Mersin’in Gülnar ilçesinde yapımı devam eden Türkiye’nin enerji vizyonunun ilk ve en büyük halkası olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde tarihi bir eşik daha aşılıyor.
Geçen hafta içinde Rusya Devlet Nükleer Enerji kuruluşu Rosatom Genel Müdürü Aleksey Likhachev’in yapımı devam eden Akkuyu nükleer Güç Santrali saha ziyaretiyle duyurduğu kritik test süreci için hazırlıklar tamamlanırken, birinci ünitenin bu yıl içinde devreye alınması hedefleniyor.
Türk şirketlerinin projeye sermaye ortağı olması için somut görüşmelerin başladığı bu stratejik dönemde, 100 yıllık işletme ömrüyle Türkiye’nin enerji bağımsızlığını perçinleyecek dev tesiste geri sayım hız kazanmıştır.
Genel müdür Likhachev, saha ziyareti sırasında nükleer santralin birinci güç ünitesindeki çalışmaların ilerleyişini denetlemiştir.
Rosatom yönetim heyetine NGS sahasında Akkuyu Nükleer AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko, şirketin Genel Müdürü Sergei Butckikh ve Genel Müdür Birinci Yardımcısı ve Teknik Direktör Andrei Zhukov eşlik etmiştir.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Likhachev, bu yılki ana hedefe, 4 güç üniteli Akkuyu NGS’nin birinci ünitesini devreye alma ve ardından işletme aşamalarına geçiş sürecini sağlamaya doğru ilerlediklerini bildirmiştir.
Likhachev, reaktöre yüklenecek imitasyon yakıt demetleriyle soğuk-sıcak testleri gibi kritik bir aşama için hazırlıkların tamamlanmak üzere olduğunu belirterek, şunları söylemiştir:
“Şu anda Türk şirketlerinin projeye dahil olma konusunda büyük bir ilgisi bulunmakta. Bunun temelinde elektrik üretimine ortak olma ve kar elde etme fırsatı yatmaktadır.
Bir dizi Türk şirketiyle projenin sermayesine katılımlarının parametreleri konusunda somut görüşmelere başladık. Bu ciddi ve kapsamlı bir çalışmadır.
Türkiye’deki ortaklar bizim için yalnızca inşaat aşamasında değil, 100 yıla kadar sürebilecek işletme ömrü boyunca da son derece önemlidir.”
Çalışanlar için Lojman yapımı için konuşan Likhachev, 8 bin kişilik nükleer çalışan yaşam alanına yerleşim için hazırlıkların sürdüğünü belirterek, “Bu yerleşke konut, altyapı ve sosyal yaşam alanlarının düzenlenmesine ilişkin en iyi uygulamaları barındırıyor” ifadelerini kullanmıştır.
Akkuyu NGS sahasını denetlemesinin ardından, yaklaşık 50 kilometre uzaklıkta nükleer santral çalışanları ve aileleri için inşa edilmekte olan yaşam alanını ziyaret eden Likhachev, ilk etap kapsamında 48 konut binası, bir okul, bir anaokulu, gerekli tüm sosyal altyapı tesisleri ve otonom hizmet sistemlerinin işletmeye alınmaya hazırlandığı modern yaşam alanındaki çalışmaların ilerleyişi hakkında ayrıntılı bilgiler almıştır.
Akkuyu Nükleer güç Santralı, dünyanın en büyük nükleer inşaat sahası özelliğini taşımaktadır. Santralde aynı anda 4 güç ünitesi kuruluyor.
Santralde neredeyse 30 bin kişi çalışıyor. Çalışmalara 7 gün 24 saat şeklinde devam ediliyor.
Birinci ünite bu yıl devreye girecek…
Türkiye ile Rusya arasında 12 Mayıs 2010’da imzalanan hükümetlerarası anlaşma kapsamında Mersin’in Gülnar ilçesine bağlı Büyükeceli bölgesinde yapımı sürdürülen Akkuyu Nükleer Güç Santralı, her biri 1200 megavat kapasiteli 4 reaktörden oluşuyor.
