( 2025 yılından 2026 yılına uzanan son makalem )
Türk milleti olarak sevgi ile taçlanan ve değişmeyen kırmızı çizgilerimiz vardır.
Sevgi dolu kırmızı çizgimizin en başında Anayasa’mızın ilk dört maddesi gelmektedir.
Sevgi dolu hislerle benimsediğimiz Türkiye Cumhuriyetimiz: Toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
Sonsuz bir sevgi ile bağlı bulunduğumuz Devletimiz; Ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dilimiz Türkçedir. Bayrağımız; Beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşımız “İstiklal Marşı”dır. Başkentimiz; Ankara’dır.
Biz bu değişmeyen kırmızı çizgilerimize büyük bir sevgi ile bağlıyız.
Yaşantımızda her şey değişirken içimizdeki sevgiyi sabit tutmalıyız.
Vatanımızı ve milletimizi sevmek, milliyetçilik ruhunu benimsemek içimizdeki sevginin sonucudur.
Yeşil vatanımız, Mavi Vatanımız, Gök vatanımız, Kara vatanımız, Yavru vatanımız sevgimizle taçlanmıştır.
Ay yıldızlı Bayrağımıza karşı hürmetimiz Bayrak sevgimizin sonucudur.
Milli Marşımız İstiklal Marşımızı söylerken içimizden gelen İstiklal Marşı sevgimiz gönüllerimizi aydınlatmaktadır.
Hayatımızın değişmeyen en önemli özelliklerinden biri sevgi’dir…
Sevmek; Allah tarafından insanlara verilmiş ilahi bir duygudur.
Allah’a iman; samimi bir sevgiyle taçlanır.
Sevgi’den uzak ve korkuya dayalı bir iman tam değildir.
Samimi ve sağlam bir imanda sevgi vardır.
Sevgiden uzak olan bir iman, bir inanış gösterişten ibarettir. Hafif bir esintiyle yıkılır, yok olur.
İçimizdeki sevgi hayatın bereketidir.
Nasıl mı?
Annenin çocuğuna kucak açması sevgiyledir.
Çocuğun anne kucağına koşması sevgiyledir.
Çiçekler sevgiyle açar.
Ağaçlar sevgiyle yeşerir.
Petekler sevgiyle dolar.
Kuşlar sevgiyle kanatlanır.
Kavgalar sevgiyle önlenir.
Barış sevgiyle sağlanır.
Katliamlar sevgiyle son bulur.
İhtilal denemeleri ancak vatan sevgisiyle sona erebilir.
“Demokratik açılım” çalışmaları sevgiyle noktalanabilir.
“Din’de özgürlük” sevgiyle sağlanır.
“Maçlar”,“Yarışmalar”lar sevgiyle kazanılır.
Kış; Bahar sevgisiyle son bulur.
Bahar; Kış sevgisiyle uğurlanır.
Sevgi; Allah’ın emri, Peygamberin ahlakıdır.
Tabiat ve çevre sevgisi olgun insanların vazgeçemeyeceği özellikleridir.
Medeniyetler; Sevginin sonucunda meydana gelmiştir.
Laboratuvarlarda insanlığın iyiliği için 10’larca,100’lerce tekrarlanan deneyler iş ahlakının, vazife aşkının ve sevgi’nin sonucudur.
Her şey değişirken biz sevgiyi sabit tutmalıyız. Çünkü sevgi Allah vergisidir…
Allah vergisi sevgi olmasa; Uçaklar uçmaz, gemiler yüzmez, çarklar dönmez, fabrika bacaları tütmezdi.
Çocuğa karşı sevgi olmasa; Hangi anne uyumaz-uyutur, yemez-yedirir, içmez-içirir, giymez-giydirirdi?
Sevgi ömrümüzün tadıdır.
Zorlar sevgiyle aşılır.
Yollar sevgi ile açılır.
Hayat yarışı sevgi ile kazanılır.
Gündüz geceye, gece gündüze sevgiyle girer.
Allah sevgisi, Peygamber sevgisi, Kur’an sevgisi, dünya sevgisi, vatan ve millet sevgisi, Bayrak sevgisi, tarih sevgisi, insan sevgisi, hayvan sevgisi, tabiat sevgisi, kitap sevgisi, anne sevgisi, çocuk sevgisi, barış sevgisi hep iyiliğe ait sevgilerdir…
Allah sevgisi; İhlas’ı…
Kur’an sevgisi; Kur’an ilimlerini…
Dünya ve tabiat sevgisi; müspet ilimleri…
Tarih sevgisi; vatan sevgisini…
Vatan sevgisi; Şehitlik ve Gazilik rütbesini…
İnsan sevgisi; eşsiz medeniyet hamlelerini doğurmuştur.
