Baharın başlangıcı kabul edilen, bereket ve umudun simgesi Hıdırellez için geri sayım başlamış bulunuyor.
Binlerce yıllık bir gelenek olan bu özel günde, doğanın uyanışı büyük bir coşkuyla beklenmektedir.
Anadolu ve Balkan coğrafyasında her yıl heyecanla beklenen Hıdırellez, 2026 yılında da geleneksel tarihlerinde kutlanacaktır.
Hızır ve İlyas peygamberlerin yeryüzünde buluştuğu gün olarak kabul edilen Hıdırellez kutlamaları, bu yıl 5 Mayıs Salı akşamı başlayıp 6 Mayıs Çarşamba ikindi vaktine kadar devam edecektir.
Hıdırellez akşamı olarak bilinen 5 Mayıs, dileklerin gökyüzüne ve toprağa emanet edildiği en kritik zaman dilimi olarak kabul edilmektedir.
Halk inanışına göre bu gece, darlıkta olanların yardımına koşan Hızır aleyhisselam ile denizlerin hâkimi İlyas aleyhisselamın buluşmasıyla kâinata bereket dağılır.
Bu nedenle bayram havasında geçen kutlamalar hem bireysel hem de toplumsal huzur için büyük bir anlam ifade eder.
Hıdırellez dendiğinde akla gelen ilk uygulama hiç şüphesiz gül ağacı ritüelidir.
Nesillerden nesillere aktarılan bu geleneğe göre, dilekler 5 Mayıs akşam ezanı vaktiyle birlikte uygulamaya konur. Kişiler ev, araba, sağlık veya evlilik gibi niyetlerini küçük kağıtlara yazarak ya da sembolik şekillerini çizerek gül ağacının dallarına asarlar.
Gül ağacı olmayan evlerde ise dileklerin ağacın dibine gömülmesi veya toprakla buluşturulması da yaygın bir uygulamadır.
Sadece kâğıda yazmakla kalmayanlar, şans ve kısmet kapılarının açılması için gül dallarına kurdele bağlayıp bereket getirmesi amacıyla para asarlar.
Burada temel amaç, doğanın canlandığı bu özel günde niyetlerin evrenle uyum içinde filizlenmesini sağlamaktır.
Hıdırellez’in manevi boyutunu güçlendiren en önemli unsur, niyetler yapılırken okunan dualardır.
Gül ağacına dilekler asıldıktan sonra samimi bir kalp ile Allah’a el açılır ve Hızır’ın eliyle bereket gelmesi temenni edilir.
Hıdırellez duası olarak bilinen ve sıkça tekrarlanan niyazlar, kişinin kalbindeki muradı dillendirmesine vesile olur.
Dua ederken sadece maddi istekler değil; Hastalar için şifa, dertliler için deva ve toplum için barış dilenir.
Geleneksel olarak okunan Hızır dualarında, “Bismillahirahmanirahim, Ya Rabbi, Hızır ile İlyas’ın hürmetine dileğimi kabul eyle” mealindeki yakarışlar ön plana çıkar. Bu süreç, kutlamaların sadece bir eğlenceden ibaret olmadığını, aynı zamanda derin bir inanç pratiği olduğunu gösterir.
Ekonomik refah ve darlıktan kurtulmak isteyenlerin vazgeçmediği Hıdırellez parası geleneği, 5 Mayıs gecesi başlar.
Bir miktar kağıt ya da madeni para, gül dalına asılır veya bir kese içinde gül ağacının dibine bırakılır. Bu paralar, 6 Mayıs sabahı tan yeri ağarırken henüz güneş doğmadan geri toplanır.
Geri alınan bu paralar “Hıdırellez bereketi” olarak kabul edilir ve yıl boyunca cüzdanın özel bir bölmesinde saklanır.
İnanışa göre bu para harcanmazsa, kişinin cüzdanı yıl boyu boş kalmaz ve rızkı artar. Geçmişte bu uygulama için özel dikilen kırmızı keseler kullanılırken, günümüzde modern cüzdanların bir köşesinde saklanan “şans parası” formuna dönüşmüştür.
Hıdırellez kutlamalarının en renkli görüntülerine sahne olan ateşten atlama ritüeli, bir arınma sembolüdür.
Meydanlarda yakılan büyük ateşlerin üzerinden üç kez atlayan kişilerin, geçen yılın tüm kötü enerjilerinden, hastalıklarından ve uğursuzluklarından kurtulacağına inanılır.
Bu uygulama aynı zamanda cesaret ve yenilenmeyi simgeler. Ateşin üzerinden atlarken edilen niyetler, kişinin ruhsal olarak tazelenmesini sağlar.
Özellikle kırsal bölgelerde devam eden bu gelenek, halk oyunları, saz ve söz eşliğinde tam bir şenlik havasında gerçekleştirilir.
Anadolu’nun pek çok yöresinde uygulanan bir diğer ilginç gelenek ise yedi fasulye veya yedi nohut ekme ritüelidir.
5 Mayıs akşamı bir saksıya ya da bahçeye ekilen yedi adet baklagil, kişinin üzerinde hissedebileceği tüm negatif etkilerin toprağa akıp gitmesini temsil eder.
Ekilen her bir tohumun, bir kötülüğü uzaklaştıracağı düşünülür. Eğer bu tohumlar Hıdırellez haftasında çimlenirse, o yılın uğurlu ve bereketli geçeceği yönünde yorumlar yapılır.
Doğanın gücüne duyulan saygının bir yansıması olan bu gelenek, Hıdırellez’in toprağa ve üretime dayalı köklerini hatırlatır.
