Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ORUÇ TUTMANIN FERT AİLE VE TOPLUM ÜZERİNE ETKİLERİ NELERDİR?

İzmir’den mail adresime gelen sevgili Ziya Bayraktar’ın sorusu Oruç ile
İzmir’den mail adresime gelen sevgili Ziya Bayraktar’ın sorusu Oruç ile ilgili…
SORU:
“…Aç kalmakla yani oruç tutmakla Allah’a yaklaşmanın ne ilgisi vardır? Ya da Allah’a yaklaşmak için oruç tutmak mı emredilmiştir?
Her yıl neden aynı ayda oruç tutulmuyor? Niçin bazen yaz aylarında tutuluyor? Ocak şubat gibi aylar değişmiyor. Ramazan ayı değişiyor. Sebebi nedir?
Oruç bir adet midir? İbadet midir? Orucun fert, cemiyet, aile üzerinde ne faydası vardır? Ayrıntılı açıklarmısınız?..”
CEVAP:
Oruç her yıl Ramazan ayında olmak şartıyla senede bir ay farz kılınmıştır.
Şayet kulların uzun süre aç kalması istenseydi her yıl uzun ve sıcak yaz günlerinde oruç tutmaları emredilirdi. Veya kulların belli bir süre aç kalmaları, fazla zorlanmamaları istenseydi her yıl kısa ve serin kış günlerinde oruç tutmaları emredilirdi.
Yine insanların sadece 30 gün aç kalmaları istenseydi ayrı ayrı zamanlarda mesela her ay 3 ‘er gün gibi oruç tutmaları emredilirdi.
Şu hâlde neden Ramazan ayı ve niçin 1 ay?
Allah’ın bilgisi, insanların bilgisiyle kıyas edilemez. Allah sonsuz bilgiye sahiptir. Orucu emrederken her yıl 10 gün zaman değiştiren “kameri yıl ” yerine her yıl sabit olan miladi aylara göre oruç tutmayı emredebilirdi.
Bu takdirde yer kürenin değişik bölgelerinde yaşayan insanlar, her yıl aynı zamanlarda oruç tutacak bir kısmı daima uzun ve sıcak yaz günlerinde diğer bir kısmı da kısa ve serin kış günlerinde oruç tutacaktı.
Sonuç olarak oruç ibadetinde bile hâşâ bir adaletsizlik söz konusu olacaktı.
Mesela: Ortadoğu, Avrupa ve Afrika’da yaz yaşanırken Avustralya’da kış yaşamakta; Ortadoğu, Avrupa ve Afrika kış yaşanırken Avustralya’da yaz yaşanmaktadır. Durum bu şekilde olunca Mesela: Her yıl ağustos ayında oruç emredilmiş olsa idi Ortadoğuda ve Afrika’da yaşayan Müslümanlar her yıl en sıcak ayda oruç tutarlarken Avustralya’ da yaşayanlar her yıl en serin ayda tutmuş olacaklardır.
Aralık- Ocak gibi bir kış ayında oruç emredilse idi durum tam tersi olacaktı.
Bunun için oruç Kameri ay olan ve yıl içerisinde, 10 gün yer değiştiren Ramazan ayında tutulmak üzere emredilmiştir. Böylece yerkürenin herhangi bir bölgesinde yaşayan bir Müslüman her yıl ramazan ayında oruç tutmakla yaklaşık 10 yıl içinde yılın bütün mevsimlerinde oruç tutmuş olacaktır.
Orucun neden 1 ay olduğu konusu da üzerinde düşünmeye değer hikmetlerle doludur. Şurası psikolojik olarak bilinmektedir ki; Otuz gün süreyle aralıksız yapılan düzenli bir eğitim insana pek çok yeni alışkanlıklar kazandırmaktadır. Orucun her yıl ardarda 1 ay oluşu da pek çok hikmetler taşıyan bir eğitim şeklidir.
Bu şekliyle oruç; Her yıl 1 ay olmak üzere bütün Müslümanları hayatları boyunca sürekli bir eğitime tabi tutmak suretiyle onların bir takım kötü alışkanlıklarını bırakarak iyi alışkanlıklar kazanmalarını ve böylece topluma daha faydalı olmalarını sağlamaktadır.
Günümüzde pek çok kişi diğer ibadetlerde olduğu gibi oruç konusunda da onun ruhuna değil dış görünüşüne önem vermektedir.
Oysa oruç bir adet değil bir ibadettir.
İbadetin adet haline dönüşmesi onu yozlaştırır, değerini düşürür, ruhsuz bir ceset haline getirir.
Şurası iyi bilinmelidir ki oruç ve ramazan maddi bir ticaret alanı değil beden ve ruha yönelik bir eğitim devresidir. Genciyle, yaşlısıyla, erkeğiyle kadınıyla bütün Müslümanların severek ve isteyerek katıldığı bu eğitim seferberliği kurallarına göre uygulanabilirse Müslüman’ı Allah yolundan caydırmaya hiçbir etkinin gücü yetmez.