Muhteşem kütüphaneler; Kitap ve okuma sevgisinin, dünyada kurulan devletler; vatan sevgisinin sonucudur.
Anne sevgisi, çocuk sevgisi ve değişmeyen bütün sevgilerimiz, Allah’ın kutsal emirlerinin meyvesidir.
Maddenin en küçük parçası olan Atom’ un yapısı, muhteşem kâinatın dürülüp küçülmesidir.
Kâinat ise atom’ un büyütülmüşüdür.
Kainatın dürülüp atoma sığdırılmasında da, atomun büyütülmesinde de Allah’ın akıllara durgunluk veren yüce kudreti, ince sanatı, insana lütuf ve sevgisi vardır.
İnsanın yaratılışı da ancak ilahi kudretin insanı sevmesi ile izah edilebilir.
Vücudun çalışması insanı hep ilahi kudrete götürür.
Bir tek böbreğin ömür boyu yaptığı fonksiyonu bir defa yapmak üzere icat edilen makineye harcanan emek ve masraf akıllara durgunluk verecek kadar çoktur.
Onun da olumsuz yan etkileri giderilememiştir.
Karaciğerin gördüğü iş yapılmak istense Ankara büyüklüğünde bir makineye ihtiyaç vardır.
İnsan beynine ise henüz girilememiş onun rakamlarla ifade edilemeyecek fonksiyonları hesap edilememiştir.
Suni kalp yapma çabaları, kalbin sadece kan pompalama fonksiyonunu yapmaya yöneliktir.
İnsan beyninden çıkıp insanın gönlünde taht kuran “SEVGİ” nimeti insan eliyle icat edilemeyecek kadar kutsal bir Allah vergisidir.
Hz. Ali’nin ; “Sen kendini küçücük bir eser mi sanıyorsun? Sende koskoca bir alem dürülüp toplanmıştır.” sözü insanın Allah vergisi sevgi’nin hem merkezi hem hedefi olduğunu gösteren güzel bir vecizedir.
Kâinattaki tabii cazibe gücünün temelinde sevgi vardır.
Mevlana’nın:
‘’ Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir ister mecusi ister puta tapan ol yine gel,
Bizim dergahımız, ümitsizlik dergâhı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel…’’ çağrısının temelinde sevgi vardır.
Tabiatın insana itaat etmesi, tabiatta hürriyet içinde yaşarken kafese girmeye razı olan kuşların saflığı bu sevgiyi telkin etmekte değil midir?
Allah’ın kullarına sevgisine; Af ve merhamet, Peygamberin ümmetine sevgisine Şefaat denilmiştir.
Bu sebeple dünya sevgi üzerine, ahiret sevgi üzerinedir.
Üzerinde yaşadığımız coğrafya; Üstünde yaşayanları, kültürel dokusu ve yapısı, tarihi, üzerinde taşıdığı tarihi eserleri, tabii görünümü, iklimi ve birçok zenginliği bakımından sevmeyi hak etmektedir.
Bir Hadis-i Şerifte: “Vatan sevgisi imandandır” buyrulmuştur.
Bu yurt, dedelerimizin kanlarıyla, terleriyle, elleriyle, emekleriyle, ilmik ilmik ördükleri desenleriyle ve motifleriyle, sevgileriyle yurt olmuştur.
Peygamberimizin; “Vatan sevgisi İmandandır…” Hadis-i Şerifi, içimizdeki kutsal sevginin vatanı ayakta tutacağına, imanın bir parçası olduğuna delildir.
Allah’ı seven Peygamberi sevmelidir…
Allah’ı ve Peygamber’i seven; Allah’ın sevgi emrine, Peygamberin sevgi temeli üzerindeki yaşayış ve telkinlerine uymalıdır.
Allah’ın kullarına sevgisi, annenin çocuğuna olan sevgisinden yüzlerce kat fazladır.
Allah’a iman ve sevgide bu vefa duygusu vardır.
Bir gözün hatırı için çok gözler sevilir.
Allah’ı seven; Değişmez bir kural olarak Allah’ın yarattıklarını da sevmeli, barış içinde yaşamanın yollarını aramalıdır.
Barış içinde yaşamak sevgiyle mümkündür.
Yunus Emre’nin deyişi ile İnsan: ‘’Yaratılanı yaratandan dolayı sevmelidir.’’
Çünkü sevgide inanç, inançta sevgi vardır.
Bu nedenle her şey değişirken, sevgi dolu inançlarımızla değişmeyen kırmızı çizgilerimize ve kutsallarımıza karşı sevgimizi sabit tutmalıyız.
Hoşça kalınız.