Hıdırellez kutlamaları sadece 5 Mayıs gecesiyle sınırlı değildir.
6 Mayıs sabahı erkenden kalkmak, pencereleri açıp eve taze havanın girmesini sağlamak uğur sayılır.
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte akarsu kenarlarına gidilmesi, el ve yüzün bu sularla yıkanması da yaygın bir gelenektir.
Birçok yörede 6 Mayıs günü piknikler düzenlenir, mevsimin ilk yeşillikleriyle hazırlanan sofralar kurulur ve komşularla lokma paylaşılır.
Kır gezintilerinde toplanan çiçeklerin suyuyla banyo yapmanın cilde ve sağlığa iyi geleceğine inanılır.
Tüm bu uygulamalar, insanın doğayla barışık bir şekilde yeni bir döneme başlamasını hedefler.
Baharın başlangıcı olarak kabul edilen Hıdrellez, 5 Mayıs Salı akşamı başlayıp 6 Mayıs Çarşamba ikindi vaktine kadar devletçe de kutlanacaktır.
Devletçe yapılan kutlamalar yanında Türkiyemizin bütün İl ve İlçelerinde Sivil Toplum Kuruluşları, İlk – Orta- Lise – Üniversite öğrencileri tarafından görkemli kutlamalar yapılacaktır.
Yurt dışında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde de Hıdırellez günleri kutlanacaktır.
Bu yıl kutlamalar daha etkin bir biçimde yapılacatır.
Televizyonlarda da Hıdrellez etkinlikleri haber programlarının ilk sıralarında yer alacaktır.
Her yıl olduğu gibi bu yıl da Televizyonlarda Hıdrellezle ilgili programlar da yapılacaktır.
Geçmiş yillarda yapılan bazı programlarda Hıdrellez’in dini bir gün olarak kabul edildiği belirtilmişti.
Hıdrellez günü programlarında Hızır Peygamberin sağ mı ölü mü olduğu da tartışılmıştı.
İzlediğim bir programda; Programın akışı içerisinde dinleyicilerden bir soru gelmişti ve oldukça düşündürücüydü.
Soru şuydu: “Bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed’den sonra Hızır Peygamber yaşıyorsa bu
Kur’an-ı Kerim’deki ayetlerle çelişkiye düşmüyor mu?”
Gerçekten düşündürücü bir yaklaşımdı.
Programdaki konuşmacılar soruya net bir cevap da verememişlerdi.
Bugünkü sohbetimde Hıdrellez’le ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum:
Her yıl yapılmakta olan Hıdrellez günü etkinliklerinin dinimize göre herhangi bir dini hüviyeti ve dini kutsiyeti yoktur.
Hıdrellez etkinlikleri adını dini bir hüviyete büründürmek uygun değildir.
Dinin yasak ettiği, haram kabul ettiği hareketleri yapmadan eğlenmenin ise sakıncası yoktur.
Hızır, yeşillik anlamına gelmektedir.
Peygamberimiz kendisine bu ismin verilmesini şöyle açıklamıştır:
“Hızır; otsuz, kuru bir yerde oturdu da ansızın o otsuz yer yeşillenerek peşi sıra dalgalanırdı.”
Kuran-ı Kerimde ismi geçmemesine rağmen, bilginlerimizden pek çoğu Hızır Aleyhisselamın Peygamber olduğu görüşündedir.
Bir kısım din bilginleri ise onun veli olduğu görüşündedir.
Kuran-ı Kerim’de Hızır (AS) ile ilgili bir kıssa vardır.
Bu kıssaya göre;
Hz. Musa, yanındaki delikanlı ile iki denizin birleştiği yere doğru yola çıkar.
Buraya geldikleri zaman beraberlerindeki balığı unuttuklarını anlarlar.
Balık, suya atlayıp gitmiştir.
Balığı ararlarken, Allah’ın kendisine rahmet ve hususi ilim verdiği bir kişi ile karşılaşırlar. (Karşılaşılan bu kişi müfessirlere göre Hızır’dır.)
Hz. Musa ondan, kendisine verilen hususi ilimden öğretmesini ister.
Onunla beraber bir yolculuğa çıkarlar.
Hızır’ın yaptığı bazı işler karşısında, Hz. Musa, başta verdiği sözü tutamaz ve Hızır’ın yaptıklarını anlamak ister.
Böylece yolculuk sona erer..
Kuranda Hızır (AS) ile ilgili bilgi bu kadardır.
Burada onun Peygamberliğinden değil, Allah’ın büyük kullarından bir kul olduğu ifade edilmektedir.
Hayatta olup olmadığı konusuna gelince:
Yaptığımız araştırma sonunda Hz. Hızır (AS)ın hayatta olup olmadığı konusunda ihtilaf olduğu görülmüştür.
Bazı bilginler yaşadığını, bazıları öldüğünü söylüyorlar.
İmam Nevevi “Tehzib ül-Esma vel-lügat” isimli kitabında Hz. Hızır’ın ölmediğini ve kıyamete kadar yaşayacağını beyan ediyor.
Buhari, Müslim gibi pek çok alimler de “Hızır (AS)’ın yaşadığı kabul edilseydi Peygamberimiz zamanında onun dinine hizmet için ortaya çıkar cenazesinde bulunurdu.” Görüşündedirler ve öldüğünü belirtirler.
Hızır (AS), Peygamber olarak kabul edilmişse, şu ayete göre vefat etmiş sayılırdı:
“Bir de habibim biz senden önce gelip geçen hiçbir Peygamber için ebedi hayat müyesser kılmadık.”
İşte her yıl kutlanmakta olan Hıdırellez ile ilgili bilgiler…
Hoşça kalınız.