Türkiye’nin en büyük yatırımları arasında bulunan santralin, tam kapasite devreye girdiğinde Türkiye’nin elektrik talebinin yüzde 10’unu tek başına karşılaması öngörülüyor.
Hatırlayınız.
Geçtiğimiz yıl inşaatı sürdürülen Akkuyu Nükleer Güç Santralinde enerji üretiminde kullanılacak “taze nükleer yakıt” getirilerek muhteşem bir törenle açılışı yapılmıştı.
Buna göre tesis, “nükleer santral” statüsüne kavuşarak teknik anlamda açılmıştı.
İlk ünitenin devreye alınması nedeniyle düzenlenen törene Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin, Akkuyu Nükleer Güç Santrali İlk Nükleer Yakıt Getirme Töreni’ne video konferans yöntemiyle katılmıştı.
Törene her iki Cumhurbaşkanının sözleri damgasını vurmuştu.
Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan: “Bu törenle aynı zamanda milletimize olan sözümüzü, bir ahdimizi daha gerçekleştirmiş oluyoruz. Akkuyu Nükleer Güç Santralimizin üretime geçmesinden bir önceki aşaması olan nükleer yakıtların santral sahasına getirilmesine şahitlik ediyoruz.
Hava ve deniz yoluyla gelen nükleer yakıtların santralimize teslimi ile birlikte artık Akkuyu bir nükleer tesis hüviyetini kazanmıştır.
Böylece ülkemiz 60 senelik bir gecikmenin ardından da olsa dünyada nükleer güç sahibi ülkeler ligine yükselmiştir.
Bugün dünyada 422 nükleer reaktör faal halde olup, 57’sinin de yapımı devam ediyor.
Avrupa Birliği, elektriğinin yüzde 25’ini nükleerden elde ediyor.
Geçtiğimiz yıl Avrupa Komisyonu nükleer enerjiyi yeşil enerji kabul ederek bu konudaki tereddütleri gidermiştir.
Biz de Akkuyu ile ülkemizi bu gelişmelerin bir parçası haline getirdik.
Projemize en başından beri destek veren Sayın Putin başta olmak üzere tüm Rusya Federasyonu makamlarına şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum” demişti
Sayın Erdoğan sözlerine devamla Akkuyu’da her biri bin 200 megavat güce sahip 4 reaktörlü bir nükleer güç santrali inşa ettiklerini belirterek;
“Türkiye’nin pek çok önemli projesi gibi Akkuyu da milli bütçemize yük getirmeyen bir finansman modeli ile hayata geçirilmiştir.
Akkuyu, Rusya ile aramızdaki en büyük ortak yatırımdır. Yatırım bedeli 20 milyar dolar olan bu proje Rusya’nın ilgili kuruluşu Rozatom tarafından tasarlanmış ve inşa edilmiştir.
Projenin inşaatı ile birlikte bakım, işletme ve nükleer santraller için büyük önem taşıyan işletmeden çıkarma süreçlerinin sorumluluğu da yükleniciye aittir.
Santralin tüm üniteleri peyderpey 2028’e kadar hizmete girecektir. Ülkemizin elektrik tüketiminin yüzde 10’u tek başına bu santral tarafından sağlanacaktır.
Tam kapasite devreye girdiğinde burada yılda yaklaşık 35 milyar kilovatsaat elektrik üretilecek. Hiç şüphesiz sadece bu özelliğiyle bile santralimiz ülkemizin enerji arz güvenliğine yaptığı eşsiz katkıyla stratejik yatırım unvanını hak ediyor.
Doğalgaz ithalatımızın düşmesine yıllık 1,5 milyar dolar katkısı olacak bu proje, milli gelirimizin artışına da olumlu yönde etki yapacaktır. Buradaki birikim ve tecrübe bizi ileride nükleer alanında daha farklı yerlere de taşıyacaktır” diye devam etmişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Akkuyu projesinin, Türk-Rus tarihçesinde en büyük ortak projelerden olduğunu söyleyerek, “Bu pilot bir projedir. Hem karşılıklı yarara dayalı ve ekonomik çıkar teşkil eden bir projedir ve aynı zaman hem 2 ülke arasındaki çok yönlü partnerliğimizi de pekiştiriyor.
