir.
Sekülerler asaleti broş takmakta, aşırı kabarık fönlü saçlarla gezmekte olduğunu sanabilir.
Bak etrafına. En güzel inciler kabuk içinde, en güzel bal en korunaklı kovanda. Allah en kıymetliyi hep gizler.
Kadın da öyle. Takvası arttıkça hayası artar. Hayası arttıkça örtüsü artar.
Tesettür kadını çirkinleştirmez. Tam tersine, güzelliğini korur. Sıradan bir güzel olmaktan çıkar, cennet güzeline dönüşür.
Çünkü o artık sokaktaki erkeğin bakışına sunulmuş bir obje değildir.
O, edep davasını koruyan sultandır.
Bu yüzden en güzel kadınlar tesettüre girer. Çünkü bilirler ki, o ışık ancak tesettürle korunur.
O ışık ancak tesettürle anlam kazanır.
Açıklıkta ışık söner. Tesettürde ışık parlar.
Ve o ışığı ancak imanı olan gözler görebilir.

