Reenkarnasyon; Ruhun ölümden sonra farklı bedenlerde tekrar dünyaya dönmesi anlamına geliyor…
Reenkarnasyon veya Ruh göçü; Ruhun sürekli olarak tekrar bedenlendiğine inanan spiritüalistlerin bu olaya verdiği isimdir.
Bu konu Hıristiyanlıkta ciddi şekilde tartışılmaya devam eden bir konudur.
Ölen kişinin ruhu başkasının bedenine geçer mi?
Geçenlerde bir televizyon programında insanların ölen bedenleri toprağa konduktan aylar-yıllar sonra aynı insanın ruhunun başka bedenlere geçtiğine dair örnekler verilmiş…
Ben bu programı izlemedim.
Ancak bu programı izleyen okuyucum sayın Mehmet ŞİMŞEK programı izledikten sonra İnternet sitemin SORUNUZ SÖYLEYELİM köşesine bir soru göndermiş ve; “Tarihte hangi kişinin ruhunun bana geçtiğine dair psikolojik rahatsızlığa girdim.
Gerçekten bizim ruhlarımız daha önce ölen kişilerin ruhları mıdır?
Biz öldükten sonra ruhumuz tekrar başka birinin bedeninde dirilecek midir?” diye sormuştu.
Sevgili Mehmet beye verdiğim cevabı özetleyerek sizlerle de paylaşmak istiyorum:
Reenkarnasyonun nesnel veya bilimsel olarak gerçek olduğunu gösteren hiçbir kanıt yoktur.
Bu kavram, kanıtlanabilir bir bilimsel olgu olmaktan ziyade felsefi, spiritüel ve dini bir inanç sistemidir.
Farklı disiplinlerin ve inançların reenkarnasyona yaklaşımı şu şekildedir:
Bilimsel Yaklaşım:
Kanıt Yetersizliği: Bilim dünyası, bilincin ölümden sonra bağımsız bir şekilde varlığını sürdürüp başka bir bedene aktarılabileceğine dair hiçbir fiziksel veya biyolojik kanıt bulamamıştır.
Psikolojik Açıklamalar: Geçmiş yaşamlarını hatırladığını iddia eden kişilerin (özellikle çocukların) durumları incelenmiştir. Bilim insanları bu durumları bilinçaltına atılan eski bilgilerin yeniymiş gibi hatırlanması,hayal gücü, telkin veya sosyo-kültürel etkilerle açıklar.
İlahi Dinlerin Yaklaşımı (İslam, Hristiyanlık, Yahudilik):
Tek Bir Yaşam: İslamiyet başta olmak üzere tek tanrılı semavi dinler reenkarnasyon (ruh göçü) inancını kesin olarak reddeder.
Ahiret İnancı: Kur’an-ı Kerim’e göre insan dünya hayatına yalnızca bir kez gelir, ölür ve kıyamet gününde hesap vermek üzere tek bir defa yeniden diriltilir. Ölümden sonra dünyaya geri dönüş tamamen imkansız kabul edilir.
Doğu Dinleri ve Felsefi Yaklaşım:
Karma Döngüsü: Hinduizm, Budizm ve Jainizm gibi Asya kökenli inanç sistemlerinde reenkarnasyon (veya tenasüh) merkezi bir rol oynar.
Ruhsal Gelişim: Bu inançlara göre ruh, dünyadaki amellerine (karma) göre sürekli bir doğum ve ölüm döngüsü içinde yaşar. Amaç, ruhsal olgunluğa (aydınlanmaya) ulaşarak bu döngüden kurtulmaktır.
Reankarnasyon, doğruluğu laboratuvar ortamında sınanabilen bir gerçeklik değil, kişilerin hayata ve ölüm sonrasına dair benimsediği bireysel ve kültürel bir inanç meselesidir.
Ruhların bir bedenden çıkıp başka bedene girmesi (İncarnation- Reincarnation) inancına dinimizde Tenasüh denmektedir.
Bu batıl (asılsız) bir inanıştır.
Ruhların bedenden bedene geçtiğine inanmak insanı dinden çıkarır, imanın yok olmasına sebep olur.
Tenasüh inancı eski Hint ve eski Mısır kültürlerinde, Buda ve Brahma dinlerinde, Yunan felsefesinde, Yahudilik ve Hıristiyanlıkta göze çarpmakta ve günümüzde ülkemizde bazı kişiler tarafından ortaya atılmaktadır.
Eski Mısırlılara göre ruh bedenine girer ve daha sonra bir insanın bedeniyle yeniden doğar.
Yunan filozoflarından Pherecyds, insanın ruhunun başkasına geçtiğine inanan ve yayan ilk kişidir.
Sokrates ve Eflatun’da Tenasuh’a İnanan filozoftur.
Yahudilikte tenasüh inancı Karailer’de görülmekteyse de Yahudilikte pek çok ilim adamı insanın ruhunun bir başka insana geçtiği düşüncesini benimsemektedirler.
Hıristiyanlıkta Origene ruhların bir başkasına geçtiğine inanmaktaysa da Hıristiyan kelam bilimcilerinden Saint Augustinus bu inançla mücadele etmiştir.
1274’de Lion’da ve 1439’da Fioransa’da yapılan dini kongrelerde tenasüh reddedilmiş ve insanın ölümünden sonra ruhların ya Cennet’e, ya Cehenneme ya da ikisi arasında bulunduğuna inanılan “Berzah”ta kalacağı kararına varılmıştır.
Müslümanlıkta geçmiş dönemlerde “Gulat Fırkaları” adı verilen bir grup ile “Mutezile Ricali” denilen bir grup Tenasüh inancını benimsemişlerdir.
Tenasüh düşüncesi İslam tasavvuf dünyasında da pek çok taraftar bulmasına rağmen İmam-ı Gazali, İbni Sina, İmam-ı Fahreddin-i Razi gibi İslam bilginleri Ruhların insanın ölümünden sonra başkasının ruhuna geçmesinin mümkün olmadığını çeşitli örneklerle izah etmişlerdir.
Bizim ruhlarımız daha önce yaşayıp ölen herhangi bir insanın ruhu değildir ve bizim ruhlarımız ölümümüzden sonra başkasının ruhu olarak ortaya çıkmayacaktır.
Hoşça kalınız.