Partnerliğimizin temelinde ise iyi komşuluk, karşılıklı saygı ve karşılıklı yarar gibi ilkeler bulunuyor.
İşte Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile az önce yaptığımız telefon görüşmesinde bu hususları etraflıca ele aldık.
Tabii ki barışçıl nükleer enerji alanındaki iş birliğimizin dışında ikili ilişkilerimizi tüm yönleriyle, tüm kilit konularıyla ele almış bulunuyoruz. Sonuç olarak bir takım kritik önem taşıyan anlaşmalar sağlandı.
Ekonomik ve ticari alanındaki ilişkilerimizi daha da geliştirmeye karar verdik. İkili ticari hacmimizi artıracağız. Ayrıca karşılıklı yatırımlarımızı artıracağız.
Rusya, Türkiye’nin enerji kaynaklarına olan ihtiyaçlarını karşılamaya devam edecek. Özellikle doğal gaz konusunda teşviklerini esirgemeyecek” diye konuşmuştu.
Nereden nereye gelinmişti?
Akkuyu’ya Nükleer Santralın yapılması kararın alınmasında bölgenin deprem açısından Türkiye’nin güvenli bölgelerinden biri olması, nüfus yoğunluğunun düşük olması, en yüksek taşkının 6 metreyi geçmemesi, yüzey ve yer altı sularının doğal akış yönünün deniz olması, arazinin inşaata uygun olması ve bölgenin tarıma, turizme ve sanayiye elverişli olmayışı göz önüne alınmıştı.
1976’da da bu sahaya yer lisansı verilmişti,
600 megawat üretim planlanarak ihaleye çıkarılmış, İhaleyi alan İsveç merkezli ASEA Atom şirketi dış kredi bulamayınca proje durmuştu.
1983 sonlarına doğru ise üç şirket ile görüşülmüş, görüşmenin ileri safhalarında firmalar malî konuda Türkiye Cumhuriyeti’nin garantisini istemiş, ancak hükûmet bu garantiyi vermemişti.
Bunun yerine yap-işlet-devret modelini teklif edince görüşmeler son bulmuştu.
1998’de üçüncü kez ihaleye çıkılmış ancak bu ihale Bülent Ecevit’in başka enerji kaynaklarının geliştirilmesiyle gerekli olmayacağın belirtmesiyle Bakanlar Kurulu kararı ile iptal edilmişti.
1993’ün Ocak ayında santral tekrar yatırım programına alınmış ve 1997’de yapımı için teklifler alınmış ancak hükûmet kesin bir karar vermemişti.
2004’te Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, reaktör kurulacağını ilan etmişti.
21 Kasım 2007’de nükleer santral kurulumu ve enerji satışıyla ilgili kanun kabul edilmişti.
2010’da Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu arasında Akkuyu sahasında bir nükleer santral yapım antlaşması] imzalanmış ve 2012’de TAEK kararıyla Rusya Federasyonu’ndaki Kalininskaya Santrali referans kabul edilmişti.
14 Nisan 2015’te tesisteki deniz yapıları ve limanın temeli atılmıştı
Nisan 2018’de birinci ünitenin, Haziran 2020’de ikinci ünitenin, Mart 2021’de üçüncü ünitenin ve Temmuz 2022’de dördüncü ünitenin temelleri atılmıştı.
Kasım 2017’de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’la görüşen Vladimir Putin, santralin ilk reaktörünü 2023 yılında devreye almayı planladıklarını açıklamıştı.
27 Nisan 2023’te santrale yakıt çubukları getirilmiş böylece yapı nükleer tesis niteliğini kazanmıştı.
Evet… Nereden nereye gelinmişti?
Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin Gülnar’ımıza, Mersin’imize ve tüm ülkemize hayırlı hizmetler getirmesi dileklerimizle…
Hoşça kalınız.

