Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Füzeler Tükenirken Sözler Sertleşiyor

Savaşların kaderi bazen cephede değil, depolarda yazılır. Ukrayna için bugün

Savaşların kaderi bazen cephede değil, depolarda yazılır. Ukrayna için bugün o kaderin adı: Patriot füzeleri.

Volodimir Zelenskiy’in Almanya’da yaptığı açıklama aslında bir itiraftan öte, bir alarmdı: “Daha kötüsü olamaz.” Bu cümle, sadece askeri bir eksikliği değil, bir kırılma anını anlatıyor.

Çünkü mesele sadece füze sayısı değil.

Mesele bağımlılık.

Ukrayna, Rus balistik tehditlerine karşı elindeki en etkili savunma aracı olan Patriot sistemlerinde kritik bir eşikte. Ve bu sistemler büyük ölçüde Amerika Birleşik Devletleri’ne bağlı.

İşte tam bu noktada savaşın görünmeyen yüzü ortaya çıkıyor: Lojistik.

Sahada direnen bir ülke, masada tedarike bağımlıysa ne kadar güçlüdür?

Bu sorunun cevabı, Washington’dan gelen açıklamalarla daha da sertleşiyor.

JD Vance’in sözleri sadece politik bir tercih değil, stratejik bir yön değişikliği: ABD artık Ukrayna’ya doğrudan silah göndermeyecek. Avrupa isterse alacak, ama Washington bu yükü taşımayacak.

Bu, savaşın seyrini değiştirebilecek bir cümle.

Çünkü bugüne kadar Ukrayna’nın direncinin en önemli dayanaklarından biri Amerikan askeri desteğiydi. Şimdi o destek, doğrudan değil dolaylı bir forma evriliyor.

Ve bu değişim, Avrupa’yı sahnenin ortasına itiyor.

Ancak burada da başka bir sorun var: Avrupa’nın kapasitesi ile sorumluluğu arasındaki dengesizlik.

Avrupa bugüne kadar önemli katkılar sağladı. Ama bir savaşın sürdürülebilirliği, parça parça yardımlarla değil, sistematik ve kesintisiz destekle mümkün.

Zelenskiy’nin yerli savunma sistemi kurma hedefi bu yüzden kritik. Bir ülkenin en güçlü savunması, başkasından satın aldığı değil, kendi ürettiğidir. Ancak bu hedef kısa vadede bir çözüm değil.

Bugün Ukrayna’nın sorunu yarınki sistem değil, bugünkü açık.

Ve o açık büyüyor.

Üstelik sadece Doğu Avrupa’daki savaş değil, Orta Doğu’daki gerilimler de bu tabloyu ağırlaştırıyor. Aynı kaynaklara talip olan krizler, Ukrayna’nın öncelik sırasını aşağı çekiyor.

Yani savaş artık sadece cephede değil; tedarik zincirlerinde, siyasi tercihlerde ve küresel önceliklerde yaşanıyor.

Sonuç olarak ortaya çıkan tablo net:

Ukrayna savaşı devam ediyor, ama destek denklem değiştiriyor.

Ve belki de en kritik soru şu:

Füzeler tükenmeden önce, destek tükenir mi?

Eğer cevap “evet” ise, o zaman bu savaşın gidişatını belirleyecek olan sadece askerler değil…

Karar vericiler olacak.