Güzel sanatlar; İnsanın üreticiliği, çizgi, boya, kil yoluyla içini döktüğü biçimler, desenler, çeşitli oluşumlardır.
Güzel sanatlar çevremizde görebileceğimiz akıl ve duyguya öncelik veren işlerdir.
Güzel sanatlar ayrıca; Şiir, müzik, resim, heykel, mimari, tiyatro gibi insanlarda estetik yönden bir zevk duygusu uyandıran sanatlara verilen genel isimdir.
Güzel sanatlar yine; İnsanda heyecan ve hayranlık uyandıran sanatlardır.
Güzel sanatların gayesi, güzelliği ifade etmek ve yorumlamaktır.
Bu sanatlar marangozluk, demircilik, dülgerlik gibi, el işinden çok, ruh ve duyguyu ilgilendiren sanatlardır.
Türk-İslam medeniyetinde Güzel sanatların bazılarına rastlanmaz.
Ancak Türk-İslam medeniyetinde güzel sanat dallarının Avrupa’da da bulunan şiir, mimari gibi dalların yanı sıra hatt, tezhib, tezyinat, hakk, oyma vs. gibi orijinal ve fevkalade güzel sahaları da bulunmaktadır.
Asırlar boyunca bu sahalarda gelişen ve paha biçilmez eserler verilen güzel sanat dallarına, Meşrutiyetten sonra Avrupa’dan yavaş yavaş resim, heykel ve bunlara benzer sanatlar da dahil olmuş ve zamanla da yaygınlaşmıştır.
Ve son yıllarda asıl Türk-İslam güzel sanat dalları tamamen unutulmuş, yerlerini Avrupa kaynaklı olanlar almıştır.
Güzel sanatların dalları şöyle özetlenebilir:
1 – Edebiyat: Kelimelerle yapılan bir güzel sanattır. Nazım(şiir) ve nesir (düz yazı) şeklinde bütün eserler bu dala girer.
2 – Resim: Yağlı, sulu ya da kuru boyalarla bir zemin üzerine çizgiler çizme ve boyama suretiyle yapılan güzel sanattir. Resim yapan sanatçıya ressam adı verilir.
3 – Heykel: Ya doğada var olan ya da hayal edilen varlıkları, taş, çamur, tahta, maden gibi maddeler kullanarak üç boyutlu olarak yapmaktır. Heykel yapanlara heykeltıraş denir.
4 – Mimarlık: İnsanlarin estetik zevklerine göre yapılar yapmaktir. Tarihî olmak özelliği kazanan yapıtlar, tapınaklar, Camiler, saraylar, bir medeniyetin en güzel eserlerini meydana getirirler. Sanatçılarina mimar adı verilir.
5 – Musiki: Sesleri melodiye dönüştürme sanatıdır. Musiki, pek çok bölümlere, ayrılır. Musiki sanatçılarına musikişinas denir.
6 – Tiyatro: Bir hikâyenin, sahnede, oyuncular tarafindan canlandırılması sanatıdır. Tiyatro eserleri, sinemalarda, radyolarda, televizyonlarda yer alabilmektedir. Tiyatro sanatçılarına aktör, aktris adı verilir.
7 – Dans: Musikiye uyularak yapılan düzenli hareketlerdir.
İslamiyet güzel sanatların koruyucusudur.
Allah tarafından düzene sokulan kainattaki değişmez sistem; insana bir yandan intizam fikrini aşılamış, diğer yandan ilmi inceleme ve araştırmaların yolunu açmıştır.
Maddenin en küçük parçası olan Atom’un yapısından kainatın düzenli işleyişine kadar bütün varlık âlemi gerçekte İlahi bir sanattır.
Canlı organizmaların, özellikle insanın ruhi ve organik yapısının değişmez fonksiyonları KÂİNAT dediğimiz ilahi sanatın görüntüsüdür. Peygamberimizin buyurduğu şekliyle Cenabu Allah, sanat ve nimetini insanların üzerinde görmeyi dilemiştir.
Peygamber efendimiz: “Allah nimetini kulunun üzerinde görmeyi diler” buyurmuştur.
İslam’ın ortaya koyduğu Namaz, Oruç, Zekât, Hac gibi ibadetlerde bile bu intizam ve şekli düzen vardır.
Hadis-i Şerifte belirtildiği şekliyle; Servetin, varlığın, güzel yaşamak, güzel görünmek, düzenli ve güzel bir hayat sürmekte kullanılmasının, akıllı, düzenli bir hayat kurulmasının tavsiye edildiğini söylemek mümkündür.
Kur’an-ı Kerim belli bir makam üzere okunmaktadır.
Kur’anın belli bir makamda okunmasını emreden ayet de dünyada kurulması istenen intizam ve güzellik tercihinin ortaya konuşudur.
Bir ayet-i kerimede Cenab-ı Allah; İnsanın işini sağlam ve güzel yapmasından hoşnut olacağı belirtilerek şöyle buyurmuştur: “Yaptığınızı (işinizi) güzel yapın; Allah (işini) güzel yapanları sever.”
