Amerika Birleşik Devletleri’nin kanatları altında katil ruhlu insanlardan oluşan eli kanlı İsrail Gazze’de taş taş üstünde bina bırakmamış yüzbinlerce masum insanı şehit etmiştir.
Amerika Birleşik Devletleri katil İsrail ile birleşerek İran’a saldırı düzenlemekte ve aylardır İran’ı yok etmeye çalışmaktadırlar.
Katil İsrail komşusu Lübnan’ın topraklarına girmiş taş taş üstünde bırakmamış komşu ülkesi Lübnan’ın topraklarını alma ve ülkelerine katma peşinde…
Yunanistan tüm adaları silahlandırmış, namluların ucunu Türkiye’ye çevirmiş fırsat kollamakta…
Amerika Birleşik Devletleri ÜS’ler kurma bahanesiyle ülkemizin etrafını çepeçevre kuşatmış durumda…
Bütün bu ateş çemberi içinde Gök Vatanımızda, Yer Vatanımızda, Mavi Vatanımızda, Yeşil Vatanımızda ve Yavru Vatanımızda Vatanlarımızı koruyacak güçteyiz.
Ancak ülke genelinde bir ve beraber olmak zorundayız.
Eski günleri bir hatırlayınız:
Sadece terör örgütü PKK ile savaşırken bile mesela Fırat Kalkanı harekâtında Suriye’de terör örgütleri tarafından şehit edilen kahraman askerlerimizle ilgili cenaze törenleri yüreklerimizi yakmaya devam ediyordu.
Kuzeyden güneye, doğudan batıya ülkemizin dört bir yanında KINALI KUZULARIMIZIN, ANA KUZULARIMIZIN cenaze törenlerinde göz yaşları sel olup akıyordu…
Gencecik fidanlarımızı göz yaşlarıyla uğurlamaya devam mı edeceğiz?
Türk milleti olarak bugünlere kolay gelmedik.
Bir su matarasına, bir kundura bağına, bir tüfek kayışına, bir lokma ekmeğe, bir silah mermisine muhtaç günlerden geldik.
Bizim gibi toplu bir İstiklal Savaşı vermiş milletlerin sayısı çok değildir.
O savaşları yaşamış, cephede kanını, kolunu, bacağını bırakmış insanlarımızdan bir kısmı hala aramızda yaşıyorlar.
Son yüzyılda dünya bir Balkan, iki dünya savaşı yaşadı. İlk dünya savaşında 10 milyon insan can verdi.
Kaybolanların sayısı 15 milyon…
Her üç savaş da ya topraklarımız üzerinde veya çevremizde yapıldı.
Bugünkü nesiller, o günleri yaşamış insanların hatıralarını dinleyerek büyüdüler.
Haçlının, Rus’un, Yunan’ın günah izleri; Taşımızdan-toprağımızdan henüz silinmedi.
Hal böyleyken; Ülke içinde bu ayrılık niye?
Acaba bu acı günlerden alınacak ibret dersi son yıllarda nasıl unutuldu?
İstiklal için savaş vermiş, savaş kazanmış bir milletin çocukları devletine nasıl başkaldırıyor?..
Ülkemiz dış düşmanlarımıza nasıl şikâyet edilebiliyor?
Adaleti sağlama görevinde olanlara nasıl saldırılabiliyor?
Askere ve polise nasıl hücum edilebiliyor?
Henüz uzak olmayan bir tarihte düşman çizmesi altından kurtarılan vatanda insanlarımız nasıl birbirine düşürüldü?
Millet olarak toparlanmaya, asgari müşterekte birleşmeye, birlik ve beraberlik içinde yaşamaya muhtacız.
Doğu-batı, kuzey-güney, yaşlı-genç, okuyan-okumayan, işçi-patron, amir-memur, asker-sivil demeden toplu bir bütünleşme, birlik-beraberlik hamlesi başlatmalıyız. Ülkemiz ekonomik eğitim seferberliği paketleri yanında birlik-beraberlik paketine de muhtaçtır.
Durumumuz “Boş ver” anlayışına uygun değildir.
Yüzyıllarca “Nizam-ı âlem”i temsil ettik.
Millet olma tecrübemiz hiçbir millette yok…
Tarihin en güçlü ordularını, dünyanın en büyük imparatorluklarını kurduk.
Yer altı yerüstü zenginliklerimiz, tarihi, stratejik, demokratik imkânlarımız düşmanlarımızı kıskandıracak kadar güçlü…
Bu imkânları hakkıyla değerlendirebilirsek hem bölge hem dünya barışına yön verecek ışıklı, pırıltılı bir ülke olabiliriz.
Komünizmin çöküşüyle birlikte bu bölgede kurulan Türk devletleri bizim liderliğimizi bekliyor…
İslam alemi bizim liderliğimizi bekliyor…
O halde neden bir ve bütün değiliz?
Bazı İnsanlarımız niçin devlete karşı gelme yolunu seçiyor?
Kuzeyden, batıdan, güneyden, doğudan tam bir ateş çemberi içerisindeyiz!
Rusya’nın dağılmasına rağmen kuzeyimiz yine Demirperde…
Batı komşumuz bir Türk düşmanlığı cezbesinde…
Amerika’sı, İsrail’i, İngiliz’i, Fransız’ı, İtalya’sı ve hatta Kıbrıs Rum kesimi bize karşı gizli/açık düşmanlık peşinde…
Ayakları henüz yere basmayan güney ve doğu komşularımız kardeş kavgasında…
Cenab-ı Allah Kur’an-ı Kerim’de;
“Birbirinizle ihtilafa düşerek çekişip durmayın. Aksi halde başarısızlığa düşersiniz. Gücünüz, kuvvetiniz kaybolup gider…”. Buyuruyor.
Yine başka bir Ayet-i Kerimede:
“İnanmayanlar bile birbirlerinin yardımcılarıdırlar. Şayet siz böyle yapmazsanız, yeryüzünde büyük bir fitne ve kargaşa ortaya çıkar.” buyrulmaktadır.
Dünya yürüyor…
Yürüyen, ilerleyen dünyada durmak, çağın ve ihtiyaçların gerisinde kalmaktır.
İslam dini fitneyi yasaklamış bir dindir.
Bizi birbirimizle kavgaya götürecek hiçbir problemimiz yoktur.
Menfaatimiz kavgada değil, birbirimizi sevmededir.
Geçmişimizin ve geleceğimizin sırtımıza yüklediği ağır sorumlulukları birlikte çözmeliyiz.
Bu bizim gerçek kurtuluşumuzun başlangıcı olacaktır.
Hoşça kalınız.