Bir taraftan oruç tutulduğu halde diğer taraftan Allah’ın yasakları isleniyorsa bir taraftan her yıl 1 ay süre oruç eğitimi yapıldığı halde diğer taraftan bu eğitimin sosyal hayatta etkisi görülmüyorsa, Ramazan aynıdan sonraki Müslüman her türlü hatası ve katılığı ile Ramazan ayından öncekinin aynısı kalıyorsa ortada bir eksiklik , uygulamada bir aksaklık var demektir. Bu eksiklik bulunup tamamlanmadıkça, bu aksaklık düzelmedikçe Ramazana ve oruca saygıdan söz etmek zordur.
Ramazana ve oruca saygı sadece minarelerdeki mahyalarla gazete ve dergi ilaveleriyle, ekmeklerin pideye dönüştürülmesiyle, imsakiye bastırmakla olmaz. Ramazan ve oruca saygı emredildiği şekliyle disiplinli yaşamakla olur, insanlar arasındaki sevgi ve saygıyı yaşatmakla olur.
Sadece Ramazan’da değil, her zaman ve her yerde Allah korkusu ve Allah sevgisini taşımak ve yaşamakla olur.
Cenab-ı Allah’ın “oruç tutunuz” şeklindeki emir boşuna verilmiş bir emir değildir. Oruçta insanlar için pek çok faydalar vardır. Oruç Allah’la insan arasında sağlam bir iletişim kurulmasını sağlar. Şöyle ki; İnsan oruçlu olduğunu kimseye ispat edemez fakat ispata gerek kalmadan Allah’ın bildiğini bilir.
İnsanın oruçlu olduğunu Allah bildiğine göre başkalarının bilmesi önemli değildir. İşte bu düşünce insanı adeta insanüstü yapar, insanı Allah ile beraber olma duygusuna yüceltir.
Oruç insana kendi varlığını hatırlatır. Kendi kendini tanımasına yardım eder.
1 günlük açlık karşısında davranışı ile kendini her zaman doyuran Allah’ı daha iyi tanıması, ona inanması fikrini aşılar.
Aç olan bir insanı, eli altında bulunan yiyecek ve içeceklerden yararlanmaktan alıkoyan etken ne olabilir? Şöyle diyelim: Sofra hazırdır… Renk renk çekici meyveler ve sebzeler göz önündedir… Fakat oruçla insan onlara el uzatmaktan kaçınır. Oysa ona engel olabilecek bir mâni de yoktur. Başında polis, bekçi, jandarma yoktur. Ana- baba – öğretmen korkusu yoktur ama yanından ayrılmayan Allah kavramı, onun emrine uyma anlayışı var.
MİS gibi kokan lokantaların, şırıl –şırıl akan suların önünden geçerken, oruçlu insanı yemek ve içmekten alıkoyan şey, sadece Müslüman olma şuurudur.
Bu şuur, aynı zamanda bir eğitimdir. Gerektiğinde kendi malına, kendi sofrasına, kendi bahçesine, çileğine, avakado’suna, muzuna, portakalına bile el atmama ve sabretme eğitimidir.
Bu eğitim korkuya, baskıya dayalı bir eğitim değil, akla mantığa ve sevgiye dayalı kapsamlı bir eğitimdir.
Belli bir disiplin altında Allah’ın emrine uyma eğitimidir. Öyleyse; Oruç insanlara disiplinli olmayı öğretir. Çünkü her gün orucun başlangıcından bitişine kadar son derece hassasiyet gösterilmesi gerekir.
‘”İmsak’tan 5 dakika sonra sahur bitirilse veya iftar zamanından 3 dakika önce iftar edilirse ne olur” denemez.
Çünkü Oruç bir disiplindir. Allah’ın çizdiği zaman birimlerine hassas bir şekilde uymaktır.
Oruç insanın göreve bağlı olma anlayışını da pekiştirir. Çünkü oruç tutan insan hiç kimsenin bulunmadığı yerde de orucunu bozacak şeyleri yapmaktan kaçınır. Bilerek orucunu tehlikeye düşürmez.
Bunun için adli bir mercî’ye ya da güvenlik kuvvetine gerek yoktur, cezası ne ise cezasını kendisi verir, kendisi çeker ve tekrar benzer bir suçu işlememeye söz verir.
Oruçtaki bu anlayış, işçiyi de memuru da görevine bağlı olmaya, yalnız bile
olsa verilen emirlere karşı gelmemeye alıştırır.
Oruçta işlediği bir suçtan dolayı kendi kendine ceza veren kimse, elbette benzer bir cezaya çarptırılmamak için verilen görevi eksiksiz yerine getirir.
Yapmadığı görevin ızdırabını içinde hisseder. Bir takım mazeretlerle kendini suçsuz göstermeye çalışmaz. Kendi aleyhine bile şahitlik yapar.
Düşünebilen her insanın anlayabileceği gibi orucun, fert, aile ve toplum üzerinde pek çok faydaları vardır.
Hoşça kalınız.
Sorularınız için: ( gazimert333@gmail.com )