Bu Ayet-i Kerimenin ışığı altında Peygamberimiz düzgün ve güzel yaşamış, güzel yaşamamızı, güzeli yaşatmamızı istemiştir.
Bu güzellik ve estetik duygusudur ki, İstanbul’u yeni baştan kuran Mimar Sinan’a Süleymaniye’yi…
Sedeftcar Mehmet Ağa’ya Sultanahmed’İ…
Itri Dede Efendi’ye eşsiz bestelerini…
İnce hat ustalarına, eski yazı sanatkarlarına hat sanatının kalıcı muhteşem eserlerini yaptırmıştır.
Okuyuş ve söyleyişi sanatlaştırarak doyurucu beste ve söyleyişleri, yazı ve yazmayı sanatlaştırarak asırlar boyunca solmayan kufi, sülüs, nesih, talik, divani gibi hat çeşitlerini ortaya koyan anlayış, bu intizamlı ve düzenli yaşama prensibinden doğmuştur.
Geçenlerde bir televizyon programında “İznik’te çinicilik” çalışmalarıyla ilgili bir program izlemiştim.
Bu programda eski İslam sanatçılarının ortaya koyduğu çini süslemeciliğinde kullanılan boyalar üzerinde çalışmalar yapılıyordu…
Günümüzün çini ustaları eski dönemde kullanılan ve hiç bozulmayan boyaların nasıl yapıldığını hala anlayamadıklarını anlatıyordu.
İslamiyet’in sanata verdiği önemi kavrayan kimseler, şu anda yapılması güç olan eserler vücuda getirmişti.
Örnekleri çoğaltmak da mümkündür…
İslamiyet daima güzel sanatların koruyucusu olmuştur.
Dinimiz her insanı güzeli bulmak, güzel yaşamak görevi ile yükümlü tutmuştur.
Bu bakımdan Müslümanlık girdiği her ülkenin sadece dinini değil, sosyal ve kültürel durumunu da etkilemiştir.
İslamiyet’in Mekke’de eşi görülmemiş bir edebiyat ve şiir denizi üzerine doğduğunu söylemek yanlış değildir.
İslamiyet’in ana kaynağı Kur’an-ı Kerim, Arap dilinin en güzel eserlerini verdiği böyle bir ortamda ifade sanatının en veciz, en eşsiz örneği olarak indirilmiştir.
Kur’an’ın gelişi; Kâbe duvarına altın mürekkeple yazılarak asılan şairlerin şiirlerini gözden düşürmüş, o dönemde İmrul Kays, Tarafa, Züheyr gibi ünlü şairler yetiştiren Arap şiiri, Kur’an’ın eşsiz ifadesi ve icazı karşısında gölgede kalmıştır.
İslamiyet’ten önce zirveye ulaşan güzel söz söyleme ve şiir geleneği Kur’an-ı Kerim’in gelişinden sonra da devam etmiştir.
Edebiyat ve şiir İslam dünyasında güzel sanatlar alanında hemen daima üzerinde durulan bir sanat dalı olmuştur.
İslamiyet’in güzel sanatlara verdiği önem sadece şiir ve edebiyattan ibaret değildir.
İslam sanatkârları güzel sanatların her dalında, resimde, mimaride, plastik sanatlarda, hat ve musikide çok güzel eserler vermişlerdir.
İslamiyet’in sanat anlayışı milletlerarası estetik duygusunun ortaya çıkışıdır.
Her sanatkâr bu güzellik duygusunu kendi anlayışına göre geliştirmiş, kendisini emperyalist bir bağla kayıtlı görmemiştir.
Bu sebeple İslâmiyet’i kabul eden milletlerin ömrü, sanat karakterleri, İslamiyet’in sanat anlayışı içerisinde erimemiştir.
Bilakis İslam’ın sanat anlayışıyla birleşerek serpilip gelişmiştir.
Güzel sanatların her bölümünde her sanatkâr kendi ülkesinin ortaya koyduğu sanat temeli üzerinden kendi ayrı üslubunu kazanmış ve devam ettirmiştir.
Bugün bile Çin’deki bir cami ile İran ve Hindistan’daki cami arasında bir Türk mimarisi ile bir Arap ve İran mimarisi arasındaki üslup farkını görmemek imkânsızdır.
İslam sanatı içerisinde serpilip büyüyen Türk Sanatı; Sadelik, ahenk ve mantık kurallarına uygun oluşu ile varlığını bütün dünyaya duyurmuştur.
Müslüman Türk sanatkârları İman coşkunluklarını mimari zevkleri ile mermere; Yazı ve hat zevkleri ile sayfalara büyük bir incelikle işleyerek imanlarını abideleştirmişlerdir.
İslam medeniyetinde güzel sanatların her dalında görülen eşsiz güzellikler bunun ispatıdır.
Hoşça kalınız.
YanıtlaYönlendir
IMG20260410124508.jpg görüntüleniyor.